Vatanımızan son günlerde içinden geçtiği tehlikelerden, belalardan, sıkıntılardan ve hainliklerden muhafazası, bu durumun sona ermesi, selamete çıkması için “MUTLAKA YAP LİSTESİ”

Vatanımızın içindeki tehlike, bela ve hainliklerin sona ermesi, selamete çıkmak için; “MUTLAKA YAP LİSTESİ”
1. Bu niyetle 1 Yasin-i Şerif okuyup, 58.ayete gelince 1479 kere (dünya kelamı konuşmadan, samimiyet ve niyeti sürekli kalpten geçirerek) okunmalıdır.

“selamün-gavlem mir rabbir rahiym’’

سَلَامٌ قَوْلًا مِن رَّبٍّ رَّحِيمٍ

 Bu ayet Yasin suresinin içinde,58. ayetidir.

 Meali; Çok merhametli olan Rab’den bir söz olarak (kendilerine) “Selam” (vardır).
2. Vedduha Suresi: Sabah-Akşam 7 kere
3. Tarık Suresi: Hergün 41 kere
4. Ali İmran Suresi: 1. Sayfa, son ayet (9. Ayet) okunabildiği kadar
5. “Hasbünallahi ve nimel vekil” Hergün 450 kere 
6. Kamer Suresi: 45. Ayet, Hergün 1001 kere
7. Hergün mutlaka şu 5 ayet okunmalıdır. (Tehlike tamamen geçene kadar)

    1 – Bakara sûresi, âyet: 246. (Elem tera……bi’z-zâlimîn)

    2 – Âl-i İmran, âyet: 181. (Lekad semiallahu…….azâbel harîk)

    3 – Nisâ sûresi, âyet: 77. (Elem tera………fetilâ)

    4 – Mâide sûresi, âyet: 27. (Vetlu……….muttakîn)

    5 – Ra’d sûresi, âyet: 16. (Kul men….vâhidul kahhâr)

BU BEŞ AYETİ OKURKEN, HERBİR AYETE BAŞLARKEN BESMELE ÇEKİLİR, AYET BİTİNCE; Bittiğinde 3 kez (Alîmun kadîrun alâ mâ yürîd.) DENİLİR.

ŞU ANDA HARPTEYİZ!KAZANMAK İÇİN HERGÜN MUTLAKA (KADIN-ERKEK) ŞU 5 AYET-İ KERİME’Yİ OKUMALIYIZ! 

TIKLAYINIZ!!! https://mektebun.wordpress.com/su-anda-harpteyiz-kazanmak-icin-hergun-mutlaka-kadin-erkek-su-5-ayet-i-kerimeyi-okumaliyiz/

ŞU ANDA HARPTEYİZ!KAZANMAK İÇİN HERGÜN MUTLAKA (KADIN-ERKEK) ŞU 5 AYET-İ KERİME’Yİ OKUMALIYIZ! 

______________________________

1 — Bakara sûresi, âyet: 246. (Elem tera……bi’z-zâlimîn)

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
أَلَمْ تَرَ إِلَى الْمَلإِ مِن بَنِي إِسْرَائِيلَ مِن بَعْدِ مُوسَى إِذْ قَالُواْ لِنَبِيٍّ لَّهُمُ ابْعَثْ لَنَا مَلِكًا نُّقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ قَالَ هَلْ عَسَيْتُمْ إِن كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ أَلاَّ تُقَاتِلُواْ قَالُواْ وَمَا لَنَا أَلاَّ نُقَاتِلَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَقَدْ أُخْرِجْنَا مِن دِيَارِنَا وَأَبْنَآئِنَا فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ تَوَلَّوْاْ إِلاَّ قَلِيلاً مِّنْهُمْ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِالظَّالِمِينَ
E lem tera ilel melei min benî isrâîle min ba’di mûsâ, iz kâlû li nebiyyin lehumub’as lenâ meliken nukâtil fî sebîlillâh(sebîlillâhi), kâle hel aseytum in kutibe aleykumul kıtâlu ellâ tukâtil(tukâtilû), kâlû ve mâ lenâ ellâ nukâtile fî sebîlillâhi ve kad uhricnâ min diyârinâ ve ebnâinâ fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu tevellev illâ kalîlen minhum vallâhu alîmun biz zâlimîn(zâlimîne).

Meali; Musa’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Peygamberlerinden birine, ‘Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım’ demişlerdi. ‘Ya savaş size farz kılındığında gitmeyecek olursanız?’ demişti. ‘Memleketimizden ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımıza göre niye Allah yolunda savaşmıyalım?’ demişlerdi. Ama savaş onlara farz kılınınca, az bir kısmı müstesna yüz cevirdiler. Allah zalimleri bilir.
!!!Bittiğinde 3 kez (Alîmun kadîrun alâ mâ yürîd.)
___________________________

2 — Âl-i İmran, âyet: 181. (Lekad semiallahu……….)

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
لَقَدْ سَمِعَ اللَّهُ قَوْلَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللَّهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ أَغْنِيَاءُ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْأَنْبِيَاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ
 Âl-i İmran, âyet: 181.

Lekad semiallâhu kavlellezîne kâlû innallâhe fakîrun ve nahnu agniyâu se nektubu mâ kâlû ve katlehumul enbiyâe bi gayri hakkın, ve nekûlu zûkû azâbel harîk(harîki).

Meali; Allah, «Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz.» diyenlerin lafını elbette duymuştur. Onların söylediklerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve şöyle diyeceğiz: «Tadın o yakıcı azabı!».
!!!Bittiğinde 3 kez (Alîmun kadîrun alâ mâ yürîd.)
__________________________

3 — Nisâ sûresi, âyet: 77. (Elem tera…………fetilâ)

سْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّواْ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ النَّاسَ كَخَشْيَةِ اللّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً وَقَالُواْ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا الْقِتَالَ لَوْلا أَخَّرْتَنَا إِلَى أَجَلٍ قَرِيبٍ قُلْ مَتَاعُ الدَّنْيَا قَلِيلٌ وَالآخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ اتَّقَى وَلاَ تُظْلَمُونَ فَتِيلاً
Nisâ sûresi, âyet: 77.

E lem tera ilâllezîne kîle lehum kuffû eydiyekum, ve ekîmus salâte ve âtûz zekât(zekâte), fe lemmâ kutibe aleyhimul kıtâlu izâ ferîkun minhum yahşevnen nâse ke haşyetillâhi ev eşedde haşyeh(haşyeten), ve kâlû rabbenâ lime ketebte aleynâl kıtâl(kıtâle), lev lâ ahhartenâ ilâ ecelin karîb(karîbin). Kul metâud dunyâ kalîl(kalîlun), vel âhıratu hayrun li menittekâ ve lâ tuzlemûne fetîlâ(fetîlen).

Meali; Kendilerine, «Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin» denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah’tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve «Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?» derler. Onlara de ki: «Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez.»
!!!Bittiğinde 3 kez (Alîmun kadîrun alâ mâ yürîd.)
_____________________________

4 ___Mâide sûresi, âyet: 27. (Vetlu…………..muttakîn) 

سْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ ابْنَيْ ءَادَمَ بِالْحَقِّ إِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ أَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْآخَرِ قَالَ لَأَقْتُلَنَّكَ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللَّهُ مِنَ الْمُتَّقِينَ 
Mâide sûresi, âyet: 27.

Vetlu aleyhim nebeebney âdeme bil hakkı iz karrabâ kurbânen fe tukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel minel âhar(âhari) kâle le aktulenneke, kâle innemâ yetekabbelullâhu minel muttekîn(muttekîne).
Meali; Onlara Âdem’in iki oğluyla ilgili haberi hakkıyle oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine):» Seni öldüreceğim» demişti. Diğeri ise şöyle demişti: «Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder».
!!!Bittiğinde 3 kez (Alîmun kadîrun alâ mâ yürîd.)
___________________________

5 ___Ra’d sûresi, âyet: 16. (Kul men……….. hüvel vâhidul kahhâr.) 
سْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
قُلْ مَن رَّبُّ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ قُلِ اللّهُ قُلْ أَفَاتَّخَذْتُم مِّن دُونِهِ أَوْلِيَاء لاَ يَمْلِكُونَ لِأَنفُسِهِمْ نَفْعاً وَلاَ ضَرّاً قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الأَعْمَى وَالْبَصِيرُ أَمْ هَلْ تَسْتَوِي الظُّلُمَاتُ وَالنُّورُ أَمْ جَعَلُواْ لِلّهِ شُرَكَاء خَلَقُواْ كَخَلْقِهِ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْ قُلِ اللّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ
Ra’d sûresi, âyet: 16.

Kul men rabbus semâvâti vel ard(ardı), kulillâh(kulillâhu), kul e fettehaztum min dûnihî evliyâe lâ yemlikûne li enfusihim nef’an ve lâ darrâ(darren), kul hel yestevil a’mâ vel basîru em hel testevîz zulumâtu ven nûr(nûru), em cealû lillâhi şurakâe halakû ke halkıhî fe teşâbehel halku aleyhim, kulillâhu hâliku kulli şey’in ve huvel vâhidul kahhâr(kahhâru).
Meali; De ki: «Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?» De ki: «Allah’dır». De ki: «Allah’dan başkalarını, o kendi kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar verebilenleri dostlar mı ediniyorsunuz?» De ki: «Hiç kör ile gören bir olur mu? Hiç karanlıklarla aydınlık bir olur mu?» Yoksa Allah’a, O’nun gibi yaratan birtakım ortaklar buldular da, bu yaratış kendilerince birbirine benzer mi göründü? De ki: «Allah, her şeyi yaratandır. O, birdir. Her şeye üstün ve kahredicidir.»
!!!Bittiğinde 3 kez (Alîmun kadîrun alâ mâ yürîd.)

_______________________________________________________

İMALI, MANALI, DÜŞÜNDÜRÜCÜ KISSA-2///İŞTE! İHANETİN SONU BUDUR!

Bir Gün Yavuz Sultan Selim pazarın birini gezmeye karar verir ve saka kuşlarının satıldığı bir tezgaha yönelir.
Bütün sakalar 1 altındır fakat, bir tanesi ayrı bir kafes içinde ve 50 altındır.
Yavuz Sultan Selim sorar:
-Bunlar 1 altın da, bu neden 50 altın ?
Satıcı:
-Hünkarım 50 altınlık olan kuş ötüşüyle diğer saka kuşlarını kendine çeker ve yakalanmalarını sağlar.
Yavuz Sultan Selim 100 altını çıkarıp adama verir ve o kuşu bana ver der.
Herkes şaşkınlık içinde ne yapacak acaba koca padişah bir saka kuşunu diye düşünürken,
Yavuz Sultan Selim kuşun kafasını tuttuğu gibi gövdesinden ayırı verir ve der ki:
“KENDİ IRKINA İHANET EDENİN SONU BUDUR!!!”

İMALI, MANALI, DÜŞÜNDÜRÜCÜ KISSA-1

Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a Aleyhisselam gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.
Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır.
Ve ona sorar;

Ben “Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”
Derviş kendini savunur;

“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;
“Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”
Kuş kendini savunur.

“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”
Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.
“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.
Kuş o anda;

“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.

“Neden” diye sorar Hz. Süleyman.
Kuş sebebini şöyle açıklar;

“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar… Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın… Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.”

Namazımızda neden önce sübhaneke duasını okuruz???

YÜCE ALLAH !!!Arşı yaratınca meleklere taşımasını söyledi. Meleklere Arş ağır geldi, Onlarda şöyle duâ ettiler.
“Sübhaneke allahümme Ve Bihamdik”

“Allah’ım Seni Tesbih ve Tenzih Eder, Sana Hamd Ederiz.”
“Ve Tebarekesmük”

“İsmin Mübarektir”
“Ve Tealâ Ceddük”

“Azamet ve Celalin Yüksektir”
“Ve Lâ ilâhe Ğayrük”

“Ve Sen’den Başka Tapınacak Yoktur.”

 

Dediler ve arşı taşımaya kuvvet buldular.
Sübhaneke allahümme ve bihamdike ve tebarekesmüke ve tealâ ceddüke ve lâ ilâhe gayrük.
Evet namaz duâlarının ilki olan Subhâneke duası, tekbirden sonra okuduğumuz ilk duâ. 

Peki her hayrın başı olan Besmeleden bile önce okunması ne demek bilir miyiz?
Namaz ağırdır…

Onu taşıyabilmek için, Bizlerde namazımıza başlamadan önce okumuş olduğumuz Sübhaneke duasıyla; Nefis ve Şeytanın, üzerimize serpmiş olduğu ölü toprağını. Bütün güç ve iradenin yalnızca kendisinde toplanmış olduğu o yüce makamdan, Bu duanın hürmetine kaldırmasını talep ediyoruz. Dilimiz ile söylemesekte, halimizle o makama şöyle sesleniyoruz ;
“Ya Rab, arşı taşıyan meleklerinin, bu dua hürmetine üzerindeki yüklerini nasıl hafiflettiysen. Bizimde üzerimizdeki yükleri öyle hafiflet. İbadetimizden feyiz almamızı kolaylaştır.” 
Diyerek o kutsiyet ötesi makamdan yardım talep ediyoruz.

Alıntı

Arefe-Bayram ve yapılacaklar…

Arife günü (akşamı)-UNUTMAYALIM!!!!

https://mektebun.wordpress.com/arife-gunu-aksami-unutmayalim/

________________________

BAYRAM GECELERİ İBADETLERİ

https://mektebun.wordpress.com/bayram-geceleri-ibadetleri/
___________________


BAYRAM GÜNÜ ZİKİRLERİ

https://mektebun.wordpress.com/bayram-gunu-zikirleri/

___________________

BAYRAM GÜNÜ HAKKINDA

https://mektebun.wordpress.com/bayram-gunu-hakkinda/

_________________

BAYRAM HAZIRLIKLARI

https://mektebun.wordpress.com/bayram-hazirliklari/

___________________________________________

Bir Kıssa-İmam Gazali’ye Ölüm Hakkında Soru ve Onun Cevabı, “Tatmayan bilmez ki! Önce kendim tadayım, sonra size anlatırım”

Bir gün öğrencileri İmam’ı Gazâli Hazretlerine:

– “Hocam! Ölüm nedir? Bize özel olarak anlatır mısın?” demişler.

Velâyet nûru ile ölümünün çok yakın olduğunu anlayan İmam’ı Gazâli Hazretleri “Men lem yezuk, lem ya’rif” yani:

– “Tatmayan bilmez ki! Önce kendim tadayım, sonra size anlatırım” demiş.

Öğrencileri:

– “Aman hocam! Öldükten sonra sizinle nasıl bağlantı kurarız” dediklerinde gülümseyerek, yalnızca “İnşâAllah” diye cevap vermiş.

Gerçekten aradan çok geçmeden İmam’ı Gazâli Hazretleri ölümü tatmış ve öldüğü gece öğrencilerinin rüyâlarına gelerek:

– “Allah dostları sözünü tutar. İşte, bugün ölümü tattım ve sözümü tutmak için rüyânıza geldim” demiş. “Abdestimi tazeleyip, sabah namazını kıldıktan sonra, yalnızca odama çekildim ve ölüm meleğini beklemeğe başladım.

Lâilahe illallah diye zikir ederken, bir anda odamı nur kapladı ve bütün hücrelerim nur oldu. Başımı kaldırıp yukarı baktım. O nur’un etkisi ile evimin tavanı cam gibi şeffaf olmuştu.

Yattığım yerden yedi kat gökleri, melekleri, Cennet’i gördüm ve Cennet’teki bir melek bana, ya imam! İşte köşklerin, işte makamın diye Cennet’teki yerimi gösterdi. Cennet’e bakarken, sevgili Rabbim’in İrci’ıy ilâ Rabbik (Rabbine dön) hitabını duydum. O anda ruhum Allah aşkı ile cezbeye gelip, beden kafesinden fırladı ve ben kendimi başka âlemlerde buldum.

Tekrar dünyaya döndüğümde, evimin çevresinde aşırı bir kalabalık gördüm. Onlara, ne var? Ne oldu? Niçin toplandınız? diye ısrarla sorduğum halde hiçbiri ne yüzüme baktı ne de bana bir cevap verdi. İçeri girdim, hanımım ağlıyordu. Ona da aynı şeyleri sordum ama o da cevap vermeyince, az önce yatmakta olduğum odama girdim ve yerde yatan bedenimi görünce, hem öldüğümü, hem de insanların niçin benimle konuşmadığını anladım”.

Bazı öğrencileri:

– “Hocam, yerde yatan bedenimi görünce öldüğümü anladım diyorsun. Peki sen başka, bedenin başka bir şey mi?”

İmam-ı Gazâli Hazretleri gülümseyerek:

– “İnsanın aslı, özü, gerçek ve kalıcı kişiliği Ruh’tur. Ruhsuz beden, kesilen kol, bacak gibi cansız bilinçsiz et, kemik yığınıdır”.

Yine bazı öğrencileri:

– “Hocam, o daracık, karanlık kabirde Kıyâmete kadar nasıl yatacaksın?”

– “Ah yavrum!” demiş. “Eğer kabirler dışarıdan göründüğü gibi dar, karanlık ve sıkıcı olsaydı, Allah dostları birer zindan mahkûmu gibi oraya atılır mıydı? Ana karnına göre dünya ne kadar geniş, güzel ve aydınlık ise, dünyaya göre kabirlerimiz de çok daha geniş, güzel ve aydınlık” demiş ve sonra:

– “Yakınlarım beni kabrimde bekliyor” diye ayrılıp gitmiş.

Allahü teala rahmet eylesin, bizleri de şefaatine nail eylesin inşaAllah.

Bir Kıssa – Fırıncının Duası

FIRINCININ DUASIİbrahim Ethem tacı tahtı terk ediyor.

Seneler sonra seyr-i sülûkünü tamamladıktan sonra Belh şehrine tekrar geliyor. Kendi yaptırdığı camide yatsı namazı kılıyor. Dışarıda sulu kar, yağmur, soğuk…

“Şurada kıvrılayım da sabah olunca giderim” diye düşünüyor. Caminin bekçisi geliyor, camide saklandığı yerden buluyor, çıkarıyor.

-“Ne yapıyorsun” diyor.

“Müsaade et, şurada yatayım. Sabah namazından sonra Belh’e gireceğim” diyor.

Görevli bacağından tutuyor onu

-“İbrahim Ethem, senin gibi çulsuzlar için yaptırmadı bu camiyi” diyor ve bacağından sürükleye sürükleye, kafasını merdivenlere vura vura atıyor onu dışarıya.

İbrahim Ethem “Ben bu camiyi yaptırdım” diyemiyor kibir olur diye.

Çaresiz, şehre gidiyor. Her taraf kapalı, sadece bir yer açık. Bir fırın. Kapıyı çalıyor ve sabaha kadar oturma müsaadesi istiyor. Orada çalışan işçi, “Geç otur” diyor.

Aradan bir-iki saat geçiyor. Sabah ezanı okunmaya başlıyor. Okunduktan sonra işçi dönüyor

-“Hoşgeldiniz, nereden gelip nereye gidiyorsunuz, isminiz ne?” diyor.

İbrahim Ethem de

-“Ben iki saattir burada oturuyorum, şimdi mi geldi aklına sormak” diyor.

Fırıncı diyor ki:

-“Ben bu fırında işçiyim. İki çocuğum var, iki de yetime bakıyorum. Ben onlara şimdiye kadar haram lokma yedirmedim. Senin geldiğin vakit benim mesai saatim dahilindeydi. Ezan okundu, mesaim bitti. Seninle istediğin kadar konuşabiliriz, şimdi kazancıma haram karışmaz.” İbrahim Ethem

-“Sen ne güzel adammışsın. Sen Allah’tan bir şey isteyip de olmadığı vaki oldu mu?” diye soruyor.

-“Ben Allah’tan ne istediysem verdi. Fakat Allah’tan bir şey istedim. Onu bana vermedi. Allah’a yalvardım, bana İbrahim Ethem’i göster diye, bana onu göstermedi” diyor.

-“O Allah, öyle bir Allah ki,” diyor İbrahim Ethem, “İbrahim Ethem’i bacağından sürükleye sürükleye, kafasına vura vura getirir sana gösterir ve senin gözünün önünde ruhunu teslim ettirir.” diyor ve Allah diyerek ruhunu teslim ediyor.