Özlü Sözler-İbretlik Sözler-10 eklenmiştir.

Sıkıntılar misafirdir!..
Gelir ve gider…
Önemli olan gönderenin hatırına misafire sabretmektir….
mevlana

Bir avuç toprak için yor kendini….
Geri döndüren gördün mü geçmişi
Boşa soldurdun o nazlı gençliği
Bir avuç toprak için yor kendini

Öyle bir ‘Yâr’ sev ki evladım; elinde su tasıyla, iftarı bekleyen oruçlu gibi beklesin seni… ( Mevlana )

Basra şehri halkı Ibrahim Ethem K.S’e gelip dua ettiklerini ama kabul olmadığını söyleyip sebebini sorduklarında cevaben: Kalbinizi 10 sebeple öldürmüşsünüz, diriltmezseniz dualarınız kabul olmaz.” Buyurdu.
1) Allah (c.c.)’ı tanırsınız ama kulluk etmezsiniz
2) Kitabı okur ve duyarsınız ama ona göre ibadet etmezsiniz
3) Şeytana düşman dersiniz ama hep onunla olursunuz
4) Peygamber (s.a.v.)’i sever ve tasdik edersiniz ama sünnetlerini yapmazsınız
5) Cenneti seversiniz ama ona varmak için gayret etmezsiniz
6) Ateşi sevmezsiniz ama günahları severek yaparsınız
7) Ölüm gelecek bilirsiniz ama tedbir almazsınız
8) Başkalarının ayıplarını kötülersiniz ama kendinize hiç bakmazsınız
9) Allah (c.c.)’ın rızıklarını yersiniz ama ona ne şükredersiniz ne de tefekkür edersin
10) Ölenlerinizi gömersiniz ama ondan ibret almazsınız. Böyle olursanız ve
devam ederseniz dualarınız kabul olur mu?”

Her gönül BiRTEK sevgiliye dönüktür aslında.
Lakin KIBLESi yanlıştır.
Bulduğunu sandığı şey gerçekte aradığı değildir.
Kimisi gül yüzlü bir güzele MEFTUN,
Kimisi bir CEYLAN bakışlıya mecnundur.
Bazısı dünyaya kanmış,
Bazısı MALA mülke aldanmıştır.
Oysa her biri aslında bir SEVGİLİ tarafından sınanmıştır
___MEVLANA______

Nakşediyor yüreğime ilahi bir kudret..!
Diyor ki:
Ey Kulum!
İmtihanın RABBİN İçin.
Sabr’et.

Güzellik dilin altında gizlidir.
Sükût, incelik, edep ve zerafet insanı her gittiği yerde sultan yapar.
Hz. Mevlâna

Ben derdimi ne dostuma söylerim, ne de düşmanıma…
Zirâ; Dostum üzülür, düşmanım sevinir…
Beni en iyi Rabbim bilir.
Hz. Ömer

“ Ve; Dünyadaki en büyük gurbet, İnsanın Rabbine uzak kalmasıdır! ”

Allah’a sığınan mağdur olmaz. Hala sıkıntıdaysa ya tevekkülü eksiktir ya da kalbinde kin vardır. Uğur Koşar

Sabır “dikendir”; Rabb’in için katlanırsan, “güle dönüşür… Uğur Koşar

Kalbinin kitabını okuyamadıktan sonra, okuduğun tüm kitaplar anlamsız kalacaktır… Uğur Koşar

Allah’a sığınan mağdur olmaz. Hala sıkıntıdaysa ya tevekkülü eksiktir ya da kalbinde kin vardır. Uğur Koşar

Allah’a sığınan mağdur olmaz. Hala sıkıntıdaysa ya tevekkülü eksiktir ya da kalbinde kin vardır. Uğur Koşar

Tesettürlü, aklı selime bir hatun; ‘Başörtümle her yere girerim’ mantığının dışında, ‘acaba gireceğim yerler tesettürüme uygun mudur’ zihniyetini taşıyabilmelidir..!

Olsada elinde en büyük kudret..
verirken titreyen elden istemem..
insana yakışan sözünü bilmek..
sözünü tutmayan insanı istemem!

Geçmişte kim olduğunu bilmek istiyorsan,
Şu an kim olduğuna bak.
Gelecekte Kim olacağını bilmek istiyorsan,
Şu an ne yaptığına bak.

Ve Aşk, insanın alnına dokundu
Subhane Rabbiyel Ala

Yakup as’ın oğluna ağladığından kör olan gözlerinden,
Eyüp as’ın çürüyen bedeninden,
Yusuf as’ın kuyuya atıldığı zaman çektiği sıkıntıdan,
Yunus as’ın balığın karnında çektiği ızdıraptan,
İbrahim as’ın ateşe atılmasından,
İki alem sultanının yurdundan kovulmasından,
Dahamı büyük senin derdin, sıkıntın, Ey Müslüman!
Hakka sığın, ona dayan, sakın haddini aşıp isyan etme ki,
Çektiğim zahmet, rahmete dönüşsün,
Olmasın keder, olmasın heder

HAYAT DİYORUZ.
Allahu teala herkese birgün veriyor.
Ve o gün içinde nasıl yaşayacağımıza bakıyor.
Bu günlerin toplamına hayat diyoruz.
Yaşadıklarımıza da salih amel diyoruz.
Allah, ahirette bize ona göre bir hayat verecek inşallah.

Yaşıyor gibi görünüp; ölü olan ruhtan,
Edepli görünüp; edep yoksunu olandan,
Tatlı dilli görünüp; çirkin konuşandan,
Yüzüne gülüp; arkadan kuyu kazandan…
En çok da kalp kırmaktan utanmayan cahil insandan,
Uzak tut bizi Rabbim…

Hatadır beklemek dünyada ahiretten her hayrı,
Öbür dünya bu dünyadan değil, hem hiç değil ayrı…

Külillah sümme zerhum
Allah de, ötesini bırak!

Vahyin girmediği beyne hurafe girer…

Bak…. bilki domuzların önüne inciler serilmez
Mücevherden sarraflar anlar ancak, başkası bilmez.
Ne fark eder ki; kör insan için elmasta bir camda.
Sana bakan bir kör ise, sakın kendini camdan sanma
mevlana

Ya RABBİ…
Bu gönül sızım nedendir bilinmez…
Sen ki Beni benden iyi bilirsin…
Bilmeyip acıyan yaralarıma şifa ver….
Ömer Aslan

Tasavvuf, Allah‟ın, seni sende öldürüp, Kendinde ebediyen diri kılmasıdır.

Tasavvuf ehlinin üç vasfı vardır. Toprak gibidir, iyiye de, kötü kimseye de verir. Bulut gibidir, her şeyi gölgeler. Yağmur gibidir, sevilen kimseyi de, sevilmeyen kimseyi de sular.

Tasavvuf hâldir, söz değildir, söz ile ele geçmez.

Tasavvuf, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeylerin hepsini terketmektir.

Tasavvuf islam dinini gerçek manada yaşamak demektir.Dinin emir ve yasaklarını zorlamadan muhabbetle yapmak demektir.
Tasavvuf tamamen edebden ibarettir.

Tasavvuf ; Sevgide ölümü tadıp Aşkta dirilmek

Aşk sandığın kadar değil yandığın kadar…

Dünyanın kıymetsizliği, açık ve ortadadır. Büyükler buyurdular ki: “Dünya kırılmaz altın bir testi, ahiret de kırılan toprak bir testi olsa, akıllı kimse, geçici olan ve yok olacak olan altın testiyi bırakır, ebedi olan toprak testiyi alır. Kaldı ki dünya, geçici ve kırılacak toprak bir testi gibidir. Ahiret ise hiç kırılmayan ebediyen baki kalacak olan altın testi gibidir. Öyleyse, buna rağmen dünyaya sarılan kimseye nasıl akıllı denilebilir? Bu misali iyi düşünün ve daima göz önünde tutun!

Hastaya okunacak dua:
“Allâhümmeşfi kalbehû,veşfi sekâmehû.”
“Allah’ım! Kalbine şifa ver,hastalığına şifa ver.”

Yarabbi..!
Helalinle Bizi Haramdan Koru..
Fazlınla Bizi Zengin Kıl..
Kendinden Başkasına Muhtaç Etme..
(AMİN)

Çocuğu terbiye etmek,
Tonlarla Sadakadan Daha Sevaptır..!
Hadis- Şerif Tirmizi

Güçlük, kolaylıkla beraberdir; kendine gel, umidi sakın bırakma!
Akıllı insan bilir ki ölümün arkasında bile daha güçlü
bir hayat beklemektedir..
(Hz. Mevlana)

Akıllı İnsan Bilir ki, Ölümün Arkasında Bile Daha Güçlü Bir Hayat Beklemektedir.”
(Hz. Mevlana)

“Zevkleri bıçak gibi kesen ölümü çokça hatırlayın..”
Hz. Muhammed (s.a.v) – Kaynak:[Tirmizi]

Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz?
Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir.
Tevbe, 38

Şu üç şeyi gizlemek, iyilik hazinesidir:
1- Hastalığı,
2- Musibeti,
3- Sadakayı. (Taberani)

Ebu Hüreyre -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif’lerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Göz değmesi haktır. Aşırı bir hayranlıkla bakarken şeytan ve insanoğlunun hased duygusu hazır bulunur.” (C. Sağir: 5747)

”Nasıl istersen öyle yaşa, fakat bil ki, bir gün mutlaka öleceksin. Kimi seversen sev ama unutma ki, bir gün ondan ayrılacaksın. Dilediğin gibi davran, lâkin şu da her zaman hatırında olsun ki, her yaptığının karşılığını mutlaka göreceksin.”
[Hâkim, Müstedrek, 4/360]

Mü’min kardeşlerinizle iyi geçinmelisiniz. Onların ahlaklarının güzelleşmesine yardımcı olmalısınız. Çocuksu hareketlerden, basit, geçici ve zararlı eğlence ve alışkanlıklardan vazgeçmesi için çalışmalısınız. Herkesin mânevî tekâmül ve terakkisi bir olmaz. İnsanlara onların akıl ve gönül seviyelerine göre davranmalısınız. Kardeşleriniz arasında hasta, yaşlı ve yardıma muhtaç olanlar bulunabilir. Zayıfın güçlüde, yaşlının gençte hakkı vardır. Onlarla ilgilenmek ve onlara hizmet etmek husûsunda azimli, fedâkâr ve cömert olun.

Öyle bir gözyaşı ver ki Yâ Rabbî;
Aklansın Ölümün kara düşleri
Korkuları umutlara döndürsün.
Rahmetinle her damlası Cehennemler ?

Kılmak isteyene namaz, insanın önüne engel çıkarmaz.

ALLAH GÖKLERİN VE YERİN NURUDUR.
Dilediği kimseleri nuruna eriştirir.

Gençliğin kıymetini ihtiyarlar,
Huzurun kıymetini huzursuzlar,
Sıhhatin kıymetini hastalar,
Hayatın kıymetini ölüler bilir.
Hatimi Esam Hz.

İşlediğiniz günahları gizlediğiniz gibi, yaptığınız iyilikleri de gizleyiniz!

Nefsin aldanmasına, dünyanın yalancı ve geçici tadına kapılan, hayrın tadını alamaz.

Öyle bir kimseyle arkadaşlık edin ki; onda dünya malı hırsı bulunmasın.
Hakiki sevgi, iyilik gördüğünde artmayan, kötülük gördüğünde de eksilmeyendir.

İki şeyi ararsınız ama, bulamazsınız. Bunlar, neşe ve rahatlık olup, ikisi de Cennette olur.

İyi komşuluk, yalnız komşuya eziyet etmemek değil, komşunun eziyetlerine de katlanmak demektir.

Yılan candan eder, kötü arkadaş hem candan hem imandan eder.

Salih müslümanın korkusu kalb kırmaktır.
Hiç ölünün diri ile kavga ettiğini gördünüz mü?

Abdülhalık Goncdüvani hazretlerine bir genci meth etmişler. O da merak edip ziyaretine gitmiş. Biraz sohbet ettiklerinde genç demiş ki, “Rabbimin rızası Cehenneme girmemde ise girerim.” Abdülhalık Goncdüvani hazretleri buyurmuş ki, “Senin işin bitmiş! Zira hep mimli, yani “ben”li konuşuyorsun. Mimli konuşmak ise nefstendir.”

Muvaffak olmuş, yaptığının faydasını ahirette görene denir.

Nefs, hiçbir düşmana benzemez. Çünkü o doğrudan Allahü teâlâya düşmandır.

Allah’tan en çok korkanlar, Onu bilenlerdir. İlim arttıkça korku artar.

Evliyayı kiramın ruhlarından, hayatta iken feyz alındığı gibi, vefatlarından sonra da feyz alınır. Hatta daha çok feyz verirler. Yeter ki sevgi, muhabbet olsun…. Ehl-i sünnet itikadı olsun, haram işlememek olsun, bir de namazları doğru kılmak oldu mu feyz kesilmez, artar.

Bir insana İslamiyet’i anlatmak isteyende şu üç vasfın olması şarttır; yoksa hem kendisine hem karşısındakine zarar verir: 1) Karşısındakinin dinini bilecek. 2) Dünyasını bilecek. 3) İslamiyet’i ve ilm-i siyaseti bilecek.

Bilmek, yapmak içindir.

Müstehapları yapmakta gevşek davranan, sünnetleri yapamaz. Sünnetleri yapmakta gevşek davranmak, farzların yapılmasını zorlaştırır. Farzlarda gevşek davranan da marifete, Allahü teâlânın rızasına kavuşamaz.

Mübin Duası ile Allah (celle celaluhü)’tan İsteme-7 değişik Terkib

MÜBİN DUASI İLE ALLAH(celle celaluhu)’TAN İSTEME

Mübin Duası; Dileklerin kabul olması için en güçlü dualardan birisi de belki birinci olan Mübin duasıdır. Yâ-Sin sûresiyle ilgilidir. Bilindiği gibi Yâ-Sin sûresi,Kur’an-ı Kerim’in en çok okunan,okunması tavsiye edilen surelerden biridir.Bu sure hakkkında Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur.”Her şeyin bir kalbi vardır, Kur’an’ın kalbi de Yâsin Suresidir.” Bu sure Kur’an-ı Kerim’in özeti gibidir. Kur’an’da anlatılanların çoğu bu sürede özet olarak bulunmaktadır.

Yasin-i Şerif”te yedi yerde “mübin” kelimesi vardır.Bunlar:12,17,24,47,60,69 ve 77, ayetlerdir.
Mubin duası adıyla bilinen bu dua bir çeşit hacet duasıdır. Dünyevi ve uhrevi her türlü dilek ve hacetlerin yerine gelmesi, sıkıntı, keder ve her türlü elemlerin gitmesi için niyet ederek,Yasin Suresi ve mübinler aşağıdaki şekillerde okunur.
DEĞİŞİK ŞEKİLLERDE OKUNUR (Duanın farklı okunuşları ve reçetenin uygulamaları vardır)
*********************************************
1.Şekil
Güzelce abdest alınır. Maddi ve manevi hazırlık yapıldıktan sonra Yâ-Sin suresi okunmaya başlanır.”Mübin” kelimesiyle biten ilk ayete kadar okunur. Hemen arkasından mübin duası okunur.Sonra tekrar surenin başından başlanır. İkinci mübin’e kadar okunur, ve tekrar mübin duası okunur. Bu şekilde en son Mübinden sonra da mübin duası okunur. Ardından dilekler Allah’a arz edilir. İnşallah bütün dilekler yerine gelir.

Mübin Duası:
Sübhânel müneffisi an külli medyûnin *sübhânel müferrici an külli mahzûnin *sübhâne men ceale hazâinihü beynel kâfi ven nûnü *sübhâne men izâ erâde şeyen en yekûle lehü kün fe yekûnü *yâ müferricü ferric *yâ müferricü ferric *yâ müferricü ferric *ferric annî hemmî ve ğammî feracen âcilen bi rahmetike yâ erhamer râhimîne ve sallallâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim.
Türkçesi:
Her borçluyu rahatlatan Zât’ı tesbîh ederim. Her üzüntülüyü rahata çıkaran Zât’ı tenzîh ederim. Hazînelerini; “Kâf” — ك — ile “Nûn” — ن — ((كُنْ = (ol) arasında (Kün- emrine) yerleştiren Zât’ı tesbîh ederim. Bir şeyi istediği zaman ona “Ol” dediği anda, her istediği oluveren Zât’ı noksan sıfatlardan tenzîh ederim. Ey sıkıntıları açan Zât!.. Sıkıntılarımı aç!..”
“ Ey Allâh-ım!.. âcilen benim sıkıntımı ve kederimi aç!.. Ey acıyanların en merhametlisi rahmetinle muâmele eyle!.. Allâh Efendimiz Muhammed’e ve Âl-i Ashâbına salât-ü selâm eylesin!..”

veya;
Bismillahirrahmanirrahim

Sübhane’l-müneffisi an külli medyun. Sübhane’müferrici an külli mahzun. Sübhane’l-muhallisi an külli mescun. Sünhane’l-alimi bi külli meknun. Sübhane men cealae hazainehu beyne’l-kafi ve’n-nun. Fe iza kada emren fe innema yekulü lehı kün feyekun. Fa sübhanellezi bi yedihi melekutü külli şey’in ve ileyhi türceun.”

Türkçe meali,; “Ey her türlü borçtan kurtaran! Seni tenzih ederim. Ey her türlü hüzünden kurtaran! Seni tenzih ederim. Ey her hapisten kurtaran! Seni tenzih ederim! Ey her gizliyi bilen! Seni tenzih ederim. Ey bütün hazinelerini Kâf(Kef harfi) ve Nun arasında var eden! Seni tenzih ederim. O bir işi diledi mi ona “ol!” der, o da oluverir. Her şeyin iç yüzünü bilen ve her şeyin melekutunu elinde tutan, gücü her şeye yeten Allah’ı tenzih ederim. Her şey Ona dönecektir.

Ayrıca aynı konuda; Ahbab Hocaefendi merhum notlarında, Üstâzühu ve Üstâzünâ Ebu’l-Faruk Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) hazretlerinden naklen aşağıdaki usûlu kaydetmiştir: Bir diğer usûl “Mübîn”li Yâsîn’dir. Bu usûl de korunma maksadıyla okunur. Bu usûlde Yâsîn-i şerif okurken; 1. Mübîn’e geldiğinde başa geçer, bu sefer 2. Mübîn’e kadar okur, tekrar başa geçer 3. Mübîn’e kadar okur, başa geçer…..7. Mübîn’e geldiğinde artık başa geçmez ve sonuna kadar okur. (Muhafaza altına alınmak istenen mahallin etrafı dolaşılarak tamamlanır.)

**************************************
2. Şekil
Mahmut Efendi Hazretleri tarafından tecrübe edilmiş; BÂZI ÂLİMLERİN BİLDİRDİĞİNE GÖRE; HER KİM YÂ-SÎN’İ ŞERÎF’İ ARDI ARDINA 4 (DÖRT) KERE OKUYUP BİTİRİNCE;
“سُبْحَانَ الْمُنَفِّسِ عَنْ كُلِّ مَدْيُونٍ، سُبْحَانَ الْمُفَرِّجِ عَنْ كُلِّ مَحْزُونٍ، سُبْحَانَ مَنْ جَعَلَ خَزَآئِنَهُ بَيْنَ الْكَافِ وَالنُّونِ،سُبْحَانَ مَنْ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ، يَا مُفَرِّجُ !.. فَرِّجْ.”

Türkçesi:Sübhânel müneffisi an külli medyûnin sübhânel müferrici an külli mahzûnin sübhâne men ceale hazâinihü beynel kâfi ven nûnü sübhâne men izâ erâde şeyen en yekûle lehü kün fe yekûnü yâ müferricü ferric yâ müferricü ferric yâ müferricü ferric.
Manası:“Her borçluyu rahatlatan Zât’ı tesbîh ederim. Her üzüntülüyü rahata çıkaran Zât’ı tenzîh ederim. Hazînelerini; “Kâf” — ك — ile “Nûn” — ن — (كُنْ) = (ol) arasında (Kün- emrine) yerleştiren Zât’ı tesbîh ederim. Bir şeyi istediği zaman ona “Ol” dediği anda, her istediği oluveren Zât’ı noksan sıfatlardan tenzîh ederim. Ey sıkıntıları açan Zât!.. Sıkıntılarımı aç!..”

DUÂSINI 4 (DÖRT) KERE OKUDUKTAN SONRA AŞAĞIDAKİ DUÂYI 1 (BİR) KERE OKURSA İSTEDİĞİ HER NE ŞEY OLURSA ALLÂH-Ü TE’ÂLÂ O MURÂDINI GERÇEKLEŞTİRİR…
“أَلّٰهُمَّ فَرِّجْ عَنّ۪ي هَمّ۪ي وَغَمّ۪ي فَرَجًا عَاجِلًا بِرَحْمَتِكَ يَآأَرْحَمَ الرَّاحِم۪ينَ، وَصَلَّى اللّٰهُ عَلٰي سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى أٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ وَسَلَّمَ.”
Allahümme ferric annî hemmî ve ğammî feracen âcilen bi rahmetike yâ erhamer râhimîne ve sallallâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim.

“ Ey Allâh-ım!.. âcilen benim sıkıntımı ve kederimi aç!.. Ey acıyanların en merhametlisi rahmetinle muâmele eyle!.. Allâh Efendimiz Muhammed’e ve Âl-i Ashâbına salât-ü selâm eylesin!..”

Bu reçete değişik şekillerde okunabiliyor. Buradaki onlardan biri.
Allah kabul etsin.
********************************************************************************************************
3. Şekil
Mühim işlerin kolaylıkla halledilmesi için arka arkaya Yasin Suresi dört defa okunmalıdır. Yalnız her “mübîn” ayeti okununca yedişer defa “Mubîn” Duası okunmalı.

Mübin Duası:
Sübhânel müneffisi an külli medyûnin*sübhânel müferrici an külli mahzûnin*sübhâne men ceale hazâinihü beynel kâfi ven nûnü*sübhâne men izâ erâde şeyen en yekûle lehü kün fe yekûnü*yâ müferricü ferric*yâ müferricü ferric*yâ müferricü ferric*ferric annî hemmî ve ğammî feracen âcilen bi rahmetike yâ erhamer râhimîne ve sallallâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim.
Türkçesi:
Her borçluyu rahatlatan Zât’ı tesbîh ederim. Her üzüntülüyü rahata çıkaran Zât’ı tenzîh ederim. Hazînelerini; “Kâf” — ك — ile “Nûn” — ن — ((كُنْ = (ol) arasında (Kün- emrine) yerleştiren Zât’ı tesbîh ederim. Bir şeyi istediği zaman ona “Ol” dediği anda, her istediği oluveren Zât’ı noksan sıfatlardan tenzîh ederim. Ey sıkıntıları açan Zât!.. Sıkıntılarımı aç!..”
“ Ey Allâh-ım!.. âcilen benim sıkıntımı ve kederimi aç!.. Ey acıyanların en merhametlisi rahmetinle muâmele eyle!.. Allâh Efendimiz Muhammed’e ve Âl-i Ashâbına salât-ü selâm eylesin!..”

veya;
Bismillahirrahmanirrahim

Sübhane’l-müneffisi an külli medyun. Sübhane’müferrici an külli mahzun. Sübhane’l-muhallisi an külli mescun. Sünhane’l-alimi bi külli meknun. Sübhane men cealae hazainehu beyne’l-kafi ve’n-nun. Fe iza kada emren fe innema yekulü lehı kün feyekun. Fa sübhanellezi bi yedihi melekutü külli şey’in ve ileyhi türceun.”

Türkçe meali,; “Ey her türlü borçtan kurtaran! Seni tenzih ederim. Ey her türlü hüzünden kurtaran! Seni tenzih ederim. Ey her hapisten kurtaran! Seni tenzih ederim! Ey her gizliyi bilen! Seni tenzih ederim. Ey bütün hazinelerini Kâf(Kef harfi) ve Nun arasında var eden! Seni tenzih ederim. O bir işi diledi mi ona “ol!” der, o da oluverir. Her şeyin iç yüzünü bilen ve her şeyin melekutunu elinde tutan, gücü her şeye yeten Allah’ı tenzih ederim. Her şey Ona dönecektir.”

**************************************************************************************************
4. Şekil
Niyet ederek,Yasin Sures’ndeki,her “mübin”le biten ayetten sonra 3,5 veya 7 defa Mübin duası ihlasla okunursa, Allah dua eden kulunun dileğini yerine getirir, İnşAllah.
Yasin-i Şerif okuduktan sonra da bu duanın okunması tavsiye edilmektedir.Bu şekilde duanın, hacetlerin kabulüne vesile olacağı, Cenab-ı Hakk’ın okuyanların her türlü sıkıntı ve kederden kurtaracağı, arzularına kavuşacağı rivayet olunmuştur.

Mübin Duası:
Sübhânel müneffisi an külli medyûnin*sübhânel müferrici an külli mahzûnin*sübhâne men ceale hazâinihü beynel kâfi ven nûnü*sübhâne men izâ erâde şeyen en yekûle lehü kün fe yekûnü*yâ müferricü ferric*yâ müferricü ferric*yâ müferricü ferric*ferric annî hemmî ve ğammî feracen âcilen bi rahmetike yâ erhamer râhimîne ve sallallâhü alâ seyyidinâ muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim.
Türkçesi:
Her borçluyu rahatlatan Zât’ı tesbîh ederim. Her üzüntülüyü rahata çıkaran Zât’ı tenzîh ederim. Hazînelerini; “Kâf” — ك — ile “Nûn” — ن — ((كُنْ = (ol) arasında (Kün- emrine) yerleştiren Zât’ı tesbîh ederim. Bir şeyi istediği zaman ona “Ol” dediği anda, her istediği oluveren Zât’ı noksan sıfatlardan tenzîh ederim. Ey sıkıntıları açan Zât!.. Sıkıntılarımı aç!..”
“ Ey Allâh-ım!.. âcilen benim sıkıntımı ve kederimi aç!.. Ey acıyanların en merhametlisi rahmetinle muâmele eyle!.. Allâh Efendimiz Muhammed’e ve Âl-i Ashâbına salât-ü selâm eylesin!..”
veya;
Bismillahirrahmanirrahim

Sübhane’l-müneffisi an külli medyun. Sübhane’müferrici an külli mahzun. Sübhane’l-muhallisi an külli mescun. Sünhane’l-alimi bi külli meknun. Sübhane men cealae hazainehu beyne’l-kafi ve’n-nun. Fe iza kada emren fe innema yekulü lehı kün feyekun. Fa sübhanellezi bi yedihi melekutü külli şey’in ve ileyhi türceun.”

Türkçe meali,; “Ey her türlü borçtan kurtaran! Seni tenzih ederim. Ey her türlü hüzünden kurtaran! Seni tenzih ederim. Ey her hapisten kurtaran! Seni tenzih ederim! Ey her gizliyi bilen! Seni tenzih ederim. Ey bütün hazinelerini Kâf(Kef harfi) ve Nun arasında var eden! Seni tenzih ederim. O bir işi diledi mi ona “ol!” der, o da oluverir. Her şeyin iç yüzünü bilen ve her şeyin melekutunu elinde tutan, gücü her şeye yeten Allah’ı tenzih ederim. Her şey Ona dönecektir.”

*************************************************************************************************

5. Şekil
Yasin suresi okunur, mübinlere gelince dua okunur, üstteki reçetelerden biri yapılır, yalnız burada dua okunurken aşağıda gösterilen yer 7 defa tekrar edilir.
MÜBİN DUASI
Subhânel muneffisi an kulli medyûn * subhânel muferrici an kulli mahzûn * subhâne men ceale hazâinehu beynel kâfi ven nûn subhâne men izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn * “YÂ MUFERRİCU FERRİC” (7defa tekrarlanacak Yâ muferricu ferric) ferric annî hemmî ve gammî fercen âcilen gayra âcilin bi rahmetike yâ erhamer râhimîn.

****************************************************************************************************

6. Şekil

Dertlerden, gamlardan, kederden kurtulmak için; Yâsîn-i şerif okurken Mübîn’lere gelindiğinde (7 adet Mübîn vardır) aşağıdaki duayı okumayı tavsiye etmişlerdir. (Bu usûlde tekrar başa dönülmez, her bir Mübîn’de Mübîn duası okuyarak okumaya devam edilir.)

Mübîn’lerde okunacak dua:

“Sübhâne’l-müneffisi an külli medyûnin.

Sübhâne’l-müferrici an külli mahzûnin.

Sübhâne men ceale Haazâ inehuu beyne’l-kâfi ve’n-nûni.

Sübhâne men izâ erâde şey’en en yequule lehuu kün fe-yekûn.

Allâhümme yâ müferric ferric annâ hemmenâ ve ğammenâ feracen âcilen bi-rahmetike yâ erhame’r-râhımîn.

Ve Sallallâhü alâ seyyidinâ Muhammedin ve aalihî ve sahbihî ecmaîn.” Amiin…

Meali: Bütün borçlulara nefes aldıran, borcundan kurtaran Allah’ı tesbih ederim.

Bütün mahzunlerı (üzüntülüleri) feraha kavuşturan Allah’ımızı tesbih ederim.

Bütün hazinelerini Kâf ile Nûn arasında (yani KüN, ol emrinin arasında) kılan Rabbimi tesbih ederim.

Bir şeyi dilediğinde “ol” emriyle olduran Rabbimi tesbih ederim.

Ey ferahlandırıcı, kurtarıcı Rabbim!

Ey bütün merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbim!

Bizleri âcil bir kurtarma, ferahlama ile gam, keder, tasa dertlerimizden kurtar.

Salât Efendimiz Muhammed Mustafa’ya, onun âline, ashâbına, cemîsi üzerine olsun. Amin…

**************************************************************************************************

7. Şekil

Şifa için (Her türlü hastalığa)

Yâsîn-i şerifte 7 Mübîn vardır. Her Mübîn’de Zemzem-i şerife sıcak olarak ‘HUU’ diye nefes edilip 123 defa okunur ve bu su bitmeden çoğaltılarak 7 gün içilir.

Veya şöyle ki; Yasin-i şerifin hatmi iki türlü olabilir. (Büyük hatimde 123 Yasni-i Şerif okunur,küçük hatimde 41 Yasin-i şerif okunur demiştik. Bu hatimler de Yasin kelimesinin 2 defa söylenmesi tavsiyeler arasındadır. Hastalar için 123 Yasin bir suya okunur. Mübinlerde “Ya Şafi Hû” diye suya üflenir.Ve hastaya sudan içirilir. Biiznillah,hastanın ömrü var ise şifa bulur.

******************************************************************************************************

MEŞÂYİH-I KİRÂM TARAFINDAN TECRÜBE EDİLMİŞ BAZI HAVÂSS-I ‘İZÂM YÂSÎN SÛRESİ HAKKINDA MÜHİM BİR HAVAS
Meşâyıhın Birçok İsteklerini Kendisiyle Gerçekleştirip Kitaplarında Naklettikleri Yâsin Sûresi’nin Acâyip Bir Terkiple Okunuşu

Bir Kıssa-Bağdatlı Cüneyd nasıl Cüneyd-i Bağdadi oldu?

Bağdat’ın genç hatibi 
Cüneyd 7-8 yaşlarındadır. Bir gün babasını ağlarken görür. 
-Neler oluyor baba? 
-Dayına (Sırriyi Sekati Hazretlerine) zekât için bir kaç gümüş yolladım, almadı. Yoksa ben ömrümü Allah adamlarının beğenmediği şeyleri kazanmak için mi geçiriyorum? 
-Müsaade edersen bir de ben deneyeyim. 
-Alacağını zannetmem ama sen bilirsin. 
Nurlu çocuk dayısına gider ve gümüşleri uzatır. Büyük veli hem gülümser, hem elini çeker. ‘Hayır Cüneyd’ der, ‘alamam’. 
-Adl edip babama emreden ve ihsan edip seni serbest bırakan Allah (Celle Celalüh) için al! 
Sırriyi Sekati tutulur kalır. Şiir gibi bir cümle, içinde bin mânâ. Büyük veli kucağını açar, ‘Hem gümüşleri kabul ettim’ der, ‘hem de seni!’ 
Edipler parmak ısırır.
Sırriyi Sekati Hazretleri bu cevheri çok sever. Çünkü o, en girift meseleleri bile berrak bir şekilde ifade eder. Onu yanından ayırmaz olur hatta birlikte hacca giderler. Bir ara Hicaz âlimlerinin oturduğu bir meclise katılırlar. Mevzu şükürdür. 400 âlim şükrü en veciz şekilde tarife çalışır. Tam dağılacaklardır ki içlerinden biri ‘Durun hele’ der ‘küçükbeye sormadık’ Cüneyd ‘Şükr Allah-ü teâlâ’nın ihsan ettiği nimetlerle ona isyan etmemektir’ der ki o ana kadar yapılan tariflerin en mânâlısıdır. 
Cüneyd ibadetten tarifsiz bir lezzet alır ve geceleri asla uyumaz. Bir yandan Sırriyi Sekati’nin sohbetleriyle hâllere ve sırlara kavuşurken, diğer yandan İmam-ı Şafii’nin talebelerinden fıkh ve hadis öğrenir. Ancak muhteşem ilmine rağmen kürsüye çıkmaz. Ta ki rüyasında Resulullah Efendimizi (Sallallahü aleyhi ve sellem) görünceye kadar. Server-i Kainat, ona ‘Ey Cüneyd insanlara nasihat et’ buyururlar, ‘Zira sözlerin ferahlık vericidir. Allah-ü teâlâ seni insanların kurtuluşuna vesile kıldı.’ 
İşte o günden sonra vaaza başlar ve Bağdatlı Cüneyd, Cüneyd-i Bağdadi olur. 




alıntı

Kur’ân-ı Kerîm’den Kıssalar-2-Ashab-ı Kehf Kıssası (Hazin, Savi, Alusi Tefsirlerinden alıntı)/Adını sürekli duyup, kıssasını pek bilmediğimiz, Kur’ân-ı Kerîm’de bahsi geçen Ashab-ı Kehf Kıssası.

Ashab-ı Kehf Kıssası (Hazin, Savi, Alusi Tefsirlerinden alıntı)

İbni İshak ve diğerlerinin nakline göre; İncil ehli büyük günahlara bulaşıp, putlara tapmaya başladığı sırada içlerinden bazıları hak din-de sebat edebilmişti. 0 an için Rum diyarının hükümdarı olan Dekyanus, İsa (Aleyhisselam)ın dini üzere sabit kalanları tek tek aratıp buldurarak, puta tapmakla ölmek arasında seçime zorluyordu. Bir kere o, Ashab-ı Kehf’in yaşadığı Tarsus şehrine uğrayınca, iman ehli gizlenmeye başladı. Fakat o, müfettişler salarak insanları huzuruna toplatıyordu. 0 bölgenin ileri gelenlerinden, İsa (Aleyhisselâm)ın dini üzere olan birtakım delikanlılar bu durum karşısında ağlayıp dua ederek Allah-u Te’âlâ’ya yalvardıkları sırada bekçiler onları yakalayıp o zor- ha hükümdarın karşısına çıkarttı. 0 onlara: “Siz niçin bizim putlarımız adına kurban kesmiyorsunuz, ya bunu yaparsınız, ya da öldürülürsünüz!” deyince onlar: “Bizim ilahımızın azameti gökleri yerleri kaplamıştır, biz asla O’ndan başka kimseye ibadet etmeyiz, sen bildiğini yap!” dediler. Buna çok kızan hükümdar üzerlerindeki süslü elbiselerin ve takıların çıkartılmasını emrettikten sonra: “Sizin cezanızı hemen verirdim ama gençliğinize bağışlıyorum ve size düşünmeniz için biraz süre tanıyorum!” dedi. Kendisi de o sırada bir işi için başka bir vilayete gitti. 0 arada istişare yapan delikanlılar, evlerinden bir miktar azık alıp bir kısmını sadaka vermeye, diğerlerini de yanlarına almaya karar verdiler ve yakınlarında bulunan Bencilüs dağındaki bir mağaraya sığınma kararı aldılar. Yollarına çıkan bir köpek peşlerine düşünce onu defaatle kovmalarına rağmen yanlarından uzaklaşmadı ve sonunda dile gelerek: “Ben Allah’ın sevdiklerini seviyorum, siz uyuyun, ben sizi beklerim!” dedi. Onların mağaradaki amelleri namaz, oruç ve zikirden başka bir şey değildi. Yiyecek işlerine bakan Yemliha her sabah kılık değiştirerek şehre gidip önemli ihtiyaçlarını temin eder ve olup biteni öğrenip onlara bildirirdi. Bir zaman böyle geçtikten sonra bir gün ağlayarak yanlarına geldiğinde, zorba hükümdarın döndüğünü ve onların babalarını sorguya çektiğini, onların da kurtulmak için: “Çocuklarımız bize isyan ettiler, mallarımızı da yağmalayıp dağa kaçtılar!” dediklerini haber verince hep birlikte secdeye kapanarak Allah-u Te’ala’ya yalvarmaya başladılar, sonra güneş battığı sırada başlarını kaldırıp aralarında istişare ederlerken Allah-u Te’ala onların üzerine bir uyku salıverdi. Köpekleri de kapıda uyuya kaldı.
Hükümdar onların yerini bulunca, ne yapacağına karar veremedi, sonunda Allah-u Te’ala onun kalbine mağaranın kapısını kapatarak onları ölüme terk etme fikrini getirdi. Çünkü Allah-u Te’ala hem bu şekilde onlara ikramda bulunmak hem de onları ölümden sonra dirilmeye delalet eden bir ayet yapmak istiyordu. Böylece hükümdar o mağarayı onlara mezar yapmak üzere kapatma kararı aldı.
*
Fakat Dekyanus’un yakınlarından olup imanlarını gizleyen iki kişi bu delikanlıların dinlerini, soylarını, sayılarını, kaybolma tarihlerini ve kimden kaçtıklarını iki kurşun levhaya yazıp bir bakır tabuta koyarak mağaranın kapısına örülen duvarın içerisine yerleştirdiler ve:
‘Ola ki Allah kıyamet gününden önce mümin bir toplumu bunlardan haberdar eder de, onlar da bu sayede bu delikanlıların kıssalarını Öğrenirler!” diye düşündüler. Zamanla Dekyanus da, adamları da öldüler, böylece yıllar ve asırlar geçti, krallar değişti. Derken o şehre Beydarüs isminde mübarek bir adam hükümdar oldu. Fakat o zamanki toplum içerisinde kimisi dirilmeye inanıyor, kimisi de inkâr ediyordu. 0 kral insanların: “Dünya hayatından başka yaşantı yoktur, dirilirse de cesetler değil, ancak ruhlar dirilir!” gibi laflar sarf ettiklerini duyunca üzülüyor ve duaya sarılarak: “Ya Rabbi! Sen bu insanların görüş ayrılıklarını bilmektesin, bir an evvel bunlara bir mucize gönder de dirilmenin ve kıyametin hak olduğuna inansınlar!” diye yalvarıyordu. Bunun üzerine Allah-u Te’ala o mağaranın yakınında yaşayan bir adamın kalbine mağaranın kapısındaki duvarı yıkıp onun taşlarıyla koyunlarına bir ağıl yapması fikrini getirdi. Adam da bunu uyguladı, mağaranın kapısı açılır açılmaz Allah-u alo delikanlıları uyandırdı. Böylece onlar sevinçli ve güleç yüzlü bir halde oturdular. Asırlar geçmesine rağmen Allah-u Te’ala bedenlerini, güzelliklerini ve şekillerini hiçbir şey değişmeksizin aynen korumuştu. Derken onlar açlıklarını hissederek Yemliha’yı gıda temini için şehre gönderdiler. 0, şehre vardığında oranın halkının, hükümdarının ve durumunun tamamen değiştiğini görünce, sohbet ettiği bazı kimseler onu alıp o mümin hükümdarın huzuruna çıkardılar. 0 ona başlarından geçenleri anlatınca, huzurda bulunanlardan biri: “Ey millet! Bu, Allah-u Te’ala’nın ayetlerinden büyük bir ayet olabilir, hadi sen bizi götür de arkadaşlarını göster!” dedi. Böylece hükümet ricali başta olmak üzere, küçük-büyük şehir halkının tamamı mağaranın etrafına geldiler. İki büyük yetkili en evvel yanlarına girdiler ve duvarın temelinde buldukları bakır tabutu açınca kıssalarının yazılı olduğu o iki kurşun Levhaya ulaştılar. Onları okuyunca hayretler içinde kalarak, kendilerine dirilme hususunda mucize gösteren A1lh-u Te’ala’ya hamdettiler, sonra o mübarek hükümdar: “Çabucak gelirseniz büyük bir yet göreceksiniz, zira üçyüz küsur sene önce vefat etmiş olan birtakım delikanlıları Allah-u Te’ala’nın yeniden canlandırmış olduğunu müşahede edeceksiniz!” diye haber saldılar. Bu haberi alan hükümdarın bütün dertleri giderek Allah-u Te’ala’ya hamd-ü senalarda bulunduktan sonra mağaraya doğru yola çıktı ve onları ziyaret ederek kucakladı. 0 sırada onlar tesbih ve hamdle meşgul olarak toprak üzerinde oturuyorlardı.

Böylece kralı Allah’a emanet ettiler, koruma duaları yaptılar ve yattıkları yerlere dönerek yeniden uykuya daldılar. 0 sırada Allah-u Te’ala onları vefat ettirdi. Hükümdar her birinin altın bir tabuta konmasını emretti, fakat o gece rüyasında ona: “Biz ne altından ne de gümüşten yaratılmadık, topraktan yaratıldık, sen bizi mağarada olduğumuz toprak üzerinde bırak ki Allah bizi oradan diriltsin!” dediler. 0 da onları ağaçtan bir tabuta koydurdu, mağaranın kapısına da bir mescit yaptırdı ve her sene ziyaret edilmeleri için büyük bir bayram tertipledi. (Hazin, Savi, Alusi)

Zihni kapalı-Çabuk unutan-Dersleri anlamakta zorluk çekenler için Reçete

Zihni kapalı-Çabuk unutan-Dersleri anlamakta zorluk çekenler için Reçete

Zihni kapalı, çabuk unutan ve dersleri anlamakta zorluk çekenler;
Her sabah bunlardan birini suya okuyup,
7,11,veya 21 gün aç karnına içerse,
Hafızası kuvvetlenir, ezber, ögrenme ve anlayış kabiliyeti BiizniAllah artar.

REÇETE:
150 kere: Yâ ALİM Celle Celaluhü
148 kere: Yâ MUHSİ Celle Celaluhü
786 kere: BESMELE-i Şerif
198 kere :Yâ ALLAH celle celaluhü
Yâ HAYY celle celaluhü
Yâ CAMİ celle celaluhü
Yâ KÂFİ celle celaluhü

Mübarek Cuma Günü’nde de okuyabileceğimiz-Her türlü zorluk ve müşkülleri çözen, Maddi-manevi bütün kapıları açan, Kulların arasında hakim olan, Her şeyi hikmetle açan, Hüküm veren, Kapıları açıp yardım eden, Zafer ve fetih lütfeden ve Varlıklara suretler giydiren gibi manalara gelen Rabbimizin Fettah sıfatıyla çok güzel bir dua.

Her türlü zorluk ve mükülleri çözen, Maddi-manevi bütün kapıları açan, Kulların arasında hakim olan, Her şeyi hikmetle açan, Hüküm veren, Kapıları açıp yardım eden, Zafer ve fetih lütfeden ve Varlıklara suretler giydiren gibi manalara gelen Rabbimizin Fettah sıfatıyla çok güzel bir dua.

Hayır kapılarını hikmetle açan, her türlü müşkülü gideren ve kolaylaştıran, hüküm verendir Allah.
Ey gökleri ve yeri yaratan Allah’ım!
Sen her şeyi hakkıyla bilensin.
Fettah olan İsminle yakarıyorum Sana; Sen hüküm verenlerin en güzelisin.
Bize haksızlık yapanları alçalt Allah’ım!
Haklılarımızı yücelt!
Ey âlemlerin Rabbi olan Allah’ım!
Fettah İsminle yakarıyorum Sana;
Bize merhamet iyilik ve hayır kapılarını aç!
Düğümlenen işlerimizi çöz Allah’ım!
Hakkı görmemiz ve Seni bulmamız için;
Kalbimizi ve gözümüzü aç Allah’ım!
Fettah İsminle yalvarıyorum Sana Allah’ım;
Sen ki; gönülleri de fethedensin!
Mübarek bir fetih ver bize!
Zor olan işlerimizi kolaylaştır Allah’ım!
Dünyamızı ve ahiretimizi mamur edecek olan dinini yaşamamızı bize kolaylaştır.
Fettah İsminle yakarıyorum Sana;
Bilmeden yaptığımız isyanlar yüzünden bize nimet kapılarını kapatma!
Eğer unutursak Allah’ım,
Eğer gaflete düşersek,
Merhametini ve affını esirgeme bizden!
Senden gayrı Hâkim yoktur Allah’ım.
Hükümlerinin ruhumuzda neşv-ü neva bulmasını nasip et!
Nefes alıp verdiğimiz her an kalbimizden ‘işittik ve itaat ettik’ sesi yükselsin!
Ezeli ve ebedi ilminle indirdiğin mübarek Kuran’ın sesi, kaybolmayan tek ses olsun, Kâinatta!
Fettah İsminle yalvarıyorum Sana Allah’ım;
Her sıkıntı ve darlıktan sonra gönüllerimizi aç!
Bize ferahlık ver!
Gaybın anahtarı Senin katındadır Allah’ım.
Sen gizli ve açık olan her şeyi bilirsin.
Gizli açık yaptığımız günahlarımızı affet Allah’ım!
Bize bağışlanma kapılarını aç!
Fettah İsminle yakarıyorum Sana Allah’ım;
Senin bize ihsan ettiğin gibi, bizim de ihsan sahibi kullarından olmamızı nasip et!
Gönül kapılarımızı kötülüğe kapat!
İyiliğe aç Allah’ım!
Hayrın anahtarlarını elimize ver!
Allah’ım, Fettah İsminle yalvarıyorum Sana;
Sen ki yegâne hüküm verensin,
Bizi hükmüne razı olan kullarından kıl.
Emrine râm olan kullarından eyle bizi Allah’ım!
Allah’ım Fettah isminin tecellisini göster bize;
Bağışlanma kapılarını aç!
Bağışlanma kapılarını aç ki; umutlarımız tükenmesin!
Bağışlanma kapılarını aç ki;
İşlediğimiz her günahtan sonra dönüşün ancak Sana olduğu hakikati kalbimizden silinmesin!
Kusurlarımızı ört!
Senden başka Hakem yoktur Allah’ım.
Sen ki bize Hakla bâtılı birbirinden ayırt eden Kitabını indirdin.
Kitabına râm olan kullarından kıl bizi Allah’ım!
Gaybın anahtarı Senin elindedir Allah’ım!
Gaybımızı bize hayırlı kıl!
Allah’ım, Fettah İsminle yalvarıyor; Musa’nın (a.s) diliyle dua ediyorum Sana: “Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver!
Ve işimi bana kolaylaştır!
Dilimden düğümü çöz ki
Sözümü iyice anlasınlar!” (Taha, 25-…-28)
Akşamın kızıllığında üzerimize çöken solgun günlerin hüznünü feraha çevir Allah’ım!
Yorgun yüreklerimize, yosun tutan ruhlarımıza baharı getir!
Fettah İsminle dua ediyorum Sana Allah’ım;
Dünyanın aldatan cazibesine kapılan gönüllerimizin üzerinden bir tül gibi çek al karanlığı!
Ey; yarattığı her şeye dilediği gibi hükmeden Allah’ım!
Davetine, razı olarak boyun eğen kullarından eyle bizi.
Sana itaat etmenin kapılarını genişlet bize.
Fettah İsminle yalvarıyorum Sana Allah’ım;
Her müşkülümüzü Sen aç!
Darlıktan bizi kurtar!
Kalbimizin kilitlerini aç!
İlmin kapılarını bize aç!
İlham kapılarını bize aç!
Hayrın kapılarını bize aç!
Helal rızık kapılarını bize aç!
Nurun yaz güneşi gibi kuşatsın kalplerimizi!
Meleklerinin kanatları kalbimize değsin!
Ya Fettah! Ya Fettah! Ya Fettah!
Bereket kapılarını bize aç!
Tevbe kapılarını bize aç!
Cennet kapılarını bize aç!
Kalp gözümüzü aç Allah’ım!

Sana teslim oldum Allah’ım;
Ruhumu Senin sevgine aç!
Ruhumu Senin sevgine aç Allah’ım!
Ve ölünce tabutumun her çatlağından;
Senin nurun dolsun Allah’ım!
Allah’ım, Nurunla bizi kuşat!

ALLAH’ım !
Bize Fettah isminle hayırlı kapılar aç !
Kerîm isminle ikram eyle !
Muhsin isminle iyilikler ihsan et !
Latîf isminle iltifat eyle !
Şafi isminle hastalara şifa ihsan eyle !
YÂ İLÂHÎ!
Biz sonsuz ihtiyaç içindeyiz.
Sen ise sonsuz Hazineler Sahibisin.
Dünya ve ahiret ihtiyaçlarımızı ihsan eyle!
AMİN…

alıntı

Bir Soru-Bir Cevap/Soru:İradem çok zayıf, bazen söz geçiremiyorum. Neler tavsiye edersiniz?

Soru
İradem çok zayıf, bazen söz geçiremiyorum. Neler tavsiye edersiniz?

Cevap
Bismillahirrahmanirrahim
Unutmayalım ki bu dünya bir imtihan yeridir. Ne cennet ne de cehennem boşuna yaratılmış değildir. Cennete gitmek kolay değil ve cehennem de boş kalacak değil.

Tek şıklı bir imtihan olabilir mi? İnsan, zıtlar arasındaki seçimi ile cennet veya cehennemi hak edecektir. Tek kefeli terazi olmayacağı gibi her varlık da zıttı ile vardır. İşte insanın karşısında da şeytan ve nefsi vardır.

Ve nefsin de, şeytanın da yaratılması bir hayırdır aslında. Çünkü insan bu iki varlık sayesinde yükselme imkânına kavuşur. Şeytanı düşman bilerek Allah’a dost olabilirler, Allah’ın en çok sevdiği kulu olabilirler. Cennete ve ebedî saadet nimetine erebilirler. Bunun için insan, şeytanın kendine ilişmesiyle manevi bir yarışa çıkar, şeytana karşı mücadele eder ve sonunda manen ilerler, yüce bir mertebeye erer. İşte böyle bir neticeye sebep olduğu için şeytanın yaratılması hayırdır ve bu yönüyle güzeldir.

Ateşi de Rabbimiz yarattı. Elini ateşe sokan bir kimse duyduğu acıdan dolayı Yaratıcısını suçlayabilir mi? Ateşi yaratmaya ne gerek vardı diyebilir mi? Oysa o kişi ateş var olduğu için değil, kendi elini ateşe tuttuğu için zarar görmüştür.

Yani şeytanın da, nefsin de varlığı rahmettir. Güzel olmayan, nefse ve şeytana uymaktır.

O halde hedefimiz nefsimize ve şeytana boyun eğmek değil, onları eğitip hâkim olmaktır. Bunun yolu da mücadeleden geçer. Zahmetsiz rahmet olabilir mi?

Öncelikle bunu başarmanın mümkün olduğuna inanmalıyız. Zaten bu mümkün olmasaydı, o halde insanlar nasıl ödüllendirilebilir veya cezalandırılabilirdi?

Nefse hâkim olmak ve şeytana kul olmamak mümkün. Buna inandığımız gibi, kolay olmayacağını da bileceğiz. Mevlana Hazretlerinin konuyla alakalı olarak “put kırmak kolaydır, fakat nefsi eğitmeyi kolay görmek cahilliktir” sözünü unutmayalım.

Bu mücadeleyi kazanmanın yolu nefse değil, Hakk’a uymaktan geçer. O halde Hakk’ı bilmezsek, nasıl uyabiliriz? Demek ki, bu mücadelede bilgiye, ilme ihtiyacımız var. Okuyacağız, okuyacağız, tefekkür edeceğiz. Dini bilgilerimizi kafa karıştırmayan güvenilir kaynaklardan okuyup öğreneceğiz. Nefsimiz bir şey isterse, “hayır, sen yanlış şey istiyorsun. Doğrusu bu” diyebileceğiz.

Kibir, şeytanın yardımcısıdır. Nefsini beğenen kimsenin değeri, Allah katında düşer. Biz secde ettikçe, değerimiz yükseliyor. Yani “ben çok acizim, her şeye muhtacım” ve “Rabbim sen en büyüksün, her türlü eksiklikten münezzehsin” dedikçe yükseliyoruz.

O halde şeytana bu imkânı vermeyelim. Gözümüz başkalarının kusurunda değil, kendi eksikliğimizde olmalıdır.

Bu yolda sabra ve desteğe ihtiyacımız var. Sabırla mücadele ederken maddi-manevi destek arayışında olacağız. Allah Teala ile aramızın iyi olması şarttır. Bütün âlemlerin Yaratıcısı’nın razı olduğu bir yolda olursak, bizi kim yenebilir?

Sağlam bir arkadaş çevresine ihtiyacımız var. Arkadaşlarımızı, beraber vakit geçirdiğimiz insanları iyi seçmeliyiz. Yanlış yaptığımızda bizi uyarabilecek, bize bir şeyler katabilecek insanlarla vakit geçirmeliyiz. Ezan okunmadan bize namazı hatırlatacak dostlara ihtiyacımız vardır.

İbadetler, kişiye kul olduğunu hatırlatır. Kulun ise yapılacak vazifeleri vardır. Oruç, nefse hakim olabilmek için güzel bir vesiledir. Helal bir yemeği, helal bir içeceği içmeyen insan, nasıl olur da harama el uzatabilir?

Ve nasihat… Yapımız gereği gaflete yakınız. Uyanmak için öğüde ihtiyacımız vardır. Öğüt, kıpırdanıp kendine gelmek için bir dürtüdür. En güzel nasihat de ölümdür. En az ayda bir defa mezarlıklara gidelim. Sanki sonu gelmeyecek bir hayat için koşmamızı emreden nefsimize bu manzarayı gösterelim. Ve bir de hastaneler. Halimize şükredip uyanmak için hastaları ziyaret edelim. “daha gençsin, ileride namaz kılarsın” diyen nefsimize, gencecik yatalak bir hastayı gösterelim.

Vaktimizi iyi değerlendirmeliyiz. Boş işlere ve eğlenceye dalarsak, nefsimizin hâkimiyetine girmişiz demektir. İnsana bir şey kazandırmayan eğlence, aldanmadan başka bir şey değildir. Aldanmamak için, iradeye hâkim olmayı başarmalıyız.

İradesine hâkim olan, başka bir şeyin kölesi olmaz. Yusuf (A.S.)’ın yaşadıklarını hatırlayalım. Allah’a köle değil de nefsine köle olsaydı, Mısır’a sultan olabilir miydi? Allah’a köle olan kimse vezir, nefsine köle olan kimse ise zelil olur.

Selam Ve Dua ile

Mehmet Talu Hoca/Allah ondan razı olsun.