GÜNAH KEÇİSİ DEYİMİ NEREDEN GELİYOR?

GÜNAH KEÇİSİ DEYİMİ NEREDEN GELİYOR?
Yahudiler ayinlerinde günahlarını bir erkek keçiye yükler, 

arınmak için o keçiyi uçurumdan aşağı atarlardı. 

Günah keçisi’ lafı oradan gelir.

İnanamadım.

Araştırdım kaynaklarda ve aşağıda alıntı yaptığım wikipedia dan ayni bilgiye ulaştım.

Ne kadar çok kaynağını bilmediğimiz deyimler kullanıyoruz.

Ayrıca listesini yaptığım başka deyimlerde var.

Daha sonra onlarıda sizlerle paylaşacağım…
Günah keçisi kavramına çeşitli toplumlarda değişik zamanlarda rastlanır. Eski Ahit’deki Kefaret Günü ayinlerinde Yahudi kavminin günahlarını simgesel olarak bir erkek keçiye yüklenirdi. Bu keçi kurayla seçilir ve Azazel adlı kötü ruhu yatıştırmak için Yahudi kavmini günahlarından arındırmak üzere Kudüs dışında bir uçurumdan aşağya atılırdı. Antik Yunanistan’da veba ve benzeri afetleri hafifletmek ya da önleme amacıyla günah keçisi olarak insanlar kullanılırdı. Atinalılar, Thargelia Şenliği’nde bir kadın ve bir erkek seçerler, şölenden sonra bu çifti kentte dolaştırırlır, ince yeşil dallarla dövülür sonra da kent dışına sürülür orda büyük olasılıkla taşlanırlardı. Böylece kentin bir yıl boyunca kötü talihten korunacağına inanılırdı.

wikipedia

AŞURE GÜNÜ 1000 İHLAS OKUMAK

Aşûra gününü oruçla geçirene 100000 melek sevabı verilir. O gün ihlas suresini 1000 kere okuyana, Allah-ü Teala rahmet nazarı ile bakar ve o kişi sıdıklardan yazılır. (Nüzhet’ül- Mecalis)  

AŞURE GÜNÜ KILINACAK NAMAZLAR

NAMAZLAR
Kuşluktan sonra 4 rekat namaz kıl. Her rekatta fatihadan sonra 51 ihlas oku. Not; Gusl abdesti (boy) ile işrak vaktinden sonra kılmak eniyisi. (İşrak vakti; Güneş doğduktan sonra, takriben bir saat sonradır.) Namazdan sonra Dünyevi-Uhrevi her hacetini Cenab-ı Haktan talep edilmelidir.

Mekruh olmayan bir vakitte 2 rekat namaz kıl. Fatihadan sonra 11 ihlas oku.
Kuşluk vaktinde 2 rekat namaz kıl. Her rekatta 1 fatiha, 10 ihlas oku. Namazdan sonra 100 defa Salavat-ı Şerife okunur. ALLAHÜMME SALLİ ALÂ SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİN VE ALÂ ÂLİ SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİN VE ÂDEME VE NÛHİN VE İBRÂHİME VEL MÛSA VE ÎSA VE MÂ BEYNEHÜM MİNE’N-NEBİYYÎNE VE’L-MÜRSELÎN. SALEVÂTU’LLÂHİ VE SELÂMÜHÛ ALEYHİM ECMAÎN.

Öğle-ikindi arası 4 rekat namaz kıl. Her rekatta 1 fatiha, 50 ihlas oku. Namazdan sonra 70 istiğfar, 70 salavat, 70 Lâ havle ve lâ………..oku. Ümmeti Muhammedin kurtuluşu için dua et

UNUTULMUŞ SÜNNETLERDEN-Tırnak Kesmenin Şekli Ve Günü

Tırnak Kesmenin Şekli Ve Günü
“Kim tırnakları cuma günü keserek kısaltırsa, Allahü Teâlâ, onu, gelecek cumâ’ya kadar ve üç günde ziyadesiyle belâlardan muhafaza eder.”
“Kim tırnaklarını cuma günü keserse o günün misline (öbür cumaya) kadar, korunmuş olur. Yine hadis-i şerifte buyuruldu:
“Kim fakirlikten, göz ağrısı şikâyetinden, alaca hastalığı ve delilikten emin olmak istiyorsa, perşembe günü ikindiden sonra tırnaklarını kessin,
İmam Nevevî hazretleri, zikrettiler: Tırnak kesmede müstehab olan. ayaklardan önce ellerin tırnaklarından kesmeye başlamaktır. Tırnak kesilirken, önce sağ elin şehâdet parmağıyla başlanır. Sonra orta parmak, sonra yüzük parmağı, sonra küçük parmak ve en son baş parmağın tırnakları kesilir. Sonra sol ele döner. Sol elde küçük parmaktan başlanır, yüzük parmağı ve sonra diğerleri (orta parmak, şehâdet parmağı ve baş parmağın) tırnaklan sırayla kesilir. Sonra ayaklara geçilir. Sağ ayağın küçük parmağından başlanır; sol ayağın küçük parmağından bitirilir. (Sağ ayak parmaklarına küçük parmaktan başlanıp sırayla kesilir; sol ayağın parmaklarına ise baş parmaktan başlanıp küçük par¬mağa doğru sırayla kesilir.) İmam Gazalî hazretleri, Ihyâ-u Ulumiddin kitabında bu şekilde zikretti.
“Mafsallarınızı iyice temizleyin. Tırnak mafsallarıdır. Parmakların üzerinde olup, kirin içinde toplandığı yerdir. Bu kelimenin müfredi, (parmak boğumu) denir. Bu kelime, be ve cim harflerinin zammesi ve aralarında bulunan ra’nın sükûnüyle şeklinde) okunur. Bu da her mafsalın sırtına (dış tarafına) denir. Parmak boğumlarının sırtına denir. İki akdin parmak bağlantı yerlerinin iç tarafına (iki mafsalın bağlandığı yere) ise, (parmağın el ayasına bitişik olan boğumu) denir. Bu kelimenin cemii, parmakların el ayasına bakan boğum yerleri demektir. Parmakların sırtlarında bulunan boğumların tam karşılığındadır. Boğumlar, parmakların kemikleridir. Her parmakta, iki (parmakların elin dışında görünen boğumu) ve üçte tane de (parmağın el ayasına bitişik olan boğumu) vardır. Baş parmak hariç. Baş parmağın; bir (parmakların elin dışında görünen boğumu) iki tane de (parmağın el ayasına bitişik olan boğumu) vardır. Parmak boğumlarında kirler toplanmasın diye temizlik emir olundu. Zira parmak mafsallarında kirin kalmasıyla kişi cenabet kalabilir. Bu kirler, su ile derinin arasına geçerler. Kurtubî tefsirinde de böyledir.
Mücâhid’den rivayet olundu; buyurdular: Bir ara Cebrail Aleyhisselâm’in gelmesi yavaşladı. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri sordular:
-“Seni bana gelmekten alıkoyan nedir?” Cebrail Aleyhisselâm: -“-“Ben size nasıl geleyim ki? İçinizden bâzıları, tırnaklarını kesmiyorlar, bıyıklarını almıyorlar, parmak mafsallarını iyice temizlemiyorlar ve dişlerini misvaklamiyorlar,” dedi ve sonra şu âyeti okudu:
“(Cebrail dedi ki: Ey Muhammedi) “Biz senin Rabbinin emri olmadıkça inmeyiz. Önümüzdeki ve ardımızdaki (bütün geçmiş ve gelecek şeyler) ve bunların arasındakiler hep O’nundur. Rabbin de (seni) unutmuş değildir?
Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri,

Bir Kıssa-Derviş[Başkasının artığına göz dikmeyi bırak. Sana yakışan artık yemek değil, artık bırakmaktır.]

Derviş İle TilkiŞeyh Sadi-i Şirazi’den

Dervişin biri gezerken ayaksız bir tilki gördü, hayrete düştü. “Nasıl yaşar bu hayvan, ne yer ne içer?” diyerek, Allah’ın lütfuna hayran oldu.

Derken bir arslan çıkageldi, ağzında çakal taşıyordu. Görkemli ve korkunç hayvan avının bir kısmını yedi, doyunca kalanını bırakıp gitti. Tilki artığa doğru sürünerek yaklaştı ve afiyetle yiyip karnını doyurdu.

Tilkinin yiyeceğinin ayağına geldiğini gören Derviş, kendi kendine: “Bir tilkinin rızkını ayağına gönderen Allah, benimkini neden göndermesin?” diyerek, çalışmasına gerek olmadığını, bir köşeye çekilip oturabileceğini düşündü.

Düşündüğü gibi de yaptı: “Rızkım Allah’ın görünmeyen hazinesinden gelir, gayret etmem gerekmiyor.” diyerek beklemeye başladı.

Bekledi, bekledi… Ne gelen ne giden… Günler geçip gitti. Derviş zayıfladı, eridi, bir deri bir kemik kaldı. Güçsüz ve bitkin bir haldeyken, bulunduğu mescidin mihrabından bir ses duydu:

“Ey tembel adam!” diyordu ses, “kendini ayaksız bir tilkiye benzeterek neden miskin miskin oturuyorsun? Kalk! Yırtıcı arslan ol. Başkasının artığına göz dikmeyi bırak. Sana yakışan artık yemek değil, artık bırakmaktır.

Gücüyle arslan gibi olan, başkasından yiyecek bekler mi? Haydi kalk! Kolları sıva. Çalış ve rızkını kazan. Hem kendin ye, hem muhtaçlara yedir.”

Ey genç insan!

‘Elimi tutun’ diyerek başkasına el uzatma!

Çalışmayan insanın kafasında beyin yoktur. Onların başları kuru bir deriden ibarettir.

Allah’ın kullarına iyilikte bulunan, iki cihanda da iyilik görür.

Yaşlıya yoksula yardım elini uzat!

Allah, başkasının mutluluğu için çalışanın yardımcısıdır.

Bir Kıssa-ALLAHIM! NE MÜTHİŞ BİR HİKAYE MUTLAKA OKUYUN BAZI SORULARINIZA CEVAP BULABİLİRSİNİZ!

Allah’a inanıyor musun ?Müşterinin ibretlik cevabı..

Adamın biri her zaman yaptığı gibi saç ve sakal traşı olmak için berbere

gitti.

Onunla ilgilenen berberle güzel bir sohbete başladılar.

Değişik konular üzerinde… konuştular. Birden Allah ile ilgili konu açıldı…

Berber: ” Bak adamım, ben senin söylediğin gibi Allah’ın varlığına

inanmıyorum.”

Adam: ” Peki neden böyle diyorsun?”

Berber: ”Lütfen bana söyler misin, eğer Allah var olsaydı, bu kadar çok

sorunlu, sıkıntılı, hasta insan olur muydu,

terkedilmiş çocuklar olur muydu? Allah olsaydı, kimseye acı çektirmez,

birbirini üzmezdi.”

Adam bir an durdu ve düşündü, ama gereksiz bir tartışmaya girmek

istemediği için cevap vermedi.

Berber işini bitirdikten sonra adam dışarıya çıktı.

Tam o anda caddede uzun saçlı ve sakallı bir adam gördü.

Adam bu kadar dağınık göründüğüne göre belli ki traş olmayalı uzun süre

geçmişti.

Adam berberin dükkanına geri döndü.

Adam: ” Biliyor musun ne var, bence berber diye birşey yok”

Berber: ” Bu nasıl olabilir ki? Ben buradayım ve bir berberim.”

Adam: ” Hayır, yok. çünkü olsaydı, caddede yürüyen uzun saçlı ve sakallı

adamlar olmazdı.”

Berber: ” Hımmm… Berber diye birşey var ama o insanlar bana

gelmiyorsa, ben ne yapabilirim ki?”

Adam: ” Kesinlikle doğru! Püf noktası da bu! Allah var, ve insanlar ona

gitmiyorsa,bu gitmeyenlerin tercihi.

İşte dünyada bu kadar çok acı ve keder olmasının nedeni!”

Peygamberimiz (s.a.v);”kim bu duayı okursa her okuyuşunda Cennette kendisi için bir ağaç dikilir.” buyurmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v);”kim bu duayı okursa her okuyuşunda Cennette kendisi için bir ağaç dikilir.” buyurmuştur.Dua.“Sübhanallah Velhamdü lillahi, vela ilahe İllallahu vallahü ekber. vela havle ve la kuvvete illa billah”
“ALLAH bütün noksan sıfatlardan münezzehtir,Bütün hamdler ona mahsustur.ALLAH’tan başka ilah yoktur.

ALLAH en büyüktür.”
Abdullah bin Mes’ud (r.a.) dan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdu ki “Mi’rac gecesinde Hz.İbrahim’i (a.s.) gördüm.” Bana şöyle dedi.
“Ya Muhammed! Ümmetime benden selam söyle ve onlara bildir ki: cennete fidan dikmeyi çoğatsınlar! Çünkü, cennetin toprağı güzel, suyu tatlı, arzı geniş ve düzlüktür!” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) “ Cennete dikilecek fidan nedir?” diye sordu.
Hz. İbrahim aleyhisselam:
“ Cennete dikilecek fidan: “Sübhanallahi ve’lhamdü lillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber, vela havle ve la kuvvete illa billah”tır. dedi.Peygamberimiz (s.a.v);”kim bu duayı okursa her okuyuşunda Cennette kendisi için bir ağaç dikilir.” buyurmuştur.

Dua.“Sübhanallah Velhamdü lillahi, vela ilahe İllallahu vallahü ekber. vela havle ve la kuvvete illa billah”