Salavatın Faydaları

Salavatın Faydaları

➖Salavat : Kesinlikle kabul olan tek duadır.

➖Salavat : Allah’ın insanlığa en büyük Hediyesidir . 

➖Salavat : Cennetten bir armağandır .

➖Salavat : Ruhu parlatıp aydınlatır. 

➖Salavat : İnsanin ağzının güzel kokmasini sağlayan bir ıtırdır.

➖Salavat : Cennette bir nurdur. 

➖Salavat : Sırat Köprüsünü aydınlatan nurdur. 

➖Salavat : İnsanın şefaatçisidir. 

➖Salavat : İlahi bir zikirdir. 

➖Salavat : Namazın kemal şartıdir. 

➖Salavat : Duanın kemal ve isticabet şartıdır . 

➖Salavat : İnsanı Rabbine yakınlaştırır. 

➖Salavat : Peygamberi rüyada görebilme sırrıdır. 

➖Salavat : Cehennem ateşine karşı bir siperdir.

➖Salavat : İnsanın kıyamet ve berzahtaki dostudur. 

➖Salavat : Cennete giriş belgesidir. 

➖Salavat : İnsan için üç âlemde güvencedir. 

➖Salavat : Kıyamette en değerli ameldir . 

➖Salavat : Mizan da en ağır gelen ameldir. 

➖Salavat : En sevimli ameldir. 

➖Salavat : Cehennem ateşini söndürür. 

➖Salavat : Fakirlikten korur. 

➖Salavat : Nifaktan ve münafıktan korur. 

➖Salavat : Namazın süsüdür. 

➖Salavat : En etkili manevi ilaçtır. 

➖Salavat : Günahları yok eder. 

➖Salavat : Allah nezdinden bir rahmettir, melekler tarafından günahlardan temizlenme vesilesi ve halk tarafından bir duadır.

➖Salavat Resulullah la (Sallallahu aleyhi vesellem) irtibatı koparmamaktir

Advertisements

. PARAM VAR AMA TÜKETMEYE HAKKIM YOK! 

. PARAM VAR AMA TÜKETMEYE HAKKIM YOK! 
Kırmızı süveteri delik deşik olmasına rağmen hala üzerinde, ayakkabısı da yamalı. Sökük paltosunu, pantolonunu, yakalarını ters yüz ettiği gömleklerini yıllardır kullanıyor. 10 yıldır hiçbir şey almamış üzerine. Karaca markasının ve Tema Vakfı’nın kurucusu Hayrettin Karaca: “Param var ama tüketmeye hakkım yok.” diyerek “Al tüket ve yok et!” diyen tüketim toplumuna açtığı savaşla gurur duyuyor.
Komşuya ver…

Dünyada tüm insanları doyuracak kadar yiyecek olduğunu ama gözü aç olanları doyuracak hiçbir şeyin olmadığını söyleyen Karaca, Türkiye’de bir zamanlar fakirleri aç bırakmayan kültürün nasıl yok olduğunu hüzünlenerek anlattı. Televole kültürünün karşısında birtakım değerlerin yok olduğunu söyleyen Karaca, çocukluk günlerinin “komşuyu aç bırakmayan” kültürünün yeniden dirilmesiyle, açlıkla savaşılabileceğini söyledi: “Dünya ikiye bölünmüş artık. Gözü açlar ve karnı açlar. İşte o gözü açları doyurmayacağız. Bunların farkına küçükken vardım. Dilim kültürüm gidiyor. Bağımsız bir Türkiye değiliz artık. En büyük acımız geri getiremediğimiz o kültürümüzdür.” diyen Karaca şöyle konuştu:

“Ben bir kasaba çocuğuyum. Varlıklı bir ailenin çocuğuydum. Ama herkes eşit şartlarda oynardı sokakta. Bütün çocuklar gibi ben de yalınayak oynardım. Akşam olduğu zaman annem seslenirdi, avucuma bir kap sıcak yemek koyarlardı. Kulağıma eğilip, ‘Komşu anneye götür.’ derdi. Etrafımızda bizi duyacak kimse yoktu ama bu bana verilen ‘Aman kimse görmesin Hayrettin!’ mesajıydı. Komşu annenin yağını, odununu kim alır, kimse bilmezdi. Paylaşma düzeni vardı, o kültürdü. Savaştan çıkmış bir Türkiye’de ‘fakirim’ diyen çoktu ama ‘açım’ diyen yoktu. Oradan aldım bu kültürü. Kaybolan budur, giden budur. Ama Anadolu’yu gezerken görüyorum ki, bu değerleri hala yaşatanlar var.”
KARACA: Utanıyorum…Tüketim toplumunun rezalet hale geldiğine Akmerkez’in önünden geçmeye utanıyorum. Nedir bu ışıklar, bu rezalet? ‘Yılbaşı’ demek, ‘Al, tüket, yok et, yaşamı mahvet!’ demek. O yüzden bu yırtık kazağı gururla taşıyorum üzerimde. Global ekonomi insanları kullanıyor. Ama bakın beni kullanamıyor çünkü izin vermiyorum. Çok da mutluyum. Bunu elimden hiçbir güç alamaz. İnanç her şeyi halleder.” dedi.
“Açlıktan ölen her çocuğun katilleri vardır.” diyen Karaca, ihtiyacından çok tüketerek sınıf atlamaya çalışanları suçladı. Karaca: “Bugünkü tüketim iki katına çıktığı gün, belki dünyada yaşam olmayacak. En büyük tehlike gıdada. Bir Amerikalı çocuk doğduğunda 30 çocuğa eşdeğerde dünya nimetlerini alıp götürüyor.” diyerek dünyanın düştüğü durumu gözler önüne seriyor.
TVseyretmiyor…

Cep telefonu kullanmadığını, 5 yıldır TV izlemediğini belirten Karaca: “Okumakla mükellefim. Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var. Malını mülkünü verirsin orada biter borcun. Mesela Yalova’daki botanik bahçemi vakıf yaptım ama borcum bitmedi topluma. Şimdi borcumu bilgi sahibi olarak ve bunu aktararak ödüyorum. Okumak ibadettir. ”
Oğlunu, eşini ve annesini kaybeden Hayrettin Karaca: “Acılar karşısında isyan ederek hiçbir şey kazanamazsınız, elde olan bir şey değil çünkü bu. Ben acıyı da, mutluluğu da kabulleniyorum. Ama acılar hafızadan hiç çıkmaz.” dedi.
185 milyon Afrikalı her gün açlıktan ölme riski ile yaşıyor…

Dünyanın durumunu değerlendiren Karaca şu yorumlarda bulunuyor: “Birleşmiş Milletler 2004 Kalkınma Raporu’na göre, Afrika’da 323 milyon insan, günde 1 dolardan az bir gelirle geçimini sağlıyor. Temiz su kaynağından mahrum 273 milyon kişi bulunmakta. İlkokul çağında okula gidemeyen 44 milyon çocuk var. Yetersiz beslenmeden kaynaklanan ölüm riski altında yaşayan Afrikalıların sayısı 185 milyon. Her yıl beş yaşının altında ortalama beş milyon çocuk ölüyor. Zengin ülkeler yıllık gelirlerinden yüzde 0,7’sini kurtarma amaçlı projelere yönlendirseler bu sorunların hepsi ortadan kalkabilir.”
“Bir” çok güçlüdür…

“Benim de vardı 40 tane kravatım. O zaman 30 yaşındaydım. Ben de tükettim ama bilerek yapmadım bunu.” diyen Karaca: “Artık farkına vardım bunun. Ne zamandır alışveriş yaptığımı hatırlamıyorum, kendime sadece kitap alıyorum. Nedir benim ihtiyacım? Doymam, sağlığım, barınmam, kuşanmam; bunun dışında hiçbir şey tüketmeye hakkım yok. Gömleklerim var, yakası çevrilmiştir. Ayakkabılarıma bakarsanız, altı yamalıdır. Dokuz senedir bu pantolonu giyerim, paltom yırtıktır. Param var ama tüketmeye hakkım yok! Bunu herkes yapabilir. ‘Bir’ çok güçlüdür. Her şey ‘bir’ ile başlar. Bir yoksa iki olmaz. Ben de yakınlarıma örnek olmaya çalışıyorum.” diyor.                

                                                       Tema Vakfı Yayınları’ndan çıkan “Dünyanın Durumu 2004” raporlarını yorumlayan Karaca şu tespitlerini aktarıyor:
– Dünyada makyaj malzemesi için yapılan harcama 18 milyar dolar. Dünyadaki tüm kadınların üreme sağlığı için gerekli para 12 milyar dolar.
– Avrupa ve ABD’de evde beslenen hayvanların mamasına harcanan para 17 milyar dolar. Dünyada açlığın ve yetersiz beslenmenin sona erdirilmesi için gerekli para 19 milyar dolar.
– Parfüme harcanan para 15 milyar dolar. Evrensel okur-yazarlığın sağlanması için gereken yıllık ek yatırım 5 milyar dolar.
– Deniz seyahatlerine harcanan para 14 milyar dolar. Dünyada herkese temiz içme suyu sağlanması için gerekli para 10 milyar dolar.
– Avrupa’da dondurmaya harcanan para 11 milyar dolar. Her çocuğun aşılanması için gerekli miktar 1,3 milyar dolar.
– Satışa hazır 1 ton altın elde etmek için 300 bin ton atık üretilir. Başka bir deyişle altın bir alyans için ortaya çıkan atık miktarı 3 tondur. Bu atıkların çoğu siyanür ve kimyasal maddelerdir…… “.

(Biraz uzun ancak 5dakkanızı ayırmaya değer inşallah)

Ömer Faruk Öz ün başka bir gruba gönderdiği mesaj metni aşağıda bilgilerinize sunulmuştur. Selam, muhabbet ve dua ile, ibrahimDemir “Esad Coşan Hoca’ın Bir Konuşmasından:
Şurada bir harita var; belki uzaktan iyi görülmez, ben açıklayayım: Türkiye’nin Kayseri dahil, Ankara’nın aşağısından Trabzon’un aşağısına kadar düz bir çizgi halinde ve Adana dahil, Silifke dahil aşağıya kadar olan kısmı; bütün Irak, bütün Suriye, bütün Urdun; Arabistan yarımadasının da Medine-i Münevvere dahil kuzey kısmı; Sina yarımadasının tamamı ve Mısır’ın kuzeyi, İskenderiye’den ileriye doğru hudutlara dahil… Yani, bizim şu anda içinde bulunduğumuz Malatya’nın da dahil olduğu bütün bu kısımlar İsrail’in haritası içindedir. 

Yani İsrail’in amacı, Amerika’da da kuvvete sahip olduğundan, Amerika’nın yönetimine de tesiri olduğundan, Avrupa’da da, Avrupa Birliği’nin çeşitli milletlere ait bayraklarının dalgalandığı merkezinin bulunduğu Strazburg’da da sahip olduğu nüfuz ile ve dünyanin her yerindeki organize tehditleriyle, Türkiye’nin bütün su ve petrol havzaları dahil Ortadoğuyu ve bizim topraklarımızı –Malatya dahil– kendi toprakları arasına katmayı amaçlıyor. Bunu istiyor, bunu arzuluyor ve bunun çalışmasını yapıyor. Bizim PKK olarak gördüğümüz olayların arkasındaki kimsenin söylemediği gerçek budur.

Kimse söylemiyor. Diyorlar ki: “Zaten. Yunanlılar düşmanımız, zaten Ermeniler düşmanımız, bir üçüncü cephe acmayalım!” diyorlar ama gerçek bu… PKK’yi kışkırtan, organize eden, ayarlayan hepsi bu…

Dünyanın en muhim üç şeyi var: Basta petrol olmak üzere enerji… Ondan sonra yasamak için en hayati madde olan su… Ondan sonra da ekmeğin asil maddesi olan tahıl… O GAP projesi ve saire, bizim harcadığımız milyarlar, trilyonlar… Israil bunlara göz dikmiş, buraları elde etmenin çalışmasını yapıyor. 

Neden böyle bir şeye cesaret ediyor?.. Bizim geriliğimizden, cahilliğimizden istifade ediyor. Bizim organize olamamamızdan istifade etmeyi düşünüyor. Bizim kalabalığımızdan korkmuyor. Çünkü, elindeki imkanlar, silahlar, alet, edevat, teçhizat, uluslararası munasebetlerdeki güçlülüğü gibi şeylere güveniyor. Her ülkenin içindeki kendisine bağlı elemanlara güveniyor. Amerika’nin ic politikasında, dış politikasında; Almanlarin ic politikasında, dış politikasında; hatta Vatikan’da, Vatikan gibi hristiyan devletinde bile sahib olduğu nufuza güveniyor. Çünkü, içinde aslen yahudi olan papazlar var… Asıl kökeni yahudi olan, siyonizme hizmet eden papazlar var… 

Simdi aziz ve muhterem kardeslerim!.. Biz burada bu meseleleri bilen insanlar olarak, 2100 senesine kadar önümüzdeki programları inceleyen insanlar olarak, o zamana kadarki dökümanlar elimizde olan insanlar olarak, size. tarihi bazı şeyleri hatırlatmak için toplanmış bulunuyoruz. 

Aziz ve muhterem kardeşlerim!.. Netice itibariyle biz, Allah’in rızasını arayan insanlarız. Allah’in sevdiği, razı olduğu bir kul olmak istiyoruz, Allah’in sevdiği, razı olduğu işleri yapmak istiyoruz; halis niyetimiz bu… Allah’in sevdiği, razı olduğu isler, sadece namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, tesbih çekmek değildir. Ummet-i Muhammed’in istikbaliyle ilgilenmek onemli!.. Islam’in selametini, bekasını düşünmek önemli!.. Islam’in bayrağının burctan aşağı inmemesini sağlayacak insanlara ihtiyaç var, kadrolara ihtiyaç var. 

Bunu düşünen, resmen bunu kendisine vazife edinmiş bir ülke yok!.. Osmanli vardı. Osmanlı devletinin başındaki yöneticiler, halife olarak dünyanin her yerindeki müslumanlara yardim etmeye çalişiyordu. Asker gönderiyordu, para gönderiyordu, beynel milel toplantılarda savunuyordu. O devlet yok olduktan sonra ortada olan devletler, böyle bir seye sahib olmak istemediler. Düşmanlarin büyüklüğü karşısınnda çekindiler. 

Simdi biz, dünyanin üzerindeki politikalarin değismesi, güc kuvvet merkezlerinin değismesi, cephelerin değismesi meseleleri ile yakından ilgilenen insanlarız. Bunları mutehassis uzmanlardan, profesörlerden, bakanlık yapmış en yetkili insanlardan, milletvekillerinden konuşmacılar celbederek, muhtelif toplantılarda camiamıza yaygın bir bilgi halinde tanıttık.” En güzide kardeşlerimizi ve hizmette can siperane çalisan arkadaslarımızı çağırarak, dünyanin değisen sartlarini inceledik 

Dis politikadaki degismeleri ve bu degismelerin bize getirecegi faydalari, zararlari, tehlikeleri bahis konusu ettik. Bunlari dergilerimizde yazdik. Dergilerimizi birbirlerimizle haberlesmek icin bir arac olarak, bir mektup gibi, bir mesaj gibi dusunuyoruz. Sadece dergi cikarmis olmak icin yapmiyoruz bu nesriyati… Bunun icindeki bilgileri arkadaslarimiz ogrendikten sonra, calismalarimiz musterek calisma olarak devam etsin istiyoruz.

Cok net olarak, kelimelerin manasini bile bile, ustune bastira bastira soyluyorum: Cok ciddi bir savas ile karsi karsiya muslumanlar!.. Kufur muslumanlarla carpisiyor, ama bu ilan edilmemis bir savas… Ilan edilmemis muazzam bir savas var… Bu savasta, bir tarafta super devletler var; Amerika var, Avrupa devletleri var… Baska musrik devletler var; mesela Hindistan gibi, Japonya gibi musrik, ilahi bir dine bile sahib olmayan devletler var… Bir tarafta da mazlum, magdur, geri, ibtidai, cahil, gafil muslumanlar var…

–Peki, niye boyle mazlum, magdur, cahil, gafil muslumanlari kendilerine hedef edinmisler ve niye Islam’la ugrasiyor bu herif-i naserifler?.. Dunya uzerindeki en onemli guc odaklari niye Islam’la ugrasiyor?..

Onlar menfaatlerini sagladiklari zaman, Islam’in bir takim emirlerinin yapilmasina da musaade ediyorlar, bir sey demiyorlar. Mesela, Suudi Arabistan Amerika’nin avucunun icinde mi?.. Icinde… Suudi Arabistan’in petrolu ARAMCO tarafindan somuruluyor mu?.. Somuruluyor. Paralari Amerikan bankalarinda mi?.. Amerikan bankalarinda… Suspayi olarak, devletin yonetemini eline gecirmis olan heriflere biraz para veriliyor mu?.. Veriliyor. Halk memnun mu vaziyetten?.. O belli degil… Eh, tamam, namazlarini kilsinlar, oruclarini tutsunlar, haclarini yapsinlar… Bir sey demiyor, somuru olduktan sonra… 

Ama somuremedigi zaman kanli ihtilaller yapiyor, kukla hukumetler basa geciriyor, somurmeyi devam ettirmek istiyor. 

Dunya uzerinde biz mu’minlerin kafa yapimiz cok farkli… Biz mu’minler olarak, menfaat hesabi yapmayiz. Menfaatimizi feda etme hesabi yapariz. “Ben kazandigim paramdan ne kadar hayir yapacagim?.. Ben rahatimdan ne kadar fedakarlik yapacagim?.. Ben nasil zahmetli is yaparsam, Allah’in rizasini kazanabilirim?..” Biz boyle dusunuruz. 

Bu dusunce bizim disimizdaki heriflerde yok… Onlar neyi dusunuyorlar?.. Onlar parayi, menfaati dusunuyorlar, buyuk gelirleri dusunuyorlar.

–Buyuk gelirler nedir dunyada?.. 

Petrol cok buyuk bir gelirdir. Petrol yuzunden ihtilaller yapiliyor, petrol yuzunden hukumetler devriliyor, petrol yuzunden insanlar idam sehpalarina gidiyor, asiliyor… Petrol yuzunden ulkelerin sinirlari degisiyor… Petrol yuzunden ulkeler birbirlerine saldirtiliyor, harb ettiriliyor. Petrol onemli 

–Baska ne onemli?.

Dunyanin su kaynaklari cok onemli!.. Hammadde kaynaklari cok onemli!.. Insanlarin yemesi, icmesi icin gerekli esas malzemeler cok onemli… Allah-u Teala Hazretleri bu malzemeleri, en cok muslumanlarin hakim oldugu ulkelere vermis. Petrol, bugday, su… vs. Bu uzun yillardan beri Avrupalilarin dikkatini ceken bir durumdur. Amerikalilarin, gayrimuslimlerin dikkatini ceken bir husustur. Muslumanlarin elinden bu yerleri almalari lazim!.. Veyahut, o yerleri zaten somuruyorlar ise, o ulkelerdeki muslumanlarin uyanmamasi lazim, yonetimi elde etmemesi lazim!.. Yonetimi elde edip de bu somuruye dur dememesi lazim!.. Ana calismalari bu tarzda gidiyor aziz ve muhterem kardeslerim!..

Simdi bu ana mantiktan dolayi da, biz su Turkiye’de yasayan muslumanlar olarak, bu heriflerin, herif-i naseriflerin, serefsiz insanlarin hedefi durumundayiz. Her ne kadar yuzumuze guluyorlarsa, gulduklerinin de kiymeti yok… Guldukleri de sahtedir. Gulucuklerinin arkasinda dislerini gicirdadiyorlardir, artniyetleri vardir. Iltifat ediyorlarsa, yardim ediyorlarsa, bir maksatla yardim ediyorlardir. Haril haril calisiyorlar…

Fazla detaya inmiyorum, bunlari bildiginizi kabul ediyorum. Bunlari bilen insanlar, bunlari biliyorlar da bilgilerinin geregi olarak ne yapmalari gerektigini bilmiyorlar. Biliyor, caresizlik icinde… Biliyor ki Bosna’da, Hersek’te, Avrupa’da kalleslik yapiliyor. Cifte standart yapiliyor, demokrasiye uyulmuyor. Cecenistan icin gik demezken, baska bir yer icin hop oturup hop kalkilyor. Iki tane balina icin dunya ayaga kalkiyor. Iki tane eroinman Ingiliz kizi icin, dunya ayaga kalkiyor, ates puskuruyor. Ama yuzlerce, binlerce insan bir yerde olse, onlarin isiyle ilgili olmadigi zaman veya olmeleri islerine geldigi zaman susuyorlar. Cezayir’de oldugu gibi, Kesmir’de oldugu gibi, baska yerlerde oldugu gibi 

Simdi, biz bu durumun karsisinda susabiliriz, bu meselelerle ilgilenmeyebiliriz. Ama muhatap biziz; bizim ulkemiz, bizim kendi canimiz, kendi sahsimiz, kendi hayatimiz, kendi cocuklarimiz, kendi mallarimiz, kendi diyarlarimiz, kendi mulklerimiz… Burda Israil bayraginin dalgalanmasini ister misiniz?.. Istemezsiniz ama, Malatya bunlarin hudutlari icinde… Adam iste resmen bunu istiyor. Literature girmis, Ingilizce kitaplarda var… Bunu biliyoruz, bilenler biliyor.

Simdi bunlarin karsisinda bizim tedbir almamiz lazim!.. Bu tedbiri almak icin mutlaka cok guzel organize olmak gerekir. Onun icin biz kuvvetli bir sekilde organize olmaya onem veriyoruz.

Sonra, kuvvetli olmamiz gerekir. “Zor oyunu bozar.” derler. Bizim bazi kuvvetlerimiz var… Bizim kuvvetlerimizin bir tanesi nufusumuz fazla… Ve nufusumuz hizla artiyor. Nufus bakimindan bizimle yarisamiyorlar, nufus bakimindan bizden geriler. Biz nufus bakimindan onlardan ustunuz. Fakat onlar, az nufuslarini kalifiye eleman olarak yetistiriyorlar; bizim cok nufuslarimiz yiginlar halinde oldugu icin, bizden korkmuyorlar.

Bir coban ikibin tane koyundan korkar mi?.. Korkmaz. Uc tane kopekle onu idare eder. “Hav hav…” dedirtir, oraya buraya saldirtir. Coban koyundan, kuzudan korkmaz, tabiati itibariyle korkmaz. Bu herifler bizden, tabiatimiz koyunlasmis oldugu icin, kuzulasmis oldugu icin korkmuyorlar. Bizim kalabaligimiz var ama, tabiatimizda bir dejenerasyon var… Yani, gayr-i Islami bir durum var… 

Bunu Peygamber SAS Efendimiz bize bildirmis; diyor ki:

“–Ahir zamanda ummetler, yemek yiyenlerin tabaga usustukleri gibi sizin uzerinize cullanacaklar.”

“–Ya Rasulallah! Bizim o zaman adedimiz az olacak da mi, onlar ustumuze cullanmaga cesaret edebilecekler?” diye soruyor sahabe-i kiram…

“–Hayir! Cok olacaksiniz ama, degersiz bir cokluk olacak… Selin ustundeki çöp gibi olacaksiniz.” Sel ustundeki çöpun sele bir hakimiyeti yoktur, sel onu surukleyip goturuyor. “Size eski ummetlerin iki hastaligi bulasmis olacak: 

1. Hubbud dunya, dunyayi sevmek…

2. Kerahiyetul mevt, ölumden korkmak…” 

Muhterem kardeslerim!.. Dunya mulku bizim gayemiz degildir. Dunyalik, mal, mulk, para, pul bizim gayemiz degildir. Biz onu sever, onun icin calisirsak, onu Allah yolunda sarf etmezsek, iste bu hastaliktir. Ikincisi, olumu goze alarak onlarin karsisinda durmaya hazirlanmazsak; bu da bir hastaliktir. 

“Ben olmeyeyim de, yasayayim da isterse benim cocuklarim Ingiliz olsun, isterse yahudi olsun, isterse kafir olsun…” diyorsa bir insan; bunu bugun Turkiye’de pek cok aile soyluyor. “Turkiye’ye Islami idare gelmesin de Avrupa ile birleselim, onlarla rahat ederiz. Turkiye’ye Islami idare gelirse, rahat edemeyiz!” diyor. Bunu boyle dusunuyor. “Cocugum rahat etsin, ben oyle gericilik istemem!” diyor. Kendi aklina gore muslumanligi ters goruyor, ve bunu istemiyor. Avrupa’yi istiyor, Amerika’yi istiyor, onunla dost oluyor, onunla kadeh tokusturuyor, onunla yemek yiyor… Onunla geziyor, tozuyor. Onunla dost, bizimle dusman… Bizim memleketimizin insani… Boyle insanlar var…

Simdi, boyle bir durum, boyle bir kafaya geldigi zaman ne olmus oluyor insanlar?.. “Ben olmeyeyim, yasayayim da, Islam ne olursa olsun!.. Islam muhim degil, iman muhim degil…” gibi bir noktaya gelmis oluyor. Bu iki buyuk kusurdan dolayi da muslumanlik sevketi kalmiyor. 

Tabii, bunlarla ugrasmak olumden korkmamakla, dunyayi sevmemekle hemen oluverecek bir sey degil… olumden korkmayarak, dunyaligi sevmeyerek, dunyaligi Allah’in dinine hizmete tahsis ederek, aklin gerektirdigi her turlu calismayi yaparak oluyor isler. Yani, biz de otomobil yapabilmeliyiz, biz de ucak yapabilmeliyiz… Biz de elektronik cihaz yapabilmeliyiz, biz de tomografi cihazi yapabilmeliyiz… Biz de uzay arastirmasi yapabilmeliyiz, biz de dunya capinda orijinal arastirma yapar duruma gelmeliyiz. Seviyemizi yukseltmeliyiz, dunya uzerindeki bilgileri toplamaliyiz. Bilginin kuvvet oldugunu bilmeliyiz, organize calismaliyiz. 

Prof. Dr. M. Esad Coşan (22 Nisan 1995 – MALATYA-”
(Biraz uzun ancak 5dakkanızı ayırmaya değer inşallah)

Aşure Gününün Bütün Hayır ve Bereketlerine Nail Olabilmemiz Duasıyla….

Selamun aleykum
Cümle müslümanlara…
selamun aleykum ömrünü hakka adayanlara…
selamun aleykum ey aşure..
selamun aleykum ey mübarek gün…
Bugün Adem a.s.’ın tövbesinin kabul edildiği gün; 

 YA RABBİ ! 

Bizim de tevbelerimizi kabul et…!
Bugün Yusuf a.s.’ın kuyudan çıkarıldığı gün:

 YA RABBİ ! 

Bizi de nefislerimizin karanlık kuyularından çıkar..!
Bugün Musa a.s’n kavmini Firavun’un şerrinden kurtardığı gün;

 YA RABBİ ! 

Bizi de kötülerin şerrinden emin kıl…! 
Bugün Yunus a.s.’ın balığın karnından kurtulduğu gün;

 YA RABBİ ! 

Bizi de yutan nefis balığının karnından kurtar..! 
Bugün Eyüp a.s.’ın dertlerine şifa bulduğu gün;

 YA RABBİ ! 

Bizim de dertlerimize şifa ver..!
Bugün Yakup a.s.’ın ağlamaktan kör olan gözlerinin açıldığı gün;

 YA RABBİ ! 

Bizim de kör olan kalp gözlerimizi aç..! 
Bugün İbrahim a.s.’ın Nemrut’un ateşinden kurtulduğu gün;

 YA RABBİ ! 

Bizi de cehennem ateşinden kurtar…! 
Amin…Amin…Amin YA RABBE’L ALEMİN…
Aşure Gününün Bütün Hayır ve Bereketlerine Nail Olabilmemiz Duasıyla….
            

Husama namazı (kul hakkı) aşağıdaki şekilde de kılınabilir

Husama namazı aşağıdaki şekilde de kılınabilir
Tevriye, Arefe ve Kurban bayramı günü, kıyamet günü düşmanları razı etmek niyeti ile dört rekât kul hakkı namazı kılınır. Bu namaz öğle ile ikindi arasında kılınır.

1. Rekâtta: 1 Fatiha, 11 İhlâs suresi

2. Rekâtta: 1 Fatiha, 3 Kâfirun, 11 İhlas suresi

3. Rekâtta: 1 Fatiha, 1 Tekâsür, 11 İhlas suresi

4. Rekâtta: 1 Fatiha, 3 Ayetel Kürsi, 25 İhlas

suresi, okunur.

Her kim bu namazı kılarsa Allâh’ü Teâlâ o

kimseyi kabrin bütün korkunç hallerinden

kurtarıp, kıyamette de hasımlarını kendisinden

razı eder.

Bu namaz şu altı günde kılınır ;

1. Aşure günü

2. Tevriye günü

3. Arefe günü

4. Kurban Bayramı günü

5. Şaban ayının 15. günü

6. Ramazan ayının son Cuma günü

Kaynak: Cübbeli Ahmet Hoca

AŞURE GÜNÜ YAPILACAK (DETAY/KAYNAKLARLA) SALİH AMELLER UZUN LİSTE

AŞURE GÜNÜ YAPILACAK (DETAY/KAYNAKLARLA) SALİH AMELLER UZUN LİSTE

***

ORUÇ TUTMAK

AŞURE ORUCU FAZİLETİ..Aşure günü Muharrem ayının 10. günüdür.ramazanı şerif orucu farz kılınmadan önce aşure orucu farz idi.Ondan sonra ramazan orucu farz kılındı.Ramazan orucu farz kılındıktan sonra Aşure orucu Peygamber (s.a.v.)Efendimizin hiç terk etmediği sünneti oldu.Fıkıh kitaplarında tavsiye edilen bütün oruçlar nafile diye zikredilirken,Aşure gününün orucu “sünnet oruç” diye adlandırılmıştır. Bu da Aşure orucunun kuvvetine işarettir. Bu oruç hakkında Peygamber (s.a.v.)efendimiz şöyle buyurmuşlardır. “Aşurenin faziletine kavuşmaya çalışınız, çünkü o, Allahü Tealanın günler arasında Aşure mübarek bir gündür. O günde oruç tutana Allah nezdinde bulunan Meleklerin,Şehitlerin ve salihlerin ibadetleri kadar sevap verilir.”(şiratül-islam şerhi)

Aşure günü oruç tutmak sünnettir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:(Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur.) [Müslim, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani]

(Aşure günü bir gün önce, bir gün sonra da tutarak Yahudilere muhalefet edin.) [İ.Ahmed] [Yalnız Aşure günü oruç tutmak mekruhtur. Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutmalı!]

***

HASTA ZİYARETİ YAPMAK
“Her kim Âşûrâ gününde bir hastayı ziyaret ederse, sanki bütün Âdemoğlunu ziyaret etmiş gibidir.” (bütün hastaları ziyaret etmiş gibi sevaba nail olur) (Geylânî, el-Ğunye, 2/88

 “Aşure günü gusleden, ölüm hastalığından başka hastalık görmez. Aşure günü bir hastayı ziyaret eden, bütün insanları ziyaret etmiş gibi olur. Aşure gününde bir kimseye su veren, bir an dahi isyan etmemiş gibi olur.” buyurmuştur. (Gunye 2 / 53–54)
***
BİR SENE BOYUNCA HASTA OLMAMAK İÇİN YAPILACAK BİR AMEL
Bir miktar gül suyuna ,her birinin başında besmele çekerek ve suya bakılarak, 7 Fatiha okunup O gül suyu başa ve yüze sürülürse o kişi bir dahaki seneye kadar illet ve dert görmez. Bu husus tecrübeyle sabit olmuştur.
***
SAKİN-GÜLERYÜZLÜ OLMAK
Sinirine hakim olmak güler yüzle musafaha etmek. 
***
TEVBE-İSTİĞFAR ETMEK
Tevbe etme, bol bol istiğfar çekme.
***
TIRNAK KESMEK
Tırnak kesme.

***

SU VERMEK

Su vermek, su içeren hiç isyan etmemiş gibi olur. Su içirmek çok sevap olur. Hadis-i şerifte de Rasûl-i Ekrem (sas) :”Aşure günü gusleden, ölüm hastalığından başka hastalık görmez. Aşure günü bir hastayı ziyaret eden, bütün insanları ziyaret etmiş gibi olur. Aşure gününde bir kimseye su veren, bir an dahi isyan etmemiş gibi olur.” buyurmuştur. (Gunye 2 / 53–54)

***

YETİM BAŞI OKŞAMAK

İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde eliyle bir yetimin başını okşarsa, Allâh-u Te’âlâ bu yaptığı iş vesilesiyle (o yetimin başındaki) her bir saç tanesine karşılık, o kişiye cennet­te bir derece verir.” (Abdülkâdir el-Geylânî, el-Gunye, 2/87; Seyyid Ali Zâde, Şerhu Şi/ati’l-lslâm, sh:218

“Aşure günü bir yetimin başını okşayana, yetimin başındaki kıllar sayısınca sevap verilir.

***
İFTAR YEMEĞİ VERMEK

İbn-i Abbâs (ra) ‘dan bildirilen diğer bir hadis-i şerifte:  “-Bir kimse Aşure günü oruç tutarsa, Allah Teâlâ ona geceleri ihya edilmiş, gündüzleri oruçla geçirilmiş altmış senelik ibadet sevabı yazar. Keza ona bin şehid sevabı verir. Aşure günü oruçlu olan için yedi gök ehlinin sevabını yazar. Aşure günü iftar yemeği verirse, ümmet-i Muhammed’in hepsine iftar ettirmiş, karınlarını doyurmuş gibi olur. Aşure günü bir yetimin başını okşayanın, yetimin başındaki saçlarının sayısı kadar Cennette derecesi artar.” buyrulmuştur. (Gunye 2 / 53)

Aşure günü orucunda bir kişiye iftar ettiren bütün Müslümanları iftar ettirmiş gibi olur.
Kim iftar ettirirse, bütün ümmetin karnını doyurmuş, iftar ettirmiş gibi sevap kazanır.
***

SADAKA VERMEK

Fakîrler ve miskinler doyurulur. Bol sadaka verilir. Komşulara ve akrabalara ikramda bulunulur.

Sadaka vermek sünnettir, ibadettir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü, zerre kadar sadaka veren, Uhud Dağı kadar sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a) veya Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in bu konuda şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde zerre miktarınca sadaka verirse, Allâh-u Te alâ ona Uhud Dağı miktarınca sevap verir ve bu sevap kıyamet gününde o kişinin mizanında bulunur.” (Seyyid Ali Zâde, Şerhu Şirati’l-Îslâm, sh:217) 

“Her kim Âşûrâ gününde sadaka verirse, bütün sene boyunca (vermeyip de sevabını) kaçırmış olduğu sadakaları vermiş gibi olur.”(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 2/89)

***
AŞURE GECESİNİ İHYA ETMEK VE AŞURE GÜNÜNÜ ORUÇLU GEÇİRMEK
!Her kim aşure gecesini (ibadetle) ihya ederse, Allah celle celaluhu onu dilediği kadar ihya edecek… Hadis-i Şerif
!Her kim aşure gecesini ibadetle geçirir ve ertesi günüde (yani aşure gününü) oruçla geçirirse o kişi ölürken nasıl öldüğünü bilmeden ölecektir…Hadis-i Şerif

!Muharrem ayındaki, Aşura günü orucu geçen senenin küçük günahlarını örter…

(“Geçen seneye keffarettir…” Hadis Şerif / Müslim)

***
İRİ TANELİ YEMEK-ET YEMEĞİ-AŞURE PİŞİRMEK
Taneli yemek, et yemeğı, AŞURA pişirmek çok güzel olur.

***

AŞURE PİŞİRMEK
(Bugün ibadettir) diye aşure pişirmek günahtır. Aşurenin bugüne mahsus ibadet olmadığını bilerek, bugün aşure veya başka tatlı yapmak günah olmaz, sevap olur. Bu inceliği iyi anlamalı. 

İLK AŞÛRE YEMEĞİ

Nûh (a.s.) berâberindekilerle gemiden Âşûre günü indi. O gün oruç tuttu ve Allâh (c.c.)’e şükür olmak üzere maiyyetine oruç tutmalarını emretti. Azıkları artmıştı. Birisi bir avuç buğday, diğeri bir avuç nohut getirdi. Yedi çeşit hubûbât ile Nûh (a.s.) onlara yemek pişirdi. İnsanlar bunu Âşûre günleri için âdet edindiler ki yapanlar için büyük sevap vardır. Fakîrleri ve miskinleri de doyurmak lâzımdır.

Zikrolunduğuna göre Allâhü Te‘âlâ, Aşûre gününde Zemzemi diğer sularla berâber akıtır. O gün gusleden kimse bir sene boyunca hastalık görmez. er-Ravzü’l Fâik’de bu şekilde yazılıdır.

***
SELAM VERMEK
Çok selam vermelidir. 
“Her kim Âşûrâ gününde on Müslümana selam verirse, sanki o kişi mahlukat içerisindeki bütün müminlere selam vermiş gibidir.” (Safûrî, Nüzhetü’l-Mecâlis, 1/156) 

En az 10 müslümana birer selâm veya bir müslümana 10 selâm verilir. 

Hadis-i şerifte, (Aşure günü, on Müslümana selam veren, bütün Müslümanlara selam vermiş gibi sevaba kavuşur) buyuruldu. (Şir’a)

***

SÜRMEK ÇEKMEK
Göze sürme çekerse, 1 yıl gözağrısı görmez. Gerçek sürme göze çok faydalıdır (Rivayete göre Musa a.s.’a Allahın nuru Tur dağında tecelli edince dağ Rabbimizin nurundan yanmış ve gerçek sürme oradan, o dağdan gelen sürmedir, çok faydalıdır.)

“Her kim Âşûrâ gününde (bir rivayet içinde misk bulunan) ismid (sürme taşı) ile (gözlerine) sürme çekerse, asla göz hastalığı çekmez.” (Beyhakî, Şuabü’l-îmân, no:3797, 3/367)

Tedavi niyetiyle sürme çeken bugün de sürmelenebilir. Hadis-i şerifte, (Aşure günü ismidle sürmelenen, göz ağrısı görmez) buyuruldu. (Hakim)

***

SILA-İ RAHİM YAPMAK

Sıla-i rahim yapmalı. Yani akrabayı ziyaret edip, hediye ile veya çeşitli yardım ile gönüllerini almalı. 

Hadis-i şerifte, (Sıla-i rahmi terk eden, Aşure günü akrabasını ziyaret ederse, Yahya ve İsa’nın sevabı kadar ecre kavuşur) buyuruldu. (Şir’a) Akraba ziyareti yapanlar ;Yahya as’a ve İsa as’a komşu olur. 

Aşure günü görüşmediği akrabalarıyla mutlaka görüşmeli, onları arayıp sormalıdır…

Kim akrabaları ile ilişkisini kesmiş iken Aşure günü onları ziyaret ederse Allah’ü Teala ona Zekeriyye (A.S.) ve İsa (A.S)’ın nasibini verir. Ve orta parmakla şehadet parmağının yakınlığı gibi cennette o iki Peygambere Aleyhimüsselam komşu eder.” (şir’atül-islam şerhi)

***
ALİM SOHBETİNE GİTMEK-İLİM ÖĞRENMEK
Aşure gecesi ve gününde bir alimin sohbetinde bulunmalı, ilim öğrenmeli.

Bir saat ilim meclisinde bulunana; Cennet vacip olur.

Her kim Aşure gecesi ve gününde bir alimin sohbetine giderse veya ALLAH’ı (celle celaluhu) zikreden bir cemaatin arasında 1 saat oturursa ALLAH’u Teâlâ’nın onu Cennete sokması ALLAH (celle celaluhu) üzerine hak olur…

Aşure günü ilim meclislerine gitmek hakkında da Peygamber Efendimiz: “Kimki Aşure günü Allah’ı zikreden bir topluluğa gider, onlarla beraber bir saat bulunursa, Onu cennete koymak Allah üzerine vacip olur.” buyurmuştur.

Yine Hadis-i şerifte, (Aşure günü, ilim öğrenilen veya Allahü teâlâyı zikredilen bir yerde, biraz oturan, Cennete girer) buyuruldu.

***

GUSÜL (BOY) ABDESTİ ALMAK

Gusletmeli. O gün gusledenler, bir sene ufak-tefek hastalık görmezler. Ayrıca; Hadis-i şerifte, (Aşure günü gusleden mümin, günahlardan temizlenir) buyuruldu. (Şir’a) 
Aşure günü; gusül (boy) abdesti almalı, ev halkına, çocuklara da aldırtmalıyız. 

Gusül abdesti alınırsa; bedene şifa olur. İki kere gusül alırsa ömrü boyunca göz hastalığı çekmez. “Her kim Âşûrâ gününde gusül abdesti alırsa, ölüm hastalığından başka bir hastalık görmez.<gusledenin bir daha seneki güne kadar ölüm hastalığından başka hastalık çekmeyeceği rivayet ediliyor.>” (Abdülkâdir el-Geylânî, el-Gunye, 2/88)

Bir hadis-i şerifte de Rasûl-i Ekrem (sas) “Aşure günü gusleden, ölüm hastalığından başka hastalık görmez. Aşure günü bir hastayı ziyaret eden, bütün insanları ziyaret etmiş gibi olur. Aşure gününde bir kimseye su veren, bir an dahi isyan etmemiş gibi olur.” buyurmuştur. (Gunye 2 / 53–54)

Eserlerde Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde gusül abdesti alırsa, Allâh-u Te‘âlâ’nın katında annesinin onu doğurduğu günkü gibi gü­nahlardan arınmış olur.” (Seyyid Ali Zâde, Şerhu Şirati’l-lslâm, sh:218)

NOT; Zikrolunduğuna göre Allah Teâlâ, Aşure gününde Zemzem’i diğer sularla beraber akıtır. O gün gusleden kimse, bir sene boyunca hastalık görmez. El-Ravzu’l-Faik’de bu şekilde yazılıdır. (Yunus ve Hud Sureleri tefsiri S. 115.)
!!! [Bu sevaplar, itikadı düzgün olan, namaz kılan ve haramlardan kaçan mümin içindir. Bunlara riayet etmeyen kimse, Aşure günü, bir değil, defalarca gusletse, günahları affolmaz.]

***

EVE ERZAK ALMAK-AİLEYE BOLLUK YAPMAK
Eve erzak alınır, bugüne hürmet olarak artırılır. Çoluk çocuğa aileye bolluk yapılır. Bu günde eve çeşitli ve bol erzak almak, muhtaçlara tasaddukta, komşu ve akrabaya ikramlarda bulunmak, sene boyunca berekete vesile olur. Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. 
Hadîs-i şerîf’de beyân edildiği üzere Allahu Teala o haneye sene boyunca rızık bereketi verir. Rızık bolluğu için 10(efdali) çeşit yiyecek al. Hububat cinsi şeyler daha iyi olur. Ayrıca tuz, sirke, un vs. şeyler alınır. Ayrıca sirke ve tuz gibi bozulmayacak şeylerden bol miktarda alıp o yıl boyunca tüketmek, daha sonra gelen Aşure günü bunları yenilemek bereket açısından iyi görülmüştür.
Cenab-ı Hak, o kulun Aşure günü hürmetine evin rızkını arttırmasından, bütün sene o kulun rızkını bollaştırır. 
“Her kim Âşûrâ gününde ailesine genişlik yapar (da ikramlarda bulunur) sa, senenin geri kala­nında da hep (rızık bakımından) genişlik içerisinde olur.” (Taberânî, el-Mucemul-Kebîr, no: 10007,10/77; Beyhakî, Şuabul-îmân, no:3792,3/36S)
Her kim malından (vererek) ailesine o günde genişlik yaparsa, Allâh-u Te’âlâ da senenin diğer günlerinde ona genişlik yapar.” (Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 2/89)

Aşûre gününde, âile ferdlerine, yeme içme ve elbise bakımından, eli açık tutmak mendûbdur. Çünkü Beyhâkî ve Taberânî’nin Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)’den rivâyet ettikleri hadîs-i şerîfte Cenâb-ı Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “Aşûre gününde âilesi için bolluk sağlayan kimseye, Allâhü Te‘âlâ da, bütün senesinde bolluk sağlar” diye buyurmuşlardır.
İbrahim bin Muhammed bin Münteşir: “Bir kimse, Aşure gününde çoluk çocuğuna rızık ve geçimleri bakımından kolaylık sağlasa, Allah-u Teâlâ, onun rızkını genişletir.” dedi.
Süfyân -rahimehullâh-: “Biz bu hâli, elli yıldır tecrübe ediyoruz. Rızık yönünden daima bolluk ve bereket gördük.” dedi. (Gunye 2 / 54)
Ebû Saîd (ra) Peygamber Efendimizin (sas) şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Aşure günü çoluk çocuğuna bol bol yedirip içiren kimseye Allah, bütün sene içinde bolluk ihsan eder.” (Tâc Tercemesi 2 /151)

Bir hadiste şöyle buyurulur: “Her kim Âşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenâb-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.” et-Tergîb ve’t-Terhîb, 2:116.

Hadis-i şerifte, (Aşure günü, aile efradının nafakasını geniş tutanın, bütün yıl nafakası geniş olur) buyuruldu. (Beyheki)

Beyhakî ve diğerleri çeşitli tarîklerden merfûan şu hadîsi naklederler: “Aşûre günü âile efrâdını iyi doyuran ve onları her bakımdan memnûn edenlere Hakk Te‘âlâ gelecek senenin refâh ve rızkını o nisbette genişletir.”

Ulema buyuruyor; Aşure günü çoluk çocuğuna, evine bolluk yapan bir sene boyunca bolluk bereket görür…
***********

AYRICA

*Aşure günü yapılacaklar listesi 1/A (NAMAZ, DUA LİSTESİ)daki namazlardan enaz birini veya istediğiniz kadarını kılın. (Kazası olanlar kazaya yönelmeli, bu şekildede mübarek zamanlar ihya edilmiş olurlar biiznillah). Duaların enaz birini okuyun.
*Aşure günü yapılacaklar listesi 1/B (ZİKİRLER LİSTESİ)deki zikirlerden yapabildiğiniz kadarını yapmaya çalışın.
*Aşure günü yapılacaklar listesi-2 (SALİH AMELLER LİSTESİ) deki tavsiye edilen mümkün olan amelleri (imkan dahilinde) yerine getirin. 
Allah hepsini kabul buyursun…
Mektebun
———-
 

AŞURE GÜNÜ GUSÜL AL (efdali 2 kere)Çünkü AŞURE GÜNÜ SULARA ZEMZEM KARIŞIR

AŞURE GÜNÜ GUSÜL AL (efdali 2 kere)Çünkü

AŞURE GÜNÜ SULARA ZEMZEM KARIŞIR

“Aşüre günü bütün sulara zemzem suyu karıştırılır. Bu nasıl olur? denirse nasıl ki arzın bir cüzü olan insanoğluna bir damarından herhangi bir ilaç verilirse vücudundaki bütün kılcal damarlarına varıncaya kadar o ilaç ulaşır.

Aynı şekilde arzın damarları su kaynakları da birbirine bağlıdır. Aşüre günü vazifeli melekler tarafından arzın bütün sularına zemzem suyu sirayet eder.

Ve o gün bütün sularda zemzem bereketi olur. Binaenaleyh o gün gusleden, sulardan içen bütün müslümanlar için Allah tarafından şifadır.

Ruhul Beyan c.4 sh.83

Aşure günü gusleden , ölüm hastalığından başka hastalık görmez.” (Gunyet’üt Talibin)
Diğer bir Hadis-i Şerifte; “Aşure günü iki defa boy abdesti alan kişinin gözlerinde ebediyen ağrı olmaz.(Şir’a, Riyazüs salihin)

KUL HAKKI (HUSEMA) NAMAZI-AŞURE GÜNÜ KILINACAK BİR NAMAZ.

Bu fotoğrafı veya buradaki bilgileri etrafımızla paylaşalım, dağıtalım. Sevap kazanmak için ne güzel bir fırsat. Emek zayi olmasın, faydalanılsın,
inşallah.

———

KUL HAKKI NAMAZIDört rekâttır ve ikindinin sünneti gibi kılınacak olan bu namaz,
senede yalnız beş gün kılınır; Regaib ve Berat kandilleri,
RAMAZAN AYININ SON CUMA GÜNÜ (Bu namazın kılınma
vakti; içinde bulunduğunuz günün akşam namazından sonra başlayıp, ertesigün ikindi
namazını kılıncaya kadar devam eder), Kurban arefesi günü
ve Muharrem’in onuncu günü (Aşure günü).
Birinci rekâtta “Fâtiha”dan sonra 3 kere “Elhakümüt-tekâsür”
ve 10 kere “Îhlâs”. İkinci rekâtta Fâtiha”dan sonra 3 kere “Kul
ya eyyühe’l- kâfirun” ve 10 kere “İhlâs”.
Üçüncü rekâtta Fâtiha”dan sonra 3 kere “Âyete’l-kürsî” ve
Dördüncü rekâtta Fâtiha”dan sonra 25 kere “İhlâs-ı şerif” ile
kılınır.
Namazdan sonra, 70 adet “salâvat-ı şerife” (Allahumme salli
ala Muhammedin ve ala ali Muhammedin ve sellim) okunur
ve şu dua yapılır:
“Yarabbi! Benim sana karşı günahlarım, kullarına karşı
borçlarım çoktur. Sana karşı olan günahlarımı bağışla. Senin
yarattıklarına karşı olan borçlarımdan da beni, sen kurtar! Ey
Benim Rabb’im! Ben kusurlarla dolu bir kulunum. Senin
yarattıklarından birine, haksız muamele etmiş veya kötü
söylemiş yahut dövmüş veya herhangi bir suretle hakkını
almış olup da onlarla helâlleşmedim ise, sen fazl ve kereminle
onları benden razı et. Bende onları razı edecek hiçbir şey yok;
sende ise pek çok. Bu âciz ve fakir kulunu süründürme.
Kusurlarla dolu olarak kıldığım bu namazı, benden kabul et.
Sevabını hak sahiplerine ver ve bu zayıf kulunu haktan kurtar.
Her eksiklik bizde. Sen noksanlıklardan münezzehsin. Senin
rasullerine selâm olsun. Sonu gelmeyen senalar da sana
mahsustur, Ey Âlemlerin Yüce Sahibi!
MÜHİM NOT: Sahibi bulunamayan veya cins ve miktarı
bilinemeyen kul haklarının affı için, bu namaz kılınır ve
münacaât yapılırsa, inşaallah af olması ümit edilir. Sahibi
bilinen haklar, mal ve mal cinsindense sahibine ödenmesi
gerekir. Manevi bir haksa helallik istenir.
(Kaynak: Şir’atu’l-İslam, Seyyid Alizade; syf: 218-219 – Adab-ı Vezaif, Hasan
Burkay; syf: 25-26)
———-
Ayrıca başka kaynaklarda bu namazın terviye günü(yani kurban bayramı arefesinin önündeki gün-zilhicce 8.gün) ve kurban bayramı günü kılınacağı yazılmaktadır. Mübarek gün ve gecelerde ihmal etmemeli, kılınmalıdır.

fazla bilgi için