Duanın kabul olması için bazı hususlara dikkat etmek gerekir. Yapılacak işlerden bazıları şöyledir:

Duanın kabul olması için bazı hususlara dikkat etmek gerekir. 
Yapılacak işlerden bazıları şöyledir:

_____________________________________

Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir. 

Önce günahlara tevbe etmeli, 

İstiğfar okumalı, 

Sadaka vermeli, 

İmanını düzeltmeli, 

Duanın kabul olacağına inanmalı, 

İki diz üzerine kıbleye karşı oturup, 

Duaya başlarken, Sübhane Rabbiyel aliyyil a’lel vehhab demeli, 

Euzü besmele çekip hamd ve salevat okumalı, 

Duayı üçten fazla söylemeli.

Kabul olmadı diyerek ümit kesmemeli, 

Kabul olana kadar uzun zaman tekrar etmelidir! 
Feraid

( DİKKAT )-1

( DİKKAT )-1
Evinizde çöp biriktirmeyin, çöpler bereketi götürür, düşük enerjili varlıklar çöplerden beslenir, destursuz çöp dökmeye gitmeyin.. Özellikle gebe hanımlar, lohusalıktaki hanımlar çöple fazla uğraşmasınlar.

“Müslümanlık temizdir, kirsizdir. Siz de temiz olun, temizlenin, Zira cennete temizler girer.”

“G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 1. cilt,”

Bebekleri korumak için liste/Kenarınızda bulunsun

Bebekleri korumak için liste/Kenarınızda bulunsun
*Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semî’ul alîm) duasını sabah3kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez.

İbni Mace
*Sabah akşam(besmeleyle) 3 defa “Bismillâhillezî lâ yedurru me’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semî’ul alîm” okuyan, büyü ve nazardan korunur-Hadisi şerifte buyuruldu.

İbniMace
*Nazar için; Ayetel kürsi, fatiha, 2 kul eüzü(Felak ve Nas sureleri) ve kalem suresinin sonunu okumak çok iyi gelir (Medaric)<Kalem Sûresinin 51-52. ayetleri: “Ve in yekadullezîne keferû leyuzlikûneke biebsarihim lemmâ semiu’z-zikre ve yekulûne innehu le mecnûnun ve ma huve illâ zikrun lil âlemîn.”>
*Peygamber efendimiz, iki kul eüzüyü(felak ve nas) okuyup buyurdu ki: (Bu iki sure ile(belalardan ve nazardan) korunun! Hiç kimse, bu iki sure ile korunduğu gibi, başka şeyle korunamaz.

Ebu Davud
*(Euzü bikelimâtillahittammâti min şerri mâ haleka) Manası: Bütün yaratıkların şerrinden Allah’ın kusursuz kelamlarına [âyetlerine yani Kur’ana] sığınırım. Sabah-akşam 3 kere okumak çok iyidir. Sabah-akşam 3 kere okunması çok iyi olur.
*(Euzü bi-kelimâtillahittâmmeti min şerri külli şeytânin ve hâmmetin ve min şerri külli aynin lâmmetin) [Bu dua her sabah ve akşam üç defa okunup kendi üzerine veya hastanın üzerine üflenirse, göz değmesinden, nazardan, cinden, şeytandan ve hayvanların zararından korur (Mevahib)<Küçük bebekler korkarak uyandığı zaman, okunması gereken dua/ Bebeğin Uyuması İçin Dua / Peygamber Efendimizin kötülüklerden korunmaları için torunları için okuduğu duadır>
*Fatiha, Âyet-el kürsi ve dört kul [Kâfirun, İhlas, Felak, Nas sureleri] 7şer defa okunup hastaya üflenirse, nazar ve her dert için iyi gelir.
*”Allahümme barik fihi ve la tedarruhü”Efendimiz sav; nazar için okurdu (İbni Sünni)
*Bebekleri korumak için ne okunur?

Bismillahirrahmanirrahim

Bu niyetle 7’şer defa sırasıyla Fatiha, Ayete’l Kürsi, Kureyş, İhlas, Felak ve Nas sureleri ile 450 defa la havle vela kuvvete… zikrini okuyunuz.

Ayrıca bu niyetle bol bol tasaddukta bulununuz.
mehmet talu hoca

BUNU OKUMAK SİZE İYİ GELECEK..

BUNU OKUMAK SİZE İYİ GELECEK..
Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse,

Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa,

O zaman; kavanoz ve iki fincan kahveyi hatırlayınız…
İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi
Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir. Ders başladığında; hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır. Sonrada kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar…
Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.
Bunun üzerine; profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker. Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar. Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.
Öğrenciler yine hep birlikte; ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Profesör yine aynı soruyu sorar. Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır. Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye. Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar… Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar;
‘Bu kavanoz sizin hayatınızdır.
Tenis topları; Hayatınızdaki önemli şeylerdir. Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter.
Çakıl taşları ise; Sizin için daha az önemli olan diğer şeylerdir. Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi.
Kum ise; diğer ufak tefek şeylerdir. şayet kavanoza önce kum doldurursanız; Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi; ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz; Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın.
Sağlığınıza dikkat edin.
Sevdiklerinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur…’
Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar; ‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’ Profesör gülerek cevaplar; ‘Bu soruyu bekliyordum. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun; Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır…’

Kabirde sorulacak sorular ve vermemiz gereken cevaplar

Kabirde sorulacak sorular ve vermemiz gereken cevaplar
          1- Rabbin kim?

            -Rabbim ALLAH (c.c.)dır.

          2-Peygamberin kimdir?

            -Peygamberim Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)dır.

          3 -Dinin nedir?

             -Dinim İslam’dır.

          4-Kıblen neresidir?

            -Kıblem Kabe-i Şerif’tir.

          5-Kitabın hangi kitaptır?

            -Kitabım Kur’an-ı Kerim’dir.

          6-İtikatte mezhebin nedir?

            -Ehli-sünnet ve-l cemaat’dır.

          7-Ehli sünnet ve-l cemaat ne demekktir?

            -Peygamber efendimizin ve sahabesinin gittigi yol demektir.

          8-İtikat da imamın kimdir?

             -İtikat da mezhep imamın Muhammed Ebu Mansur El Maturi’dir.

          9-Amelde mezhebin nedir?

             -Hanefi mezhebidir.

         10-Amelde mezhep imamın kimdir?

             -İmam-ı Azam Ebu Hanife’dir.

         11-Kimin zürriyetindensin?

              -Hz.Adem (a.s.) zürriyetindenim.

         12-Kimin milletindensin?

              -İbrahim (a.s.)’ın milletindenim.

         13-Kimin ümmetindensin?

               -Hz. Muhammed (s.a.v) ümmetindenim.

Her müslümanın hiç unutmamak şartıyla bunları bilmesi lazımdır. 

Çünkü ölümün ne zaman geleceği belli değildir.

AŞURE Günü, İmkân Dâhilinde Şu 12 Haslet İşlenir. 

AŞURE Günü, İmkân Dâhilinde Şu 12 Haslet İşlenir. 

1- Farz namazlar dışında nafile namaz kılmak.
2. Oruç tutmak.
3. Sıla-i rahim yapmak (akrabayı arayıp sormak).
4. Sadaka vermek.
5. (Boy abdesti) Gusül (almak).
6. Sürme çekmek.
7. Bir alimi ziyâret etmek.
8. Bir hastayı ziyaret etmek.
9. Yetim başı sıvazlamak.
10. Çoluk çocuğa bolluk yapmak.
11. Tırnak kesmek.
12. 1000 kere İhlâs Sûresi okumak. 
(Mâü’l-ayneyn, Na‘tü’l-bidâyât, sh:166-167)

Kendilerini Okuyup Dua Edenin En Olmayacak Şeyleri İstese Dahi Süratle Kabul Göreceği İsmi Şerifler

Gıyâsuddîn Muhammed el-Âkûlî (rahimehullah)’ın, senediyle naklettiği bir rivayete göre; Umâre ibni Zeyd (rahimehullah) şöyle anlatmıştır: “Ben Allâhu Te`âlâ’ya âit olan doksan dokuz ismi arıyordum, onları ehli ilme soruyordum. Fakat onlara ulaşamıyordum ve bana onları bildirecek birini de bulamıyordum. Nihayet bir cuma günü Rasülüllâh (sallallahu aleyhi vesellem)’ın Ehl-i Beyti’nden himmet ve istinbat (gizli ilimler çıkartma sıfatının) sahibi bir zâta rastladım, kendisine selam verdim. Selamım’ aldı, evvelce de benim kendisiyle ve şahsına hürmetim vardı. Alim olmakla birlikte vera` (şüphelerden dahi sakınma) ve ibadet sahibi olan bu zat duası makbul biriydi, kendisinin (tayy-i mekan kerâmetine sahip olduğu ve) Medine’den Mekke’ye çıkıp Arefe günü insanlarla birlikte vakfede bulunduğu, sonra dördüncü gün Medine’ye döndüğüne dair birçok kerâmeti insanlar arasında yaygın idi. Ben kendisine (İsm-i Azam’ın da içlerinde bulunduğu) bu isimleri sorduğumda mazeret beyan ederek bir süre bana bunları bildirmekten çekindi, benim ısrarım karşısında dayanamayarak benden adını teşhir etmeyeceğime dair söz aldıktan sonra bana: `Ey Umâre! Senin bana şüphesiz inancın, ilme ve hayra rağbetin olmasaydı bunu sana bildirmez-dim, sen de kendilerine güvenmediğin hiç kimseye bunu öğretme. şüphesiz ki bu isimler Allâh-u Te`ala’nın kitabında mevcuttur’ dedikten sonra o ism-i şerifler hangi surelerde geçtiğini açıkladı ve nihayet: `Ey Umare! Bu isimleri Okuduğun zaman şüphesiz ki bunlarda Allâh-u Te`âlâ’nın İsm-i Azamı (en büyük ismi) mevcuttur (bunları Okuduğunda onu da Okumuş olursun). Bu isimlerle dua etmeye niyetlendiğin zaman öncesinde bir oruç geçmiş olsun ki ben senin perşembe günü oruçlu olup cuma gecesi seher vaktinde bu isimlerle dua yapmanı isterim. Kendisinden başka hiçbir İlah bulunmayan Allâh-u Te`ala’ya yemin ederim ki mümin bir kul Allâh-u Te`alâ’ya bu isimlerle dua ettiğinde Allâh-u Te`ala mutlaka ona icâbet edip kendisine rahmet eder, hatta bu kul suyun üzerinde yahut rüzgarın sırtında yürümek isteyecek olsa da elbette duası kabul edilir’ buyurdu.” Sonra ben kendisinden bu isimleri bana beyan etmesini talep edince bu talebime icabet ederek ism-i şerifleri şöylece saydı:

İSMİ ŞERİFLERİN TÜRKÇE OKUNUŞU

Dikkat; 

H(h): hırlatılarak okuyun normal h gibi değil.

s(s): peltek okunan se harfi normal se değil.

K(k): kaf harfidir, normal ke harfi gibi değil, kalın okuyun, ka veya ga gibi.

______________________

Allahümme innî eselüke 

Yâ Allah! Yâ Rahmân! Yâ Rahîm! Yâ Rabbelâlemîn! Yâ Melik! 

Yâ Muhît! Yâ K(k)adîm! Yâ K(k)adîr! Yâ Alîm! Yâ Hakîm! Yâ Aliyy! Yâ Azîm! 

Yâ Tevvâb! Yâ Basîr! Yâ Veliyy! Yâ Vâsi ‘! Yâ Kâfîy! Yâ Raûf! Yâ Bedî ‘! 

Yâ Şâkir! Yâ Vâhid! Yâ Semî ‘! Yâ K(k)âbid!

Yâ Bâsid! Yâ Hayy! Yâ K(k)ayyûm! Yâ Ganiyy! Yâ Hamîd! Yâ Gafûr! 

Yâ Halîm! Yâ İlâh! Yâ K(k)arîb! Yâ Mucîb! Yâ K(k)aviyy! Yâ Serî ‘! 

Yâ H(h)abîr! Yâ Vehhâb! Yâ K(k)âim! Yâ Vâhib! Yâ Sâdık(k)! Yâ Bâis(s)! 

Yâ Rak(k)îb! Yâ Hasîb! Yâ Şehîd! Yâ Afuvv! Yâ Muk(k)ît! Yâ Vekîl! Yâ Fâtır! 

Yâ K(k)âhir! Yâ Latîf! Yâ K(k)âdir! Yâ Muhyî! Yâ Mümît! Yâ Ni’melmevlâ! 

Yâ Ni’mennasîr! Yâ Hafîz! Yâ Mecîd! Yâ Vedûd! Yâ Zelarşilmecîd!

Yâ Fe’a’lel li mâ yurîd Yâ Kebîr! Yâ Müteâl! Yâ Hannân! Yâ Mennân!

Yâ Vâris(s)! Yâ Şekûr! Yâ H(h)allâk(k)! Yâ Gaffâr! Yâ Kerîm! Yâ Hakk(k)!

Yâ Mübîn! Yâ Nûr! Yâ Hâdî! Yâ Fettâh! Yâ Gâfir! Yâ K(k)âbilettevb!

Yâ Şedîdel i’kâb! Yâ Zâttavl! Yâ Razzâk(k)! Yâ Zelk(k)uvveh! Yâ Metîn!

Yâ Berr! Yâ Melîk! Yâ Muk(k)tedir! Yâ Zelcelâli vel ikrâm! 

Yâ Rabbelmeşrik(k)ayn! Yâ Rabbelmağribeyn! Yâ Bâk(k)î! Yâ Evvel!

Yâ Âh(h)ir! Yâ Zâhir! Yâ Bâtın! Yâ K(k)uddûs! Yâ Selâm! Yâ Mü’min! 

Yâ Müheymin! Yâ Azîz! Yâ Cebbâr! Yâ Mütekebbir! Yâ H(h)âlık(k)!

Yâ Bârî! Yâ Musavvir! Yâ Mübdî! Yâ Müîd! Yâ Ehad! Yâ Samed! 

Entüsalliye alâ Muhammediv ve âlihi ve en terzuk(k)anî ve cemîa 

mey yeteallek(k)u bî bitemâmi niamike vedevâmi âfiyetike 

Yâ erhamerrâhimîn!

Umâre (rahimehullah) şöyle anlatmıştır: “Ben bu isimlerle Allâh-u Azze ve Celle’ye birkaç defa duada bulundum ve bunları icâbeti çok yakın olan isimler olarak buldum. Kardeşlerimden bir cemaat de bunu benden yazdılar, hepsi de bana bu ism-i şeriflerle yapılan duanın hem kendileri, hem de dua yaptıkları kimseler hakkında süratlice kabul edildiğini bildirdiler.” 
Bu rivayeti Umâre (rahimehullah)’dan nakleden Ebû Muhammed (Rahimehullah) şöyle demiştir. “Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allâhu Te`alâ’ya yemin olsun ki ben de helâk olacağımdan korktuğum çok mühim hadiseler başıma geldiğinde bir çok kere bu duayı yaptım, her seferinde Allâh-u Te`alâ beni o tehlikelerden halâs etti.”
(Gıyâsuddîn Muhammed el-Âkûlî el Vâsitî el-Bağdâdî, ed-Dirâye fî ma’rifeti’r-rivâye Meşyehatü İbni’l-Âkûl’i/ sh:293-296; Deyrebî, el-Mücerrebât, sh:47) 

Cübbeli Ahmet Hoca

(Allah kendisinden razı olsun, ilmini çoğaltsın)