Cenneti Parselliyorum…

Cenneti Parselliyorum…

Kadın evine giderken bir çocuğun elinde çubuk ile toprağa bir şeyler çizdiğini görür.

Kadın; ne yapıyorsun? diye sorar.

Çocuk; ‘’Cenneti parselliyorum, satıyorum abla’’ der.

Cevap hoşuna giden kadın; ‘’Bana da bir parsel ver. Ne Kadar?’’ der.

Çocuk; ‘’20 TL abla’’der.

Kadın parayı verir. Evine giden kadın yaşadığı bu olayı unutur. Akşam yatağına yatar ve bir rüya görür ki kendisi cennette. Sonraki günlerde rüyayı, eşine anlatır.

Eşi hemen çocuğun olduğu yere gider ve çocuğa aynı şekilde sorar

‘’Ne yapıyorsun?’’

Çocuğun verdiği cevap aynı. Adam’’ bana da bir parsel ver, kaç lira?’’

Çocuk; ‘’Bir trilyon’’ der.

Adam; ‘’ne yapıyorsun, hanıma 20 TL’ye vermişsin’’ der.

Çocuk; ‘’amca eşin o parayı cenneti almak için değil, gönlümü almak için verdi. Sen cenneti o kadar ucuz mu zannettin?’’ der.

Cennet ne çok ucuz, ne çok pahalıdır. Cenneti almak gönülleri almaktan geçer. Rabbim bizleri gönül kıran değil, gönül alanlardan eylesin.

Hayırlı cumalar

Hayırlı cumalar

Nûh 28. Ayet – رَبِّ اغْفِرْ ل۪ي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِناً وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِۜ وَلَا تَزِدِ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا تَبَاراً

:”Rabbim, beni, annemi, babamı, mü’min olarak evime gireni, iman eden erkekleri ve iman eden kadınları bağışla. Zalimlere yıkımdan başkasını arttırma.”

Kehf 10. Ayet – اِذْ اَوَى الْفِتْيَةُ اِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَٓا اٰتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ اَمْرِنَا رَشَداً

:O gençler, mağaraya sığındıkları zaman, demişlerdi ki: “Rabbimiz, Katından bize bir rahmet ver ve işimizden bize doğruyu kolaylaştır (bizi başarılı kıl).

☆Hz.Ali (R.A.) den rivayet edildiğine göre Rasulullah ( SAV ) şöyle buyurdu : ” Her kim ömrünün uzatılması, düşmana karşı kendisine yardım olunması, rızkında kendisine genişlik verilmesi ve kötü şekilde ölmekten korunması sevindirecekse, akşamladığında ve sabahladığında üç kere “SübhânAllâhi mile’l-mîzâni ve müntehe’l-ılmi ve mebleğa’r-rıdâ ve zînete’l-arşi.Lâ ilâhe illallâhu mil’el mîzâni ve müntehe’l- ılmi ve mebleğa’r-rıdâ ve zînete’l-arşi. Vallahü ekberü mil’el mîzâni ve müntehe’l-ılmi ve mebleğa’r-rıdâ ve zînete’l-arşi.” ” Mizan dolusunca, sonsuz ilmince, rızasına ulaştıracak kadar ve Arş’ın ağırlığınca Allah’ı tesbih ederim.

Mîzan dolusunca, sonsuz ilmince, rızasına ulaştıracak kadar ve Arş’ın ağırlığınca Allah’ı tevhid ederim.

Mîzan dolusunca, sonsuz ilmince, rızasına ulaştıracak kadar ve Arş’ın ağırlığınca Allah’ı tekbîr ederim. ” desin.

☆EL-MÂNİ’:Kötülüklere engel olan, dilemediği şeylerin olmasına izin vermeyen, kendilerine zarar verecek şeylere mani olmak suretiyle dostlarına yardımda bulunan demektir.

“Açın gözünüzü! Allah’ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar”.Yunus/62

☆Biz , O’nu dost bileceğiz, dostumuzun emirlerine uymaya çalışacağız da , O, bizi bırakacak, unutacak öyle mi? Mümkün mü?

Dalgalar çıkacak karşımıza, imtihan edecek bizi. Ama biz her zorlukta Rabbimizin yanımızda olduğunu biliyorsak, dostlarına o dalgaların zarar vermesini önleyeceğini de bilmeliyiz, kimselerin eline bırakmayacağını da….

El-Mânî’ olan Allah’ım bu ismin hürmetine bize güç ver, bizi rahatlat, hayatın zorluklarına karşı bizi zırhlandır!

Rabbimiz! Hayatımızda isminin tecellilerini göster. Bizleri, kötülüklere eliyle, diliyle, kalbiyle mani olanlardan eyle. Her türlü korkularımızdan emin olup, umduklarımıza nail olmamız niyazıyla …Âmin.

Mü’min kardeşlerinizin hatalı ve kusurlu yönlerine bakmayın. Hatasız günahsız insan bulamazsınız. Onların iyi sıfatlarına, güzel yönlerine bakın. Gözünüzü kendi nefsinizin hata ve kusurlarına dikin.

Şeyh Seyyid Sultan Muhammed Râşid (k.s.a) hazretleri bir sohbetlerinde şöyle buyurdular:

“Mü’min kardeşlerinizin hatalı ve kusurlu yönlerine bakmayın. Hatasız günahsız insan bulamazsınız. Onların iyi sıfatlarına, güzel yönlerine bakın. Gözünüzü kendi nefsinizin hata ve kusurlarına dikin. Şayet böyle yapmazsanız kimseyi sevemez, nefsinizi beğenir ve kendinizi insanlardan üstün görmeye başlarsınız. Böylece, Allah korusun, ucub, kibir ve gıybet bataklığına saplanıp helâke sürüklenirsiniz. Kendini herhangi bir müslümandan daha hayırlı gören kimsede kibir var demektir. Nefsinin yığınla kusuruna aldırış etmeyip Allah ve Resûlü’ne iman eden bir müminin kusurlarıyla uğraşan kimse ne kadar aldanmıştır. İnsanlara karşı hayırhah ve mütevazi olun. Hadis-i Şerifte; “Allah Teâla alçak gönüllü olanları yükseltir ve yüceltir.”(Müslim, Birr, 69) buyrulmuştur. Siz tevazu gösterdikçe Allah celle celâlühu’nun indinde kökü derinlere inen bir ağaç gibi yükselirsiniz. Suyun alçak yere aktığı gibi, Cenâb-ı Mevlâ’nın rahmeti, füyuzatı ve bereketi sizin üzerinize akmaya başlar.

Elimizde olmayan bu dünyaya geldik ve yine elimizde olmadan kalbimizde muhabbet bulduk. Bizi gönderen de, bize muhabbeti veren de, bizden muhabbet isteyen de hep Allah Teâlâ’dır. O’nun muhabbetinden üstün tutulan bir sevginin kıymeti yoktur. Böyle bir sevgi, iki cihanda keder ve ıstıraptan başka bir işe yaramaz.

Öyleyse sevdiğiniz her şeyi Allah için sevin. Allah için oturun! Allah için kalkın! Sevdiğiniz Zat’ın hatırı için mü’minlerin eziyetine sabredin! Köprü gibi olun! Sırtınıza basıp geçenler hususan ehl-i kıble ise sesinizi çıkarmayın! Gerekse mazlum olun ama katiyen zalim olmayın!

Bizim yolumuz sevgi ve dostluk yoludur. Kin, nefret ve düşmanlık yolu değildir. Biz bu âleme kavga etmek için gönderilmedik. Dost kapısını çalmak için geldik. O’nun kapısında zulme, husumete yer yok. Hasım ararsanız sizi birbirinize düşüren ve Hak Teâlâ’nın sevgisinden mahrum bırakan nefsinize yönelin…”

*MÜSLÜMANLARIN FESÂDA UĞRAMALARININ SEBEBİ*

*MÜSLÜMANLARIN FESÂDA UĞRAMALARININ SEBEBİ*

Evliyâullahtan Zünnûn-ı Mısrî (rahimehullah) dedi ki:

*İnsanlar altı şey sebebiyle fesâda uğradı

1-*Âhirete ait işlerinde* gevşeklik göstermeleri.

2-Bedenlerinin *nefsî arzulara* rehin olması.

3- *Tûl-i emelin* (sonu gelmez dünya arzusunun) yakın olan ecellerine *gâlip gelmesi*.

4- *Mahlûkâtın rızâsını* Hazret-i Allâh’ın rızâsı üzerine tercih etmeleri.

5- *Hevâlarına tâbi* olup Resûlullah Efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) sünnetlerini terk etmeleri.

6- *Selef-i sâlihîni* (Ashâb-ı Kirâm ve daha sonra gelen Mezhep imamlarını; Ehl-i Sünnet müctehid ve âlimlerini) örnek almayı bırakmaları.

[er-Risâletü’l-Kuşeyriye]

Rasûlullah (S.A.V)’ın tesbihi

☆Ahmed Ziyâüddin Gümüşhânevî Hz.lerinin Mecmûatü’l Ahzab isimli eserinden;

Rasûlullah (S.A.V)’ın tesbihi:

“Sübhânallâhi ve bi hamdihi, lâ ilâhe illâ ente ve bihamdike, Allahümme fâricel hemmi ve kâşifel gammi, mûcibe da’vetil muztarrîne, rahmâneddünya vel âhireti ve rahîmehumâ.”

《 Allah’a hamd ve tesbih ederim. Senden başka ilah yok, ancak Sen varsın. Sana hamd ederim. Düşünceyi ve üzüntüyü kaldıran, sıkıntıda kalanın duasına icabet eden, dünya ve ahiretin esirgeyicisi olan Allah’ım, beni darlıktan çıkar.》

Hayırlı Cumalar

Hayırlı Cumalar

Fussilet, 33. Ayet: Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?

Fussilet, 34. Ayet: İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir.

Fussilet, 35. Ayet: Bu güzel davranışa ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak (hayırdan ve olgunluktan) büyük payı olanlar kavuşturulur.

☆Enes (R.A.)’den rivayet edildiğine göre, kendisi Sabit (R.A.)e:

– Sana Rasulullah(S.A.V.)ın rukyesini yapayım mı? dedi. O:

-Evet, dedi. Enes şöyle söyledi:

“Allâhümme Rabbennâsi müzhibel be’si eşfi enteş-Şâfi lâ şifâe illâ şifâüke şifâen lâ yüğâdiru sekamen.”

《Allah’ım! insanların Rabbı! Hastalığı def edici! Hastalık bırakmayan bir şifa ver. Şifa veren sensin ve senden başka şifa veren yoktur.》(Buhâri)

☆Ahmed Ziyâüddin Gümüşhânevî Hz.lerinin Mecmûatü’l Ahzab isimli eserinden;

Rasûlullah (S.A.V)’ın tesbihi:

“Sübhânallâhi ve bi hamdihi, lâ ilâhe illâ ente ve bihamdike, Allahümme fâricel hemmi ve kâşifel gammi, mûcibe da’vetil muztarrîne, rahmâneddünya vel âhireti ve rahîmehumâ.”

《 Allah’a hamd ve tesbih ederim. Senden başka ilah yok, ancak Sen varsın. Sana hamd ederim. Düşünceyi ve üzüntüyü kaldıran, sıkıntıda kalanın duasına icabet eden, dünya ve ahiretin esirgeyicisi olan Allah’ım, beni darlıktan çıkar.》

☆İmam Gazâlî’nin Esmâ-i Hüsnâ isimli eserinden;

ES-SAMED, her şeyin kendisine muhtaç olduğu, hâcetlerin, ıstırapların giderilmesi için başvurulacak yegane merci, arzu ve ihtiyaçları sebebiyle her varlığın kendisine yöneldiği tek varlık demektir.(Bu ism-i şerifi darlık, keder, dert, zaruret ve şiddet zamanında 134 defa okuyan kimseye selamet ihsan buyrulur, dert ve darlık görmez ve aç kalmaz.)

İhlâs, 2. Ayet: “Allah Samed’dir. (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir.)”

☆SAMED ismi Kur’an-ı Kerim’de sadece İhlas Sûresi’nde geçer.

Rahmân, 29. Ayet: “Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O’ndan isterler. O, her an yeni bir ilâhî tasarruftadır.”

Her şey duada, her şey O’nu zikretmede. Ama bu bize gizlenmiştir. Arayıp gerçeği kendi irademizle bulmamız istenmiştir. İstenen, araya araya “aklımızla, yüreğimizle” O Yüceler Yücesine ulaşmamızdır.

• İnanmadığını iddia eden(!) insanın bile damarlarında dolaşan kanındaki akyuvarlar, alyuvarlar Allah’a şahitlik etmede. Her nefes alış-verişimiz O’nu zikretme de farkında olmasak ta. Aslında “oh” diyerek mutluluğumuzu yada yorgunluğumuzu ifade ettiğimizde de “Hû” demekteyiz. Yani “Hüve, O!”

• Varsın Allah’ım, birsin, Samed’sin! Âlemler secdede, mahlûkatın secdede! Yaratılmış her şey lisân-ı hal ile “dua” da, zikirde! Rabbimiz, bu dualar, zikirler hürmetine Ümmet-i Muhammed’e, memleketimize ve bütün insanlığa kurtuluş ihsan eyle!

• İhtiyaçlarımızı, isteklerimizi, bizi bizlerden daha iyi bilen, Samed olan Rabbimiz! Dualarımızı kabul eyle, korktuklarımızdan emin kıl ve umduklarımıza nail eyle! Amin

Bu adamın içine oryantalist Goldhziher kaçmış.

Bu adamın içine oryantalist Goldhziher kaçmış.

“Hey ‘Hadis usulü, yalan söyleme usulüdür’ diyen kişi!

Bu söz oryantalist Ağabeylerinin sana üflediği bir söz. Bu söz Kazfu’l-Muhsanât’tan daha ağır bir iftiradır. ÇÜNKÜ:Hadis usulü kitapları ‘yalan söyleyenin rivayeti red red edilir’ der. Yani hadis usulü yalan sözü doğru sözden ayırma usulüdür. Yani hadis usulü tümden yalan ve şov olan seni red ettiği için sen bu sözü söylüyorsun. Sen tümden yalan ve iftirasın, iftiranın taa kendisisin. Cami duvarına pislemeyi marifet sayan birisin. Ağabeylerinden hayli aferin aldığın çok kesin! Ben asıl senin bu şovlarına sanki vahiy imiş gibi tabi olanlara acıyorum. Sen zaten mühürlüsün. Hakka dönmen imkansız ama herşeye rağmen sana tövbe tavsiye ediyorum. Malumdur ki çıkmadık canda yine de ümit olur. Mahşerde beni uyaran olmadı dememen için seni uyarıyorum. Yani sana da acıyorum”

Prof Dr Orhan ÇEKER