Salavat-ı Azimiyye ( Her Cuma Okunmalı)
SALAVÂT-I AZİMİYYE[81]

اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِنُورِ وَجْهِ اللّٰهِ الْعَظِيمِ الَّذِي مَلَأَ أَرْكَانَ عَرْشِ اللّٰهِ الْعَظِيمِ وَقَامَتْ بِهِ عَوَالِمُ اللّٰهِ الْعَظِيمِ أَنْ تُصَلِّيَ عَلَى مَوْلاَنَا مُحَمَّدٍ ذِي الْقَدْرِ الْعَظِيمِ وَعَلَى آلِ نَبِيِّ اللّٰهِ الْعَظِيمِ بِقَدْرِ ذَاتِ اللّٰهِ الْعَظِيمِ فِي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ عَدَد مَا فِي عِلْمِ اللّٰهِ الْعَظِيمِ صَلاَةً دَائِمَةً بِدَوَامِ اللّٰهِ الْعَظِيمِ تَعْظِيماً لِحَقِّكَ يَا مَوْلاَنَا يَا مُحَمَّدُ يَا ذَا الْخُلُقِ الْعَظِيمِ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَى آلِهِ مِثْلَ ذَلِكَ وَاجْمَعْ بَيْنِي وَبَيْنَهُ كَمَا جَمَعْتَ بَيْنَ الرُّوحِ وَالنَّفْسِ ظَاهِراً وَبَاطِناً يَقَظَةً وَمَنَاماً وَاجْعَلْهُ يَا رَبِّ رُوحاً لِذَاتِي مِنْ جَمِيعِ الْوُجُوهِ فِي الدُّنْيَا قَبْلَ الآخِرَةِ يَا عَظِيمُ.

“Allahümme innî es’elüke (innâ nes’elüke) binûri vechillâhil azîm. Ellezî melee erkâne arşillâhil azîm. Ve kaamet bihî avâlimullâhil azîm. En tüsalliye alâ mevlânâ muhammedin zilkad-ril azîm. Ve alâ âli nebiyyillâhil azîm. Bikaderi azameti zâtîllâhilazîm. Fî külli lemhatin ve nefe*sin adede mâ fî ilmillâhil azîm. Salâten dâimeten bidevâmillâhil azîm. Ta’zîmen lihakkıke yâ mevlânâ yâ Muhammedü yâ zel hulûkıl azîm. Ve sellim aleyhi ve alâ âlin. Misle zâlik vemâ beynenâ ve beyneh. Kemâ cemağte beynerrûhı vennefs. Zahiren ve bâtınen yekazaten ve menâmâ. Vec’alhü yâ rabbi rûhan lizâtinâ min cemî’ıl vücûh. Fiddünyâ kablel’âhıre. Yâ azîm”[82]
[81] Mevlitlerde ikinci ayağa kalkışta okunan salâvat. Zamanımızda bu usul terk ettirildi. Bu nedenle Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin manevi huzurunda ayağa kalkmayan yerlerde felaketler arttığı için bu konuda duyarlı olmak gerekir.

[82] “Zaman ve mekân teayyünâtından, ervahın, eşbâhın halk ve icadından mukaddem, söz ile ta’rîf ve tavsife, hâlen keşf ü izaha sığamayan, (Merte-be-i lâ teayünden) ya’ni nûr-ı Zât-ı lâ yezelî’den halk olan, “Hakikat-ı Muhammediye” vasf-ı cemîli ile mevsûf bulunan nûr-ı mübîn-i Ahmed’i halke*den Allahü Azîmüşşân’dan yalvarıyoruz.

O nûrül Envâr olan Habîbin hür*metine bizi huzuruna âvâre, bîçâre, yüzü kara çıkarmamanı, Habîbine lâyık insan eylemeni;

Defter-i amalimiz günah işleriyle kararmışsa Şâh-ı Rüsül hürmetine onu yak bizi yakmamanı,

Kalbimize huzur ihsan eylemeni, seâdet ve selâmet yollarını açmanı, bir şeyi her şey, her şey’i bir şey yapan Halikımız!

İstediğini istediğine veren, istediği vakit almak kudretinin sahibi olan yegâne Ma’bûdumuz!

Habîbinin bu âleme tenezzülen teş*rifini duyduğumuz ande kıyam eyle*dik, tehıyyât, teslimat, tekrîmât, dili*mizin döndüğü kadar salâvat getirdik. Bunları afvımıza bahane kılmanı, yerleri*mize oturmadan bizi afv eylemenizi diliyor ve istiyoruz. El Fatiha.” (Şemseddin YEŞİL kaddese’llâhü sırrahu’l azîzin Türkçesiyle; Dua Kitabı, 1993, İstanbul, s. 151-153)

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s