Yalnızlık Allah’a mahsus,
Her Canlı Kendine Bir eş Arar.
Taşın Kalbi Yok Ama,
Onu Bile Yosun Sarar…

Kurana Gözünle Bakarsan Yazıyı Görürsün.
Aklınla Bakarsan İlmi Görürsün.
Kalbinle Bakarsan Aşkı Görürsün.
Tüm Ruhunla Bakarsan Rabbini (cc) Görürsün.

İnsan vardır, değerlidir dertler içinde;
İnsan vardır, hayır yok Dünyaya gelişinde
Ne büyük yanılgı, ne büyük aldanıştır
“İnsan” diye anılmasının her ikisinin de

Kötü havalarda insan Dosta aç olur,
Bir araya gelse, Dost Dosta ilaç olur ,
Bahçede güller tek tek bir şeye benzemez,
Öbek öbek olunca, Bahara taç olur

Ne kadar çok olsada derdin!…
Vardır elbet bir bildiği,derdi verenin!….

Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.

Ancak fikirdir varlığın, Gerisi et ve kemiktir bir yığın.

Gençlerin aynada gördüklerinin daha fazlasını, ihti​yarlar bir tuğla parçasında görürler.

Kimde fiziki bir güzellik varsa, bilsin ki ödünçtür.

Cahille sohbet etmek güçtür bilene, çünkü cahil ne gelirse söyler diline.

Karıncaların sesini duyan Rabbim.. Elbette; Gönüllerin feryadını da duyar…

Zîra ki kamer, emre uyup, gökde bölündü, Peygamberimiz, taş ve ağaçlarca bilindi.

Düşüncen konuşmana, konuşman hareketine, hareketin kaderine yansır. Güzel düşün, güzel yaşa.

Bin bahar görse de taş yeşermez.

Davet et, hayret et, af et, tövbe et ama, ihanet etme.

Allah için dökülen gözyaşı, kalbe abdest aldırır.

Dünya geçicidir, aradığını “geçmeyen dünya”da ara.

Yoklukta varlığı göreli bedenim gizli manalar yüzünden eridi, bitti.

Ey ruh aleminden bu dünyaya doğup gelenler! Ölüm gelince ürkmeyin, korkmayın! Bu, ölüm degil, bu ikinci bir doğumdur; doğun, doğun!

Hayat bir nefestir, Aldığın kadar. Hayat bir kafestir, Kaldığın kadar. Hayat bir hevestir, Daldığın kadar.

Başkasının yerine koy kendini; Ağlayan birine “gül”, inleyen birine “sus” deme. Ağlayana omuz ver, inleyene çâre ol.

Cahil insan, gülün güzelliğini görmez, gider dikenine takılır.

Herkes bedeninin ölümünü düşünüyor. Kalbinin ölümünü düşünen yok. Asıl önemli olan, kalbin ölmesidir.

Her şey gelip geçici ey gönül. Bak, az önce aldığın nefes bile geldi geçti. Sen baki olana razı ol.

İnsanlar senin kalbini kırmışsa, üzülme. Allah, ‘ben kırık kalplerdeyim’ diye buyurmadı mı?

Sen Kur’an’daki facir ve kafirlerin kıssasını oku, hallerine bak.Eşinin dostunun ölümlerinden ibret al.

Hiçbir mal sizin değil, neyi bölüşemiyorsunuz ? Hiçbir can sizin değil, niye dövüşüyorsunuz ?

Sesini değil, sözünü yükselt! Yağmurlardır yaprakları büyüten, gök gürültüleri değil.

Minareden düşenin parçası bulunurda , gönülden düşenin parçası bulunmaz.

Takdir-i İlahi gereğince kaybettiğin şeyler, yakinen bil ki senden bir belayı giderir.

Nasıl ki cesedin kıymeti candandır. Canın kıymeti ise Canan’dandır.

Alçak bir herife ilim ve fen öğretmek, yol kesen bir şakinin eline kılıç vermek gibidir.

Ahmaklara verilecek cevap, sükuttan ibarettir.

Her nerede bir dert varsa, deva oraya gider; nerede bir fakr ve zaruret varsa rızık oraya gider.

Bazen halimize Melek’ler imrenir. Bazen de halimizden Şeytan bile iğrenir..

İbret almayı ve uyanmayı kitaptan, sözden, harften ve dudaktan değil, Allah’tan iste!

Geçmiş gitmiş şeye gam yeme, bir şey senden geçtikten sonra onun hasretini çekme!

Sevgili tek olandır. Gelişin de ondandır, gidişin de onadır.

…Ölümden evvel ölüş, azaptan emin oluştur.

İlim kalbe aksederse sahibine yâr olur / Kalıpta kalırsa sâhibine bâr [yük] olur.

Neyi arıyorsan, sen osun.

Hayat bir uykudur. Ölünce uyanır insan, Sen erken davran Ölmeden önce uyan.

Hak kuldan intikamını kul ile alır. Dini irfan bilmeyen bunu kul etti sanır.

Bir insanda, kendini yüksek görme, hırs ve şehvet varsa, bunlar o konuşurken soğan yemiş gibi kokar.

İnsanlarla dost ol! Çünkü kervan ne kadar kalabalık ve halk ne kadar çok olursa, yol kesenlerin beli o kadar kırılır.

Demir gibi cahili, altın gibi bilginden daha kıymetli yapan şey ahlâktır.

İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.

Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.

Vazifesini tam yerine getirmemiş olanın vicdan yarasına ne mazaretin devası ne ilacın şifası deva getirmiş.

Her insan yağmur damlası gibidir. Kimisi çamura, kimsi gül yaprağına düşer.

Bilmek başka, bulmak başka, olmak başka.

Kuru duayı bırak, ağaç isteyen tohum eker.

Kalp deniz, dil kıyıdır. Denizde ne varsa, kıyıya o vurur.

Derdimi seviyorum, biliyorumki derdimi verende beni seviyor. Seven sevdiğinin nazını ölçüyor, sevilen çekmesin de neylesin.

İnsanın ham maddesi topraktır, ama fazla sulandı mı çamurlaşır.

Aşk; Nefsine hakim olan yiğitlerin işidir.

Akarsu nerdeyse orası yeşerir. Gözyaşı varsa rahmet gelecektir.

Sıradan otlar, bir ayda yetişir. Gül yetiştirmek istersen bir yıl bekleyeceksin.

Amaca sabırla varılır. Acele ile değil.

Öfke rüzgar gibidir, Bir süre sonra diner; ama birçok dal kırılmıştır bile.

İncitme! İncittiğin yerden incinirsin.

Kalbinizle yaptığınız her şey, size geri dönecektir.

Güzel olan, her zaman iyi değildir; Ama iyi olan, her zaman güzeldir…

İyi ki geçiyorsun zaman.. Ya acının en derinime işlediği bir anda donsaydın?

Dost; Acı söyleyen değildir, acıyı tatlı söyleyebilendir.

Sizi üzenlere hala selam veriyorsanız, bu vicdanınızın sadakasıdır.

Sen verdikçe dost görünen çok olur. İste de gör hepsi birden yok olur. Sen kendi kendine yetmeyi öğren; Tüm dünyanın malına gönlün tok olur.

Secde ve rükû, varlık tokmağını, Allah kapısına vurmaktır. Çok vur, mutlaka açılır kapı.

Münafığın özrü kabul edilmez. Çünkü o özür dilindedir kalbinde değil.

Denizin dibinde incilerle taşlar karışık olarak bulunurlar, övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunurlar.

Hem gam çağında, hem esenlik çağında Allah’a dayanmadan, tümden ona teslim olmadan başka her şey düzendir, tuzaktır.

Kurdun kuzuyu yemeye niyetlenmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Şaşılacak olan odur ki bu kuzu, kurda gönül bağlamış, aşık olmuştur.

Filozofların felsefesi, insanoğlunun zan ve şüphesini artırır. İslam’ın hikmeti ise, insanı yücelere ulaştırır…

Ey İnsan Kaf Dağı kadar yüksekte olsanda, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma herşeyin bir hesabı var üzdüğün kadar üzülürsün.

Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da hiç kimse padişah olmadı.

Cibilliyetsize ilim öğretmek, eşkıyanın eline kılıç vermektir.

Çalınan her kapı hemen açılsaydı, Ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı..

Gözünüzü açıp Kur’ân’a bakınız. Allah kelâmı olan kur’an’ın tüm ayetleri edep öğretmektedir.

İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.

AŞK Acısı taşımayan Yürek ; Ya Deliye aittir, Ya Ölüye.

Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?

Bir insanın neye güldüğü akıl seviyesini nasıl güldüğü ahlak seviyesini gösterir.

İçteki kiri su değil, ancak gözyaşı temizler.

Ey gönül! Ne tuhaf değil mi? Bir ömür, şah damarından daha yakın bir Sevgiliyi aramakla geçiyor.

Denizde inciler derinde olur. Çerçöp sahilde olur.

Her zaman doğruyu söyle, ama her zaman her doğruyu değil.

Aklın varsa bir başka akılla dost ol da, işlerini danışarak yap.

Şikâyetçi kötü huyludur. İyi huylu şikâyet etmez. Tahammül eder.

Aşık olunca, kalbin öyle çok yüksek sesle atar ki; Aklının sesini asla duyamazsın.

Cebi zengin fakat ruhu fakir olan insanın hali çok rezil ! Çünkü o; ‘herşeyin fiyatını bilir, değerini değil.

İnsanlar, güller arasında dikenler bulunduğundan şikayet edeceklerine, dikenler arasında güller yaratıldığına şükretmelidir.

İsyanlardayım” dedi. Hayır, imtihanlardaydı. Fark etseydi, kurtulacaktı.

İmtihan içinde imtihan vardır. Derlen toplan da, ufak bir imtihanda satma kendini!

Ayağına batan dikenler, aradığın Gül’ün habercisidir.

Geminin içindeki su, gemiyi batırır. Geminin altındaki suysa, gemiye arka olur.

Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah’ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.

Edepli Edebinden Susar, Edepsiz de Ben Susturdum Zenneder…

Sahip olduklarına şükretmeyi bilmeyenin, kaybettiklerine isyan etmeye hakkı yoktur.

O kadar çok koşmayın, o kadar yorulmayın, şu yerin altında çırak ne olmuşsa usta da o olmuştur.

Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.

Hiçbir ölü öldüğüne hayıflanmaz, sadece azığının azlığına hayıflanır. Ölen kuyudan ovaya çıkmış demektir.

Bir insan bilmiyorsa ne istediğini, hem seni ziyan eder , hem kendini…Dibini görmediğin suya dalmadığın gibi,emin olmadığın sevgiye teslim etme kendini…

Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.

Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de, şeytandan dert satın alır.

Aşk, davaya benzer, cefa çekmek de şahide. Şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki!

Her rüzgarla otlar gibi sallanırsan, dağlar kadar olsan da bir ota değmezsin.

Kapı açılır, sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman, bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!

Güneş, herkesin üzerine eşit doğar. Ama; gül başka, leş başka kokar.

Dostun yanına hediyesiz gitmek,buğdaysız değirmene gitmek gibidir.

Bil ki.. Domuzların önüne elmaslar serilmez, mücevherden ancak sarraflar anlar başkası bilmez, ne fark eder ki kör insan için elmas da bir cam da, sana bakan kör ise kendini camdan sanma.

Gerek yok her sözü laf ile beyana. Bir bakış bin söz eder, bakıştan anlayana.

Gönül kazanmak istiyorsan, sevgi tohumu ek.. Cenneti kazanmak istiyorsan, yollara diken serpmekten vazgeç!..

Hayatının gidişi, Hz.Muhammed’in sünnetinden sapmasın. Onu bırakma! Aklına ve hünerine az güven!

Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.

Kopan gülün dalında durması ne kadar zorsa… Kırılan kalbinde onarılması o kadar zordur!..

Irz ve namustan mahrum olanlar, millet ve vatan hissi taşımazlar; böylelerinden sakınılmalıdır.

Kendini noksan gören kişi, olgunlaşmaya on atla koşar. Kendini olgun sanan ise Allah’a bu zannı sebebiyle ulaşamaz.

Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.

Nefsinin istediğini yapıp da bir de “inşallah” demek Allah’la alay etmektir. Kimi kandırıyorsun?

Şunu iyi bilki;eğer, gönlün, sırlarına mezar olursa muradın çabucak hasıl olur.

Maksada sabırla erişilir, aceleyle değil! Sabret, doğrusunu Allah daha iyi bilir.

Duydum ki gıybetimi yapmışsın,yüzüme söylemekten kaçmışsın.Benim gibi bir acizden korkmuş Allah’tan korkmamışsın.

Aşk, öyle engin bir denizdir ki, ne başlangıcı ne de sonu vardır.

Varlığınızda kıymetinizi bilmeyenleri, yokluğunuzla terbiye edin.

Allah üstünlük bakımından göz yaşını şehitlerin kanı ile eş tuttu.

Birşeyi bulunmadığı yerde aramak aramamak demektir.

Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.

Herkes aynı fikirdeyse, hiç kimse yeterince düşünmüyor demektir.

Gözyaşının bile görevi varmış; ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.

Kötü huylu güzel yüz, sahte paraya benzer.

Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.

Her birimiz tek kanatlı melekleriz ve bizler ancak birbirimizi kucaklayarak uçabiliriz.

Nasibinde varsa, alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa, bütün cihan önüne serilse sana ters

Kadınlarda hayvani sıfat fazladır. Çünkü kadın koku ve renge fazlaca meyleder.

Bir gönül yapmak gelmiyorsa elinden, bari bir gönül yıkılmasın dilinden..

Sütten çıkınca bütün kaşıklar aktır. Önemli olan, içinden çıktığın sütü ak bırakmaktır…

Her şeyi, aramadıkça bulamazsın; fakat bu dost başka; bunu bulmadan arayamazsın.

Kanat vardır Doğanı padişaha götürür;Kanat vardır Kuzgunu leşe götürür.

Hiç kimseye hak ettiğinden fazla değer verme; ya onu kaybedersin ya da kendini mahvedersin.

Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.

İnsanı gördüklerinden ibaret sayma, göremediklerinde ara, İçidir hakikatin resmi, dışı sadece bir manzara.

Sen uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, tutmayacak bir ele uzattığın için kendine mi kızgınsın ?

Aşk; sandığın kadar değil, yandığın kadardır.

Kendine değer ver ve gönlünü olgunlaştır, çünkü sen bedeninle değil.. Ruhunla insansın…

Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.

Eden kendisine eder. Yapan, bulur ve çeker. Unutma! Kazanmak koca bir ömür ister. Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter.

Uğraşma boşuna. Seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar. Gördükleri, ancak kendi anladıkları kadarı olacak.

İnsan dostunun huyunu alır.

Dilini terbiye etmeden önce yüreğini terbiye et; Çünkü söz yürekten gelir, dilden çıkar.

İyilerle herkes iyi olur. Marifet kötülerle iyi olabilmek.

Mücevherler vakitle alınabilir ama vakitler mücevherle alınamaz.

Beni bir ben bilirim, bir de Yaradan. Bana bir ben lazımım, bir de Anlayan.

Sabret ki herşey hissettiğin kadar derin ve sonsuz olsun. Sabret ki herşey gönlünce olsun.

Cahille girme münakaşaya. Ya sinirini zıplatır tavana, ya da yazık olur adabına.

Sanmasınlar Yıkıldık, Sanmasınlar Çöktük, Bir Başka Bahar İçin Sadece Yaprak Döktük.

Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.

Her şey kader ile takdir edilmiştir. Kısmetine razı ol ki rahat edesin.

Sanma ki dert sadece sende var; sendeki derdi nimet sayanlar da var…

Güzel günler sana gelmez, sen onlara yürüyeceksin.

Niceleri kadın alarak Kârun gibi zengin oldu; niceleri de kadın yüzünden borçlandı gitti!

Bütün bilimlerin özü “Mahşer günü ben kimim, ne hale geleceğim” ilmini bilmektir.

Evin başı erkektir;
Ama kadın da boynudur.
Unutma ki!
Boyun ne tarafa isterse,
Baş o tarafa gider!…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s