Haftalık Muhâfaza İçin Okunacak Duâ

Bunu bir yere not edin!

Haftalık Muhâfaza İçin Okunacak Duâ

Müsnedü’l-Firdevs isimli eserde zikredilen bir hadîs-i şerîfe göre: Her kim salı günü üç kere:

‎اَللّٰهُمَّ يَا كَافِيَ الْبَلَاءِ إِكْفِنَا الْبَلَاءَ قَبْلَ نُزُولِهِ مِنَ السَّمَاءِ

‎يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ

derse bir salıdan diğer salıya kadar muhâfaza olunur.

Allahümme Yâ Kâfiyel belâi ikfinâl belâe gable nüzûlihi minessemâi

Yâ Allah Yâ Allah Yâ Allah Yâ Allah Yâ Allah Yâ Allah Yâ Allah

Her Çarşamba Gecesi Okunması Tavsiye Edilen Bir Terkib

Mâü’l-ayneyn Hazretlerinin ehli hayrdan ve ehli ilimden güvenilir zatlardan naklettiğine göre her çarşamba gecesi yani salıyı çarşambaya bağlayan gece akşamla yatsı arasında aşağıdaki terkibi okumaya devam eden kişiyi Allâh-u Te‘âlâ o sene inecek bütün belâlardan muhâfaza eder.

Yüz kere: بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

“O Rahmân ve O Rahîm olan Allâh’ın ismiyle!”

Yüz kere: “ياَ خاَلِقُ”

Yüz kere: “سُبُّحٌ قُدُّوسٌ”
Yüz kere: لَاحَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ

“Günahlardan dönüş ve ibâdete kuvvet ancak Yüce ve Ulu olan Allâh-u Te‘âlâ’nın yardımıyladır.”

Mâü’l-Ayneyn, Na‘tü’l-Bidâyât, s.168

EŞİYLE VEYA HERHANGİ BİRİYLE MÜNASEBETİ BOZUK OLANLAR ;

EŞİYLE VEYA HERHANGİ BİRİYLE MÜNASEBETİ BOZUK OLANLAR ;

Bunu düzeltmek isteyen kişi cuma gecesi kalkıp Allah rızası için 2 rekat nafile namaz kıldıktan sonra bu iki Ayeti Kerimeyi ;

” ( Ey insanlar !) Andolsun ki elbetde muhakkak size kendi nefislerinizden ( sizin gibi beşer ) olan pek değerli bir Resul gelmiştir ki , sıkıntıya uğramanız ona çok ağırdır , siz ( in iman etmenize ve tüm işlerinizin yoluna girmesin ) e karşı çok düşkündür ve inananlara çok esirgeyicidir, pek acıyıcıdır.

Eğer onlar yüz çevirirlerse , sen de ki : ‘ Bana yetecek olan ancak Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilah yoktur..Ben ancak O’na tevekkül ettim. O çok büyük olan arşın Rabbi de ancak O dur.” ” ( Tevbe Suresi 128-129 )

‎بِسْــــــــــــــــــــــ

‎مِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

‎لَقَدْ جَاءكُمْ رَسُولٌ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِالْمُؤْمِنِينَ رَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

‎فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ

BismillahirRahmanirRahim

Lekad câekum resûlun min enfusikum azîz(azîzun), aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu’minîne raûfun rahîm

Fe in tevellev fe kul hasbîyallâh(hasbîyallâhu),

lâ ilâhe illâ hûv(hûve), aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azîm

30 KERE OKUR. SONRA ;

RESULULLAH ( S.A.V.) E 100 KERE SALAVATI ŞERİFE GETİRİR VE

ARASININ DÜZELMESİNİ İSTEDİĞİ KİŞİYİ NİYETİNE ALARAK DUA EDERSE

ALLAH’Ü TEALA’NIN İZNİYLE O KİŞİYLE ESKISINDEN DAHA MUHABBETLİ BİR HALE GELİR.

KADINLARIMIZ ÖZGÜRLEŞTİKÇE TOPLUM KÖLELEŞİYOR

KADINLARIMIZ ÖZGÜRLEŞTİKÇE TOPLUM KÖLELEŞİYOR

Kocasıyla birlikte kayınvalidesi ve kayınpederine yemek hazırlayan kadın köle, Patronu istediği için elin adamlarına yemek hazırlayan kadın özgür.

Evde oturup çocuğunu büyüten kadın köle, Kreşte çalışıp çalışan kadınların çocuklarına bakan kadın özgür.

Haramdır diye saçının telini yabancıya göstermeyen kadın köle, kuaföre saçlarını teslim edip sonra da “Bu saç stili size çok yakıştı, herkes size bayılacak” gazıyla kendini sokağa atan kadın özgür.

Evde kocasının lafına katlanan kadın köle,

İşyerindeki erkek mesai arkadaşlarının lafatmalarına gülüp geçen kadın özgür.

Evde eşi ve çocuklarına kahvaltı hazırlayan kadın köle,

İşyerinde onlarca erkeğe kahvaltı hazırlayan kadın özgür.

Eşinden rahatsız edici bir söz veya davranışa muhatap olduğunda hemen kızına arka çıkıp kabaran ve “Ben kızımı sana köle olarak vermedim, benim kızım senin kölen mi? Diye feryadı basan ebeveyn acaba gerçekten kızına karşı kölesi gibi davranan patronuna aynı şekilde posta koyabiliyor mu? Neden? Sebep para değil mi? Paranın esiri olan kadının kendini özgür zannetmesi.

Evde misafire bir bardak çay vermeye üşenen kızın hostes olabilmek için çalmadığı kapı yok. Sebep? 2 kişiye çay vermek kölelik, 200 kişiye çay vermek özgürlük.

Haram olduğu için yabancı bir erkekle tokalaşmayan kadın köle,

haram helal demeden kendine uzatılan eli havada kapan kadın özgür.

Allah’ın rızasını elde etmek için nefis ve şeytanın isteklerine boyun eymeyip “Biz Rabbimizin bize çizdiği sınırlara razıyız, yeter ki O bizden razı olsun” diyen kadın köle,

“Islâm kadını köleleştiriyor” demek suretiyle Şeytanın avukatlığını ve maskaralığını yapan özgür.

Allah’ın emriyle İsa aleyhisselama hamile kaldığında “keşke ölseydim de bu imtihanı görmeseydim” diyen Hz. Meryem köle,

“Sevişirim cenabet gezerim, hamile kalırım doğurmam” diyen kadın özgür.

“Cenazemi gece defnedin erkekler görmesin” diyen Hz. Fatıma köle,

Karnı burnunda bikini ile plajda oturan kadın özgür.

Bütün bu yazdıklarıma bakıp da kimse benim kadının çalışmasına karşı olduğumu düşünmesin. Islâm kadına çalışma yasağı koyan bir din değildir.

İslâm’a göre “mal ayrımı” sistemi esastır ve Kur’ân-ı Kerîm “Kadının kazancının kadına ait olduğunu” beyan eder (Nisa 32). Gerek bu âyet gerek Zeyneb bnt. Cahş annemiz ve başka kadınların ticaretle meşgul oluşları ve gerekse fıkıh kitaplarında yer alan şer’î hükümler kadının çalışmasının meşruiyetini ortaya koymaktadır.

Önemli olan kadının çalışıp çalışmaması değil, çalışırken günaha girmemesi, bir haram irtikap etmemesidir. Tabii kadına haram olan erkeğe de haramdır. Onlar için de çalışırken harama bulaşmamak asıldır.

Basit bir örnekle anlatacak olursak kadının denize girmesi değildir haram olan tesettür emrini ihlal ederek girmesidir.

Kadının süslenmesi değildir haram olan, namahremine karşı süslenmesidir.

Hiç kimse Allah’a kulluk etmeye çalışan kadını köle, Allah’a isyan edip şeytana itaat eden kadını hür diye yutturmaya kalkmasın. Vesselam.

ŞİFA SALAVAT-I ŞERİFESİ SAMİ EFENDİ (K.S) HAZRETLERİNİN BİR TAVSİYESİ!

ŞİFA SALAVAT-I ŞERİFESİ

SAMİ EFENDİ (K.S) HAZRETLERİNİN BİR TAVSİYESİ!

Sahibü’l-Vefa Musa Topbaş (ks) hazretleri anlatır:’’Bir zaman kendimde şiddetli bir kabız (manevi daralma, sıkıntı) hali hissettim. Bu hal biraz uzun sürünce de, halimi Muhterem Üstadım Mahmud Sami (ks) hazretlerine arz etmeye ve dualarını istemeye karar verdim.’’ Buyurdular ki:’’Evladım! Biz de Cenab-ı Hakk’ın aciz bir kuluyuz. Cenab-ı Hakk’a istiğfar et! Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz hazretlerinin ruhaniyetine sığın ve şu duaya devam et: (ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN TIBBU’L-KULUBİ VE DEVAİHA VE AFİYETİ’L-EBDANİ VE ŞİFAİHA VE NURİ’L-EBSARİ VE ZIYAİHA VE ALA ALİHİ VE SAHBİHİ VE SELLEM) buyurmuşlardır.

Not : Bu aynı zamanda Şifa Salavat-ı Şerifesidir. Her gün 70 kere okumakta fayda vardır, İnşaallah!

Mahmud Sami Ramazanoğlu hazretleri buyurmuşlar ki;”Her kim (ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN TIBBU’L-KULUBİ VE DEVAİHA VE AFİYETİ’L-EBDANİ VE ŞİFAİHA VE NURİ’L-EBSARİ VE ZIYAİHA VE ALA ALİHİ VE SAHBİHİ VE SELLEM) şifa salavat-ı şerifeyi akşam namazından sonra yedi kere okursa o kişiye kalp rahatsızlığı isabet etmez”

MANASI:

Ey Allahım ! kalblerin doktoru ve devası, vucutların şifası, gözlerin nuru ve ziyası olan Muhammed’e (S.A.V.) aline ve ashabına salatu selam eyle.

“Üstad Ali Ulvi Kurucu şöyle anlatıyor…!!!

“Üstad Ali Ulvi Kurucu şöyle anlatıyor…

1991 senesinde Medîne-i Münevvere’de terâvih namazı kılıyorduk.

İmâm Şıh Eyyûb idi. Ürdünlü yaşlı bir baba ile iki oğlu önümde namaz kılıyorlardı.

İmam, bayâtî makâmında çok hazin bir sesle Şûrâ sûresinin başından okumaya başladı:

“Hâ Mîm Ayn Sîn Kaf… Azîz ve Hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur.

O yücedir, uludur. Neredeyse yukarılarından gökler çatlayacak!

Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzündeki (mü’min)ler için mağfiret diliyorlar. İyi bilin ki Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir.” (Şûrâ, 1-5)

İmâm 5’inci âyeti okuyunca önümdeki ihtiyar birden yere düştü…

İki oğlu selâm verip yandaki bidondan Zemzem getirdiler. Saftaki insanlar da “Acaba öldü mü?” diye endişelendiler.

İhtiyar zât, oğullarına “Namazınıza devam edin!” diye eliyle işaret etti. Onu sağ tarafına yatırdılar.

Birisi, abasını çıkarıp başının altına koydu. İhtiyar bir taraftan ağlıyordu. Namaz bitince herkes:

“–Geçmiş olsun, geçmiş olsun!” deyip gittiler.

Ben kaldım. İhtiyar, için için, sessiz sessiz ağlamaya devam ediyordu.

Yaklaştım:

“–Geçmiş olsun amca, hayırdır inşaallah” dedikten sonra yavaşça ve nezâketle sordum:

“–Amca, âyet-i kerîmeden mi müteessir oldunuz? Hz. Ömer efendimize de böyle olmuştu. Birisi «Ve’t-tûr» sûresini okuyormuş, Hz. Ömer de böyle düşüp bayılmış.”

Ben böyle deyince ihtiyar amca ağlayarak şu cevabı verdi:

“–Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzündeki (mü’min)ler için mağfiret diliyorlar.»

Şıh Eyyûb bu âyet-i kerîmeyi okurken, baktım, mihrapta Peygamber-i Zîşânı gördüm:

«–Melekler ümmetime dua ederler, istiğfar ederler de ben etmem mi?» diyor, mihrapta dua ediyordu…

Gözümün önünde öylece tecellî etti; dayanamadım, ayaklarım (gövdemi) taşıyamadı, yere yıkıldım.”

(M. Ertuğrul Düzdağ, Üstad Ali Ulvi Kurucu. Hatıralar)