Kur’ân-ı Kerîm’den Kıssalar -3- Şeytanın Sağdan Yaklaştığı Bel’am İbni Baura’nın İbretlik Hayatı(Kur’an-ı kerimde de onun hakkında, mealen şöyle buyuruluyor:(O, dünyaya meyletti ve nefsinin hevâsına uydu. Onun ibret verici hâli, üstüne varsan da, kendi hâline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğe benzer.) [Araf 176])

Bel’am İbni Baura israiloğullarına mensup bir zattır.Bel’am İbni Baura ihlası ve ameli ile öyle bir makama çıktı ki,ismi Azam’ı bilirdi.Körleri, kötürümleri,sakatları iyileştirirdi bunlar ona ALLAH’ın (c.c) birer lütfu idi.Her duası kabul olunurdu. Bel’am İbni Baura’nın kavmi kâfirdi. Bu kavmin içinde sadece kendisi ve ailesi müslümandı. Bel’am’ın kavmi kâfirliklerini ve isyanlarını azdırdılar. Öyle ileri gittiler ki; CENAB-I HAKK musa Aleyhisselama onlarla savaşması için emir verdi. Musa Aleyhisselam savaş hazırlıklarına başlayınca bu haber çabucak duyuldu. Bel’am’ın kavmi haberi duyunca korkuya kapıldılar

ve dediler ki: ”Bizim Musa ile baş edecek gücümüz yok.”Aralarında ne yapacaklarını tartışırlarken biri şöyle dedi: ”Şu duası kabul olan Bel’am’a gidelim, o bizi Musa’dan kurtarır.” Kavmin ileri gelenleri Bel’am’ın yanına gidip durumu söylediler:

”Musa ordusu ile yola çıktı, üzerimize geliyor, bizi helak edecek.Gidecek yerimiz yok, sana geldik,bize yardım et, Musa’yı bizden uzaklaştır.”Kavmi dinleyen Bel’am onlara dedi ki: ”Siz ne istediğinizin farkında mısınız? Musa ALLAH’ın nebisidir, ben ALLAH’ın dostunun aleyhine nasıl dua ederim?” Bel’ am kavmin talebini reddetti. Fakat kavmin yapacak başka bir şeyi yoktu.Musa Aleyhisselam ile baş etmeleri imkansızdı.Önlerinde bir çıkar yol vardı:Bel ’am’ ı İbn-i Baura yı ikna etmek. Kavmi birçok hediyelerle, ziynetlerle Bel’am’ın hanımına gittiler ve dediler ki: ”Başımızda şöyle bir sıkıntı var. Biz senin efendinle konuştuk, ama bir türlü ikna edemedik. Sen bizim yerimize efendin ile konuş ve onu ikna et, bize yardım etsin.” Kadın hediye ve ziynetleri görünce ” Tamam” dedi. ”Ben Bel’am ile konuşup bu işi halledeceğim.” Bel’am’ın hanımına karşı düşkünlüğü vardı, onu çok sever,onun sözüne itibar eder, isteklerini yerine getirirdi.

Hanımı Bel’am’ ın yanına gelerek ona durumu arzetti. ”Bunlar bizim yakınlarımız, komşuluk hakkı vardır.Yakınlarımız darda kalınca onlara yardım etmek görevimizdir.Şimdi onlar çok büyük bir sıkıntı ile karşı karşıyadır.Senin gibi bir adam nasıl olurda komşularına yardımdan kaçınır.”Bel’am İbni Baura: ”Hiç olacak iş mi?Bir pergamberin aleyhine nasıl dua edilir?Bu ona ALLAH katından verilmiş bir emirdir.Şayet bu emrin ALLAH katından olmadığını bilsem, kavmime dua edbilirdim.” Karısı vazgeçecek gibi değildi.Bir açık kapı buldu ya, ”Bu emir ALLAH katından olmasaydı”…O da bu emrin ALLAH katından olmadığını anlatmaya ,bu konuda bel’am’ı ikna etmeye çalıştı.Uzun uğraşmalar sonucunda, kadın Bel’am’ı ikna etti.Bel’am Musa Aleyhisselem’ın aleyhine dua etmeyi kabul etti.

Bel’am’a o gece rüyasında ”Ey Bel’am helak olacaksın” denildi. Karısının baskısıları öyle bir gözünü döndürmüştü ki, rüyasındaki uyarıyı önemsemedi bile.Sabah olduğunda her zamanki gibi eşeğine binerek dua ve niyazda bulunduğu dağa çıkmak için yola koyuldu.Yola koyulmuşlardı ki eşek adım atmadı.Eşeğini dövdü olmadı.Eşek ayak diremiş, bir adım dahi atmıyordu. ALLAH (c.c) izni ile eşek dile gelip konuştu: ”Ey Bel’am sana yazıklar olsun!Sen beni nereye götürüyorsun?Görmüyorsun ki önümü melekler kesmiş.ALLAH’ın nebisinin aleyhine dua etmeye nasıl gidebilirim, bırak beni.” Bel’am baktı olmayacak eşeğini bıraktı, yaya olarak dağın tepesine çıktı. Dağın zirvesine çıkan Bel’am’ın yanına kavmindende bir takım beyinsizler gelmişti.Hep birlikte başladılar Musa Aleyhisselem’a beddua etmeye.
Bel’am’ın yaptığı beddualar, ters dönüyor, kavmine yöneliyordu.Kavmi şaşırdı: ”Ey Bel’am!Sen ne yapıyorsun?Sen bize beddua ediyorsun.’’ Benim elimden bişey gelmiyor.Ben Musa’nın aleyhine dua ediyorum, ağzımdan dua sizin aleyhinize çıkıyor.” Bel’am ebedi kaybedenler kervanına yazılmıştı.
Duası biter bitmez dili uzamaya başladı.Dili göğüslerine kadar uzadı.Bel’am dedi ki: ”ALLAH’a yemin olsun ki, dünyamı da ahretimi de kaybettim.Benden size hayır yok.Siz şimdi beni iyi dinleyin.Ellerinizin altındaki genç kızlarınızı giydirin, bir güzel süsleyin.Musa’nın ordusu gelince, kızlarınızı ordunun içerisine salıverin.Kızlarınız Musa’nın ordusundaki erkeklerin kendilerine saldırmasına ses çıkarmasınlar.” Musa Aleyhisselam’ın ordusu, yaklaşınca genç kızlar, genç kadınlar, Musa Aleyhisselam’ın ordusunun içerisine dalıverdiler.
Musa Aleyhisselam’ın ordusunun içersine giren kadınlardan bir tanesi çok güzeldi, güzelliği dillere destandı.Bu güzel kadın komutanlardan birinin dikkatini çekti.Komutan kadını alarak doğruca Musa Aleyhisselam’ın yanına çıktı.Komutan kadını göstererek dedi ki: ”Sen şimdi diyeceksin ki, bu kadın sana haramdır?”Musa Aleyhisselam: ”Evet haramdı.Sakın o kadına yaklaşma.”Fakat komutan Musa Aleyhisselam’ın sözünü dinlemedi ve kadına yaklaştı.Komutanın yaptığı çirkinliği gören bazı beyinsizlerde aynı çirkinliği yaptılar.Aradan çok zaman geçmedi ki, askerler arasında kolera salgını baş gösterdi.Rivayet edilir ki, yetmiş bin kişi koleraya yakalandı.Sonra ordunun içinden güçlü kuvvetli bir zat çıktı ve komutan ve birlikte olduğu kadını bir kılıç darbesiyle öldürdü.Bundan sonra salgın bıçak gibi kesildi ve askerler sağlığına kavuştular. Mevla Teala, Bel’am İbni Baura’dan imanını soyup çıkardı.Onda bulunan bütün özellikler gitti.Bel’am İbni Baura’dan yüksek makam alındığı gibi rivayet edilir ki, tarihin ilk inkar kitabınıda Bel’am yazmıştır.

 ”Dileseydik, elbette onu bu ayetler sayesinde yükseltirdik.Fakat o, dünyaya saplandı ve heveslerinin peşine düştü.Onun durumu tıpkı köpeğin kine benzer:Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, bıraksan da dilini sarkıtıp solur.İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin durumu böyledir.Kıssayı anlat;belki düşünürler.”(Araf, 176)

(s.a.v) buyurdular ki: ”Ahir zamanda kişinin cehenneme girmesi ya zevcesinin, ya annesinin, ya babasının, ya da evladının yüzünden olacaktır.” Bel’am İbni Baura’nın kıssası bir çok peygamberin merakını celbetmiştir.
ALLAH Teala’ya sormuşlar: ”Ya RABBi! Bel’am İbni Baura’ya bu kadar ayetler verdin, onları niye uhafaza etmedin?”

CENAB-I HAKK buyurmuş ki: ”Biz ona çok sayıda nimetimizi verdik, o verdiğimiz nimetlere bir gün şükretmedi.Eğer şükreden bir kul olsaydı, onu muhafaza ederdik.”

**********

Başka bir rivayet

Asıl ismi Belam-ı Baura olup, Musa aleyhisselam zamanında yaşamıştı. İsm-i a’zamı bilen, her duası kabul olan büyük bir âlimdi. İlmi o derecede idi ki, sözlerini yazmak için, iki bin kişi yanında bulunurdu. Şöhreti her yere yayılmıştı. Bulunduğu Belka şehrinin valisi Belak, Hazret-i Musa’nın askerlerinin şehre girmemesi için, dua etmesini istedi. Ölüm ile tehdit etti. Can korkusu ile ve halkın verdiği rüşvete aldanarak, Musa aleyhisselama beddua etti. Akabinde dili göğsüne kadar sarkıp yapıştı. Musa aleyhisselamın askerleri tarafından öldürüldü. Müminlere beddua ettiği için ilahi gazaba uğradı. Dili göğsüne kadar sarkıp yapıştı. (Onun gibiler köpek gibidir) diye dillerde kaldı. Kur’an-ı kerimde de onun hakkında, mealen şöyle buyuruluyor:

(O, dünyaya meyletti ve nefsinin hevâsına uydu. Onun ibret verici hâli, üstüne varsan da, kendi hâline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğe benzer.) [Araf 176]

Müslüman, Belam gibi beddua etmez, lânet okumaz. Bir savaşta, kâfirlerin yok olması için Peygamber efendimizden beddua etmesini istediklerinde, (Ben lanet etmek için gönderilmedim. Ben, herkese iyilik etmek için, insanların huzura kavuşması için gönderildim) buyurdu. Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen, (Seni âlemlere rahmet, iyilik için gönderdik) buyuruluyor. (Enbiya 107)
Ehl-i sünnet âlimleri, Resulullah efendimizin vârisleri olup, hepsi birer ayna gibidir. Bu büyüklere dil uzatanlar Belam’dır. O aynalarda kendi sûretlerini görüp, kendilerini tarif ediyorlar.

alıntı

 

 

Osmanlı Dönemindeki bu inceliklere dikkat eder misiniz?

OSMANLI DÖNEMİNDE,
***Pencerenin önünde sarı çiçek varsa ‘ Bu evde hasta var .. Evin
önünde hatta bu sokakta gürültü yapma .. ‘ anlamına gelirdi…
***Pencerenin önünde kırmızı çiçek varsa ‘ Bu evde gelinlik çağına
gelmiş , bekar kız var .. Evin önünden geçerken konuşmalarına dikkat
et ve küfür etme .. ‘ anlamına geliyordu…
***Kız istemeye gelindiğinde damat adayının namaz kılıp kılmadığını
anlamak için pantolonunun ‘ diz izine ‘ bakılırdı…
***Kahvenin yanında su gelirdi .. Şayet misafir toksa önce kahveyi alır,
açsa suyu alırdı .. Ona göre ya yemek sofrası hazırlanır ya meyva ikram
edilirdi ..
***Kapıların üstünde iki tokmak olurdu. Biri kalın biri ince .. Gelen
bayansa kapıyı ince tokmakla vururdu .. Evin hanımı kapıyı ev haliyle
bile açardı .. Erkekse kalın tokmakla kapıyı vururdu .. Evin hanımı kapıyı
ya örtünüp açar ya da Bi mahremi ( kocası vs .. ) açardı ..
***Peygamber efendimiz ( S.A.V.) in 63 yaşında vefatından sebep, 63
yaşını geçmiş büyüklerimiz yaşları sorulduğunda ‘ Haddi aştık ‘
derlerdi…
***Yolda küçük büyüğünün önünden yürüyemezdi…
***Cuma namazına esnaf -ki kuyumcular da dahil- kapıya kilit
vurmadan giderlerdi ..
***Fitre, zekat Ramazandan önce Şabanda verilirdi .. Fakir fukara
Ramazana erzaksız girmesin diye ..
***Esnaf Ramazan ayında toplanıp gerçek bir ihtiyaç sahibinin ‘ borç
defterini ‘ kapatırdı…
   Nereden nereye? Kendimize yabancılaştık, nezaketin, güzel
ahlakın, öz sevginin, hakiki saygının dünyayı kurtardığını unutur
olduk…


alıntı

Evliyaların Dilek Duası/Dilek ve Hacetinin gerçekleşmesini isteyen mutlaka bu dua hakkında yazılanları okusun(Hz.İsa as’ın ölüleri dirilttiği rivayet edilen dua. Dikkat Çok Kuvvetli Bir Duadır Okurken Dikkatli-Ciddi Okuyun ) 

Evliyaların Dilek Duası (Dikkat Çok Kuvvetli Duadır Okurken Dikkatli ve Ciddi Okuyun ) 

Bismillâhirrahmânirrahîm

Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm* 

Allahümme innî es’elüke 

yâ kadîmü* 

yâ dâimü* 

yâ vitru* 

yâ ehadü* 

yâ samedü* 

yâ hayyü* 

yâ kayyûmü* 

yâ zel celâli vel ikram* 

fein tevellev fekul hasbiyallahü lâ ilahe illâ hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azîm.*

İsa (A.S.) bu mübarek duayı okur, ölüleri diriltirdi. Haceti veya bir dileği olan sabah namazını kıldıktan sonra kıbleye karşı oturur da bu duayı yüz defa okursa dileği gerçekleşir. Cenabı Hakkın velî kullarından olan Süleyman bin Mukatil hazretleri şöyle buyurmaktadır:

Süleyman bin MukatiPe bu dua hakkında ; “Kim yukarıdaki duayı sabah namazından sonra 7-14 veya 21 gün boyunca yüz kez okuyup Cenabı Haktan dilekte bulunur da Allah onun dileğini vermezse ben Süleyman bin MukatiPe lanet eylesin ” demiştir. Öyle ise bu duayı hiç tereddüt etmeden içten, samimiyetle okuyup Cenabı Hakka tevekkül etmeliyiz.

Not: Ben kendimde bizzat okuyup hak buldum, defalarca.

alıntı